Geçen hafta Almanya’da yapılan seçimler sonucu “Almanya İçin Alternatif Partisi”nin Federal Meclis'e üçüncü parti olarak girmesiyle Alman meclisinde yeni bir dönem başladı. Toplam 93 sandalye sayısı, 16 eyaletin 13’ünde temsil yetkisi ile Almanya’nın en güçlü üçüncü partisinden bahsediyoruz. Aşırı sağcı olarak nitelenen bu partinin söylemleri kısaca, mültecilerin ülkelerine geri gönderilmeleri, kalmalarına izin verilenlerin ise kendi kültürlerini yaşatmalarına izin verilmemesi üzerine kurulu ve bu parti İslam'ın Alman toplumunun bir parçası olmasını reddediyor.

Aslında Almanya’da yaşanan bu gelişmeleri neredeyse Amerika dahil Avrupa’nın tümünde gözlemekteyiz. Fransa’da, Le Pen 2012'deki cumhurbaşkanlığı seçiminde üçüncü sırada yer aldı. Parti lideri Marine Le Pen'in 2017'deki cumhurbaşkanlığı seçiminde ise şansının güçlü olduğuna inanılıyor. Tam bir Nazi hayranı olan Partinin kurucusu Jean-Marie Le Pen(şimdiki liderin babası) ırkçı nefreti tahrik ettiği ve Nazilerin işlediği suçları inkar ettiği için defalarca mahkum olmuştu.

İngiltere’de Birleşik Krallık Bağımsızlık Partisi ülkenin Avrupa Birliğinden çıkmasına ön ayak olmuştu. Parti ülkenin daha fazla göç almasını istemiyor. Macaristan’ın mültecilerin gelişini engellemek için sınırlarına tel örgüler çektiren milliyetçi muhafazakar sağ partisi 2010 yılından bu yana tek başına iktidarda. Polonya’da Kukiz15 hareketi Trump gibi Ukrayna sınırına duvar yaptırılmasını istiyor. Avusturya Özgürlük Partisi “Önce Avusturya” sloganını kullanıyor. Sırbistan’da aşırı sağcı SRS Partisine Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi'nde beraat eden bir cani liderlik ediyor ve Sırbistan’da şu an üçüncü güç konumundalar. İsveç, Norveç, Danimarka, Finlandiya ve Letonya’da çok kültürlülük ve mülteciler karşıtı hareketler güç kazanıyor.

Özellikle ekonomik ve sosyal açıdan olumsuz bir atmosfere girildiğinde dünyanın her yerinde ilk geliştirilen refleks ötekileştirme olmaktadır. Dünyanın yoksul ve muhtaç olan kısmı zengin ve müreffeh olan kısmına doğru göç ediyor. Bu son derece doğal bir davranış. Ancak, söz konusu göç beraberinde göç alan ülkeler için bir ekonomik-sosyal refah kaybına ve güvenlik sorunlarına yol açıyor. Bu sorunlara maruz kalan toplum tepkisel olarak topluluklara dönüşerek kendilerinden olmayanı dışarı itiyor. Gerekçe olarak da din, dil, mezhep gibi farklılıkları ileri sürüyor.

Gerçekte bu farklılıklar hiçbir zaman yok olmuyor. Zenginliğin getirdiği refah ve sosyal imkan zenginliği, toplumun değerler sisteminde genişlemeye ve evrenselleşmeye yol açıyor. Ne zaman ki son yıllarda yaşadığımız türden göçler ekonomileri vurmaya başlayınca farklılıklar topluluklar üzerinden baskı gücüne dönüşüyor. Hâkim etnik ve dini grubu “biz”, diğerlerini “öteki” olarak görüyorlar. Buna çok açık bir örnek Almanya’da yaşanan AfD’li Gauland’ın tehditleridir. Sosyal Demokrat Türk asıllı Alman Bakan Özoğuz, bir gazeteye verdiği demeçte "Dilin ötesinde, spesifik bir Alman kültürünü kolayca tanımlayamazsınız” dediğinde Gauland, "Bunu Türk kökenli bir Alman söylüyor. Onu Eichsfeld'e davet edin ve ona spesifik Alman kültürünün ne olduğunu anlatın. O zaman bir daha hiç buraya gelmez ve biz de onu, Tanrı'ya şükür, Anadolu'ya gönderir bertaraf ederiz” demişti.

Bu tür aşırı sağ hareketlerin demokrasiyi ortadan kaldırma amacı olmasa da demokrasiyi etnokrasi olarak yeniden tanımlama istekleri vardır. Çoğulcu demokrasiye karşıdırlar, ülkelerindeki iş olanaklarından ve refah devletinin faydalarından öncelikli olarak hâkim etnik grubun yani “biz”in faydalanması gerektiğini düşünür ve bunu bir hak olarak görürler. Korkutucu olan ise bu düşünce ve eylemlerin şiddete dönüştüğü eşiğin bugünden ne kadar uzakta olduğudur.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.