Üsküdar’ı ikindi ezanlarıyla sükût, huzur ve sonbaharın derin hüznü kuşatıyor. Sonra derin bir nefes alıp minarelerin kalem kalem uzanmış burçlarına doğru birden havalanan güvercinlere bakıyorum. O zaman ayaklarım yerden kesilir gibi oluyor. Serin sonbahar rüzgârı, parke taşlara ve kadim cami bahçesine mütemadiyen dökülmüş sarı gazelleri savuruyor. Anlıyorum lirik şiirler gibi yürüyor şehre sonbahar, sararmış yaprakların hüznü, esen rüzgârın soğuğu ve yağan yağmurun yumuşacık inişiyle…

Yorgun bir akşama doğru yolcu olmak, ikindi demlerini adımlamak hayatın ve gençliğin artık yavaş yavaş damarlarından, azalarından, gölgeli tebessümlerle çekildiğini bilmek. Oysa yüreğin coşkun akan nehirler gibidir. Oysa içinde binbir türlü çiçek yorgun ve yıpranmış bedenine aldırmaksızın gümrah baharlar gibi coşar. Oysa sen hep içindeki o delişmen kıza doğru koşmak, hep koşmak istersin.

Yorgun ayaklarına ve yüreğine derinden çöreklenen sonbaharın hüznüne inat, amfilerde aniden ıslanan gözleriyle, caddelerde, bulvarlarda yorulmaksızın büyük heyecanlarla yürüyen, okuyan, slogan atan, sorgulayan, başörtüsü omuzlarından aşağılara doğru yıkayan nehirler gibi akan o kıza yürümek… Dualarına, gözyaşıyla ıslanmış secdelerini, terleyen cami duvarlarını şahit eyleyip, uzuvlarının yangınını şadırvan serinliğine bırakan, muvahhit sancıların acemisi bir kıza doğru bir koşudur bu. Ben hep o kızı arıyorum. İstanbul’un kalabalık caddelerinde, devasa binaların arasında, bitmek bilmeyen yollarda hep onu arıyorum.

 Kadim Mahkeme Binası’nın kubbeli odacığında, mermer sütunlarının gölgesinde gençliğimi bulmuş gibi bakıyorum bu gençlere. Bu gençler, umudumuz, yarınlarımız, duamız… Bu gençler, okumaya ahdetmiş, öğrenmeye ahdetmiş, yaşamaya ahdetmişler. Ve soylu bir tercihle aynı yıllar öncesinden yollarda, bulvarlarda koşan, delişmen baharlarını yüreğine kilitleyip, cami şadırvanlarına, kırmızı, yeşil halıların yumuşaklığına dualarını gönderen o kızlar gibi koşuyorlar ilahi rüyaların gerçeğine, ahret meyvelerinin semeresine.

Kitaplar okuyorlar, kitaplı bir dünyanın gençleri olarak yarın onlar da bu kaldırımlardan, bu kalabalık şehirden dünyaya öylece dağılacaklar, yüreklerinde engin sevdalar… Rabbin yasaları omuzlarını dikleştirip yüreklerini bereketli dualara ram eylerken okuyacaklar. Okuyacaklar, “Oku” diye buyuran Rabbe teslim. Tüm kitapların tek bir Kitap’ı anlamak için okunduğunun bilinciyle sarsılacak yürekleri…

Şimdi kadim Mahkeme Binası’nın bu zamana uzantısıyla Yedi Güzel Adam Öncüler Kütüphanesi’nin taş basamaklarını yorgun ayaklarım lakin coşkun yüreğimle çıkıyorum. Gümrah baharlar gibi okuma aşkıyla beni karşılayan bu güzide gençliğin bu güzel çocukların hepsinin alnından öpüyorum. Kutlu bir eylem için buradayız. Okumak, bir olmak için burada bu cennet vatanın Hicaz Toprağı adıyla anılan kutlu beldesi Üsküdar’da zamanı, dostluğu, kardeşliği şahit eyliyoruz.

Çılgın bir koşu gibi akan hayatın içinden, onca kargaşanın içinden beni bu güzide genç toplulukla buluşturan, vesile olan Yedi Hilal Derneği’ne, tüm emeği geçenlere şükranlarımı sunuyorum.

Nitelikli bir atölye çalışması olarak yaptığımız kitap okuma etkinliği aslında geleneğe yaslı, usta - çırak ilişkisini, hoca – talebe birlikteliğini önemseyen ve önceleyen bir kuşaklar buluşmasıdır. Biz şimdiki gençler kadar ne yazık şanslı değildik. Muhalefet ruhumuzun verdiği heyecanla okuduğumuz üniversitelerde alternatif okuma halkaları oluşturarak el yordamıyla cem olup okumalar yapardık.

Asr Suresi’ni okuyarak başlardık dersimize ve kimleri okumazdık ki… Ensar Vakfı’nın rüzgârlarıyla sarsılan ahşap pencereleri sarsılır, küçücük mescit dolup taşar, bahçedeki çeşmede üşüyerek ama yüreğimiz yanarak abdest alır sonra okumalar yapardık. Süleymaniye’nin kadim dar sokaklarından rüzgâr gibi akıp gelirdik okullarımızdan okumalar yapmak için. Asr Suresi’ndeki gibi, birbirimize hakkı ve sabrı tavsiye etmek için gelirdik. Gözlerimizin içine bakan sımsıkı sarılan dostlarımızla, ahrete doğru akmak, insanlığın ziyanda, hüsranda olduğu zamanlarda, salih amel işlemek için cem olur, dua olur, gençliğimizin coşkun heyecanını okumanın erdemli ve soylu duraklarında yaşardık.

Dileğim odur ki böylesine anlamlı çalışmaların artarak devam etmesi. Yedi Hilal Okumaları bu toprakların has yazar ve düşünce insanlarını yeni nesillere tanıtmak için eşi bulunmaz bir çalışma. Toprağımızın düşünce ve sanat dünyasını mayalayan; Cemil Meriç, Nuri Pakdil, Necip Fazıl Kısakürek, İsmet Özel, Sezai Karakoç, Mustafa Kutlu ve dünya edebiyatından Tolstoy, Yedi Hilal okumalarıyla gençlerin dünyasına giriyor.

Rabbim böylesine anlamlı çalışmaları gençlerimize her daim nasip eylesin… Ve bu çalışmalara vesile olan, davet eden, İsmet Özel Okutmanı olarak yeniden gençliğime bir yürüyüşe vesile olan Yedi Hilal Derneğini gönülden kutluyor şükranlarımı sunuyorum.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hüseyin ZAVALSİZ 2017-11-01 00:13:47

Asr süresi: okunuşu ve meali; Bismillahirrahmânirrahîm.
1- Vel asr
2- İnnel insane le fi husr
3- İllellezıne amenu ve amilus salihati ve tevasav bil hakkı ve tevasav bis sabr
Anlamı
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın ismiyle.
1- Asra yemin olsun ki,
2- İnsan mutlaka ziyandadır.
3- Ancak iman edenler, salih amel (iyi işler) işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye eden ve sabrı tavsiye edenler bunun dışındadır.