Neden Sürgün Âlimler?

Malumdur ki sürgün âlimler seçmece âlimlerdir. Zira zalim sultalar; dik duran, nokta kadar menfaat için virgül gibi eğilmeyen ulemaya, vebalı muamelesi yaparlar. Bu hemen her devirde ve her sistemde de böyledir. Dolayısıyla zalim sultalara yarananlar, gelene ağam, gidene paşam modunda geçinip giderler. Ama cevher taşıyan, ilmin hakkını veren ulema böyle değildir. Onlar şu hadisin manasını çok iyi bilirler. “Cihadın en faziletlisi, zâlim sultanın karşısında hakkı ve adaleti söylemektir.” (Ebû Dâvûd, Melâhim 17; Tirmizî, Fiten 13. Ayrıca bk. Nesâî, Bey’at 37; İbni Mâce, Fiten 20)

Gelmiş geçmiş tüm peygamberlerin sürgün yemiş olmaları ve hicrete mecbur kalmaları boşuna değildir. Nitekim başka bir hadiste de efendimiz (sav) “İnsanların en çok çile çekenleri peygamberler, sonra da onlara en çok benzeyenelerdir.” Buyurur. Kısacası sürgün yemiş ve dünyanın dört bir yanından ülkemize hicret emiş bulunan muhacir ulema, önemlidir.

Bilindiği üzere ülkemiz, hiçbir İslam ülkesinin yaşamadığı harf devrimi gibi büyük bir felaket yaşadı. Bir gecede milyonlar, okuryazar, hatta âlim olarak yattı, ertesi güne ümmi olarak sabahladırlar. Sonra elifba bulundurmanın dahi idamlık suç sayıldığı yıllar başladır. Bu ilim açıdan ülkemizin en çorak yıllarıdır. Hala bu gün olmuş, o büyük zarar telafi edilememiştir. Yıkılan şehirleri ülkeleri yeniden inşa etmek kolaydır. Ama ilim havzaları yıkıldığında, onları inşa ve ihya etmek o kadar da kolay değil.

Bunun sonucunda vatanın ilim ve bilim omurgasını oluşturan vatanperver ulemanın büyük bir kısmı heba oldu. Sürgün, infaz, idam, zindan vs. yakın tarihimiz ısrarla örtülmek istense de bazı hakikatler kısmen de olsa açığa çıkmıştır. Bu konuda o kapkara günleri yaşayanların anıları dahi çok şey anlatmaktadır.

Sonrasında ilim sahasında nasıl bir çorak devrenin yaşandığı malum. 19 buçuk yıl, Arapça aslıyla ezan okumanın dahi yasaklandığı yıllar. Halk evlerinde gençlerin; Darwin teorisi, komünizm, sosyalizm, faşizm vs. öğrendikleri yıllar… Dinin insanı uyuşturan bir afyondan beter görüldüğü ve gösterildiği yıllar… İslami kisveye savaş açılıp Frenk taklitçiliğinin altın çağını yaşadığı vs. yıllar... Bunup neticesinden din, özü gibi gösterildi. Nesil hızla İslam’dan ve ilimden uzaklaştırıldı. Öyle ki köylerde kasabalarda insanlar cenazelerinin teşyi’ ve tedfinini yapacak kimse bulamaz hale geldiler.

Daha sonra laik cuntanın rengine boyanmış âlim müsveddesi koltuk sakini akademisyenler yetişti. Yıllarda cuntanın tuzluğu konumunda devam edenlerin bir kısmına 28 Şubat sürecinde hep beraber ibret ve dehşetle şahit olduk. İşte şu anda kimi deist, kimi ateist, kimi reformist, Kur'an ve Sünnete şaşı bakmada, oryantalistlere bile taş çıkartacak tipler mebzul miktarda mevcuttur maalesef.

Bu akademisyenlerin ilim, bilim, vatana millete hizmet gibi bir dertleri olmadı, alamazdı da. Çok belli bir ideolojinin, tek tip kurşun askerleri olarak yetiştirildiler. O dönemde ilim ve vatan sevdalısı ve ümmet bilinci taşıtan ulemasından fırsat bulanlar hicrete mecbur olmuşlardı. Darağaçlarına çekilen, zindanlara mahkûm edilenlerin sayısı; binler, belki on binlerle ifade edilebilir.

İşte bu gün de ülkemize hicret ederek gelen binlerce ulema, aynı konumdadır. İçlerinde elbette istisnalar olabilir. Ancak malumdur ki istisnalar kaideyi bozmaz. Dışarıdan terör damgasıyla ülkemize sığınan bu insanlar, ilmi donanım, ahlak, fazilet ve erdemde seçmece insanlardır.

Her devren adamı (!) ve bulut nerdeyse tarlayı oraya kaldıran tipler, her zaman ve zemine ayak uydurduklarından, hicret etmelerine falan gerek kalmaz. Hatta “adam” olanlar için zor olan böylesi zamanlar, böylesi silik tipler için büyük fırsattır. Nitekim onlar bu fırsatları her zaman cana minnet bilip en güzel bir şekilde değerlendirmişlerdir. Keselerini doldurmuş, koltuklarını daha ihtişamlı hale getirmişlerdir. Bunların epeyce sini şu an Mısır, Suudi Arabistan, körfez ülkeleri vb. yerlerde bolca ve üzülerek görmekteyiz.

Ama peygamber varisi rabbani davetçi âlimlerin bir kısmı aynen bizim tek parti dönemindeki gibi ya şehit oldular. Ya şu zindanlarda terörist muamelesine tabi tutulmaktadırlar. Onlardan hicret edebilenlerden epeyce bir kısmı ise şu ülkemizdedirler. İşte bu ulemanın muattal durması, sadece, ülkemiz için değil, ümmet için de büyük bir kayıptır. Selam… Dua…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner623

banner624