İnsanı, hayatı, tabiatı, sevgiyi ve ruhu anlatmak gerçekten çok zor bir iştir. Sahici insanlar, felsefi, edebi, sanatsal, dini, ahlaki ve bilimsel açılardan insana, hayata, aşka, umuda, barışa, adalete ve doğaya dair derinlikli ve nitelikli evrensel düşünceler ifade edebilirler. 25 Ekim 1894 Tarihinde Sivas’ın Şarkışla ilçesinde doğan Aşık Veysel, bütün insanlığa hitap eden eserleriyle Allah’ı, insanı, sevgiyi ve barışı anlatan sahici bir ozan bilgedir.21 Mart 1971 Tarihinde Sivas’a bağlı Sivrialan’da hayatını kaybeden Aşık Veysel’in 123. Doğum günü bu günlerde kutlanmaktadır.

Aşık Veysel’in düşüncesinde hayat, hep yolda olmak demektir. İnsanın dünyanın sınırlılıklarının farkında olarak yorulmadan sürekli olarak hayatı anlamlı yaşamaya çabalaması gerekmektedir. Aşık Veysel, Uzun İnce Bir Yoldayım isimli eserinde, insan, hayat ve dünya arasındaki ilişkiyi yol metaforu üzerinden anlatmaktadır: “Uzun ince bir yoldayım, Gidiyoum gündüz gece, Bilmiyorum ne haldeyim, Gidiyorum gündüz gece, Dünyaya geldiğim anda, Yürüdüm aynı zamanda, İki kapılı bir handa, Gidiyorum gündüz gece.”

Ademoğlunun topraktatn olduğu bilincini hep canlı tutmaya çalışan Aşık Veysel, toprakla bütün olma bilincine sahip olundukça kişinin gerçek anlamda insani bir hayat yaşayacağını düşünmektedir. Aşık Veysel için toprak, en sadık yar ve yoldaştır. Aşık Veysel’in dizelerinde toprak, varoluşu anlamlandıran en değerli kaynaktır: “Ademden bu deme neslim getirdi, Bana türlü türlü meyva yetirdi, Her gün beni tepesinde götürdü, Benim sadık yarim kara topraktır.” Toprak, insanın yaratılış hammadesi olduğu gibi, insan neslinin ve hayatının devamını sağlayan kaynak, insanın bütün ihtiyaçlarını doğal bir şekilde karşılamasını sağlayan bir ev konumundadır. Toprak, Allah’ın insana vermiş olduğu bütün nimetleri kendisinde barındıran hakiki evdir. Veysel, Allah, insan ve toprak arasındaki ilişkinin hep yakın olmasına vurgu yapmaktadır. İnsan, Allah ve toprağın hiçbir şekilde yabancılaşmaması gerektiğini vurgulamaktadır. Aşık Veysel, bizi, Allah yolunun insanı ve toprağa yakın olan akraba olmaya davet etmektedir: “Hakikat ararsan açık bir nokta, Allah kula yakın kul Allah’a, Hakk’ın hazinesi gizli toprakta, Benim sadık yarim kara topraktır.”

Aşık Veysel’e göre, insanın hikmetle ve ilimle donanması gerekmektedir. İnsanın yabancılaşması ve uzaklaşması gereken en büyük kötülük, cehalettir. Veysel’e göre cehalet, insanın içini boşaltan, onu sığlaştıran ve yüzeyselleştiren bütün kötülüklerin kaynağıdır. Veysel, insan ve cehalet zıtlığını şu şekilde ifade etmektedir: “İnsan bir deryadır ilimle mahir, İlimsiz insanın şöhreti zahir, Cahilden iyilik beklenmez ahir, İşlediği amel hali yalandır..” İlim ve hikmet, gerçek bir varlık olarak gerçek bir hayat yaşamamızı sağlayan hakiki yoldur. İnsanı gerçek kılan ilimdir. Cehalet, insanı ve hayatı bir sahteliğe dönüştüren yıkıcı bir illüzyondur.

En büyük cehalet, insanın insanı hor görmesidir. Aşık Veysel, insanlığı birbirine hor görmemeye davet etmekte ve sapkınlık düzeyindeki üstünlük yanılgısının temelsizliğini ortaya koymaktadır: “Beni hor görme kardeşim, 
Sen altınsın ben tunç muyum?, 
Aynı vardan var olmuşuz
, Sen gümüşsün ben saç mıyım?” Aşık Veysel, insanlığın ortak bir kaynaktan geldiğini ve insanın sadece içindeki nefsi öldürerek fıtratını yaşayacağını söylemektedir: “Topraktandır cümle beden, Nefsini öldür ölmeden, Böyle emretmiş yaradan, Sen kalemsin ben uç muyum?”

Aşık Veysel, kesret içnde vahdeti yani farklılıklar içinde birliği öğrenme olgunluğuna ulaşmak yoluyla gerçek anlamda bir insani toplum olacağımızı düşünmektedir. Bizi bir arada tutan Aşkın Hakikatin bütün yapay aidiyetlerin üstünde olduğunu ve insanlık davası temelinde ortaklaşmamız gerektiğini şu şekilde ifade etmektedir: “Allah birdir Peygamber Hak, 
Rabbül âlemindir mutlak, 
Senlik benlik nedir bırak, 
Söyleyim geldi sırası, Kürt’ü Türk’ü ne Çerkez’i, 
Hep Ademin oğlu kızı, 
Beraberce şehit gazi, 
Yanlış var mı ve neresi… Şu âlemi yaratan bir 
O’dur, Külli şeye kâdir, 
Alevi Sünnilik nedir? 
Menfaattir varvarası.. Cümle canlı hep topraktan, 
Var olmuştur emir Haktan, 
Rahmet dile sen Allah’tan, 
Tükenmez rahmet deryası, Veysel sapma sağa sola, 
Sen Allah’tan birlik dile, 
İkilikten gelir bela, 
Dava insanlık davası…”

Aşık Veyse, toprağın kökümüz olduğunu, Allah’a kul olmak gerekliliğini, dünyanın gelip geçici olduğunu, hiç bir nesnenin ve amacın insandan önemli olmadığını, insan olmanın tevazu, erdem ve bilgiyle gerçekleştiğini bize yalın, saf ve doğal bir şekilde öğretmektedir. İnsanlık değerlerini bize hatırlatan Aşık Veysel’i, onun insan sevgisiyle dolu davetini anlayarak analım: “Ben giderim adım kalır, 
Dostlar beni hatırlasın.. 
Düğün olur bayram gelir 
Dostlar beni hatırlasın.. Can bedenden ayrılacak, 
Tütmez baca yanmaz ocak, 
Selam olsun kucak kucak, 
Dostlar beni hatırlasın…”


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.