“Atatürk, verdiği özel bir izinle Dolmabahçe sarayında yapılan, bir generalin kızının düğününe katılır. Atatürk kendi kızının düğünü gibi yemekten dekorasyona kadar herşeyle kendisi ilgilenmiş, herşeyin kusursuz olmasını istemişti. Seçkin davetli topluluğunun katıldığı düğünde atmosfer mükemmeldi, her yer süslenmiş, içkiler, en müstesna yemekler, müzikler çalınıyor, şarkılar söyleniyordu. Atatürk yine o gece her zamanki gibi çok şık giyinmişti. Herkesin gözü onun üzerindeydi. Atatürk ise gelin, damat ve yakınlarıyla sohbet ediyor, hoş vakit geçiriyordu. Dans edenleri keyifle izlerken nedense o gece ilk kez dans etmediğini fark ettim. Esasında muhakkak bir hanımfendiyi eşinden müsade alarak dansa davet ederdi. Atatürk’e yakın masalardan birinde şık giyinmiş ancak başında siyah bir örtü olan bir kadın oturuyordu. Bu kadın düğünün başından beri Atatürk’ün dikkatini çekmişti. Gece saat üçte düğün sona erdikten sonra Atatürk yerinden kalkıp o başı siyah örtü ile kapalı hanımefendinin yanına nazikçe gidip, kendine has nezaketi ile ‘Hanımefendi kıyafetiniz çok güzel, otururken de sizi izledim, her şey güzel de şu başınızdaki siyah örtüyü anlayamadım. Ben artık kara çarşaflar, kara peçeler, baş örtüleri pek istemiyorum, müsade eder misiniz, şunu bir kafanızdan çıkarıp atayım' dedi. Hanım önce şaşırdı, sonra başıyla olur gibi ifade kullanınca, Atatürk hanımefendinin başörtüsünü eliyle zarif bir şekilde çıkartıp yanında bulunan bir beye verdi ve ilave etti: ‘Bu güzel saçlar kapatılırmı hiç?’ ve yavaşça eğilip yaşlı hanımın elini hafifçe öptü. Kadıncağızın gözleri dolu dolu oldu ve ‘Paşam elinizi öpebilir miyim?’ deyince, elini uzatan Paşa’nın ellerini defalarca öptü ve ağlayarak ‘Söz Atam söz, artık başımı asla kapatmayacağım’ dedi.”

Bu satırlar Atatürk’ün 12 yıl boyunca kütüphaneciliğini yapan Nuri Ulusu’nun anılarından. Oğlu Mustafa Kemal Ulusu’nun kaleme aldığı, Doğan Yayıncılıktan çıkan “Atatürk’ün Yanı Başında” isimli kitap Nuri Ulusu’nun anılarından derlenmiş. Mustafa Kemal Ulusu eski “Futbol Federasyonu” başkanlarından. Eğer bu kitapta yazılanlar doğru ise Atatürk’ün örtünme ile ilgili yaklaşımının ne yönde olduğu açık ve net olarak anlaşılıyor. Takdir okuyucunundur. 

***

Türkiye’de Amerika’nın Nükleer Bombaları Var mı?

Türkiye’de Amerika ya da NATO üssü denildiğinde aklımıza sadece İncirlik geliyor. Oysa ki Türkiye’de neredeyse 40’dan fazla yerde Amerikan üssü bulunduğu çeşitli kaynaklarca ifade ediliyor.  Adana’da bulunan İncirlik hava üssünde nükleer bombaların var olduğu, buranın Amerika’nın Türkiye’deki tek harekat üssü olduğu biliniyor. İncirlik dışında ise İzmir, Konya, Balıkesir, Muğla, Ankara-Ahlatlıbel, Amasya-Merzifon, Bartın, Çanakkale, Diyarbakır-Pirinçlik, Eskişehir, İzmir-Bornova, İzmit, Kütahya, Lüleburgaz, Sivas-Şarkışla, İskenderun, Ordu-Perşembe, Rize-Pazar, Erzurum, Van-Pirreşit, Mardin, Adana, Gaziantep gibi illerde ve ilçelerde Amerikan üslerinin bulunduğu iddia ediliyor. Ülkemizin pek çok yerinde bulunan dinleme üsleri ve lojistik depolama yerleri ise ayrı bir soru işareti. Çeşitli bilgi kaynaklarında birkaç tanesi hakkında detay bilgisi şu şekilde: Ankara, Karamürsel, Sinop, Hakkari, Hatay, Erzurum Kargapazarı; dinleme üsleri. Ankara Cevizlibağ, Elmadağ, İstanbul, İzmir; dinleme ve harekat merkez üsleri. Gaziantep-Batman Havaalanı; Lojistik destek amaçlı havaalanları. Heronların üssü. Mersin Taşucu Limanı; Limanda liman ve helikopter pisti var. İskenderun Limanı; Türkiye’nin en geniş konteynır alanına sahip bulunuyor. Diyarbakır; Hava üssü, NATO askeri var. Şanlıurfa; yakıt ikmal üssü.

ABD PKK’ya açıktan destek veriyor, Ortadoğu’da ne kadar Türkiye düşmanı unsur varsa bunlara destek veriyor. Suriye ve Kuzey Irak’ta Türkiye aleyhinde takındıkları tutum ise ortada. Şimdi insan şu soruyu ister istemez soruyor? Bu kadar düşmanca tutuma rağmen bu kadar çok ABD üssü Türkiye’de neden var? Mesele sadece İsrail’in güvenliği mi? NATO açısından bir gereklilik mi? Yoksa bilmediğimiz daha başka şeyler mi var? Mesela Abu Gureyb benzeri bir hapishane vs bu tesisler içinde mevcut mu? Gerçekten İncirlikte ABD’ye ait nükleer bombalar var mı? Kamuoyunun bu konular hakkında aydınlatılması lazım.

***

Kütüphane Nihayet

Daha evvel bu köşede konuyla ilgili iki kez yazı yazmış, İstanbul’a, Paris’teki, Washington’daki gibi devasa bir kütüphane kurulması gerekliliği üzerinde durmuştuk. İlgili yazılarda, en az 50 milyon envanteri olan, içinde yabancı araştırmacıların da konaklayabileceği otel, banka, lokanta  vs bulunan  büyük bir araştırma üssü olması gerektiğine vurgu yapmıştık. Önerdiğimiz boyutlarda ve amaca dönük bir girişim olmasa da İstanbul Rami’de 7 milyon kitabı içinde barındıracak bir kütüphanenin yapılacağı haberini Sayın Cumhurbaşkanımızdan alınca çok sevindik. Umarız yakın gelecekte bunun daha büyüğü de projelendirilir. Büyük havalimanı, büyük kanal projesi, büyük vs neyse büyük kütüphane de büyük ülke olmanın olmazsa olmaz şartıdır. Ortadoğu’nun kültür, turizm, finans ve ticaret başkenti olan İstanbul’a devasa bir araştırma merkezi ve kütüphane kurulması hem İstanbul’un prestijini artırır hem de güçlü ülke vizyonumuza katkı sağlar. Şöyle en az 50 dilde kitap ve süreli yayının bulunduğu büyük bir kütüphane özlemimiz hâla devam ediyor. İnşallah Rami’deki bir başlangıç olur da bu hayalimiz için bir ön adım olur.

***

İstanbul Türbeler Müze Müdürümüze Başarılar

İstanbul Türbeler Müze Müdürlüğü görevine bir süre evvel aslen Arkeolog olan Ekrem Aytar bey getirildi. Ekrem Bey aynı zamanda başarılı bir eğitim yöneticisi, yazar ve seyyah. Sayısız çocuk kitabı kaleme almış bir yazar Ekrem Bey. Ancak bu yönü pek bilinmiyor.  İstanbul’un başarılı İl Kültür Müdürü Çoşkun Bey ve Sayın Vali isabetli bir karar almışlar ve kendisinin burada iş başı yapmasını sağlamışlar. Sultan II. Abdülhamid Türbesi de dahil olmak üzere pek çok türbenin başarılı bir şekilde restore edilerek yeniden halkın hizmetine açılması gerçekten İstanbul için güzel gelişmeler. Tarihimizle, kültürümüzle yüzleştiğimiz bu değerli mekanlara sahip çıkılması, bakılması, korunması ve halkın ziyaretine açılması gerçekten büyük önem arz ediyor. İstanbul zaten bu yönden çok zengin bir yer. Başta Eyyüb El Ensari olmak üzere İstanbul’da pek çok değerli zatın kabri bulunmakta. Bunlara padişah ve ilim adamlarını, evliyaları da eklerseniz ortaya külliyetli bir envanter çıkıyor. Bu konuda değerli hizmetler icra eden Ekrem Aytar Bey’e ve ekibine muvaffakiyetler diliyorum.

***

Seçim Sonuçları

Bu seçimlerde seçim sonuçlarını analiz etmeyeceğim. Herşey ortada. Görünen köy kılavuz istemez. En algısı düşük, en eğitimsiz ve siyaset bilgisi az vatandaşımızın bile analiz etmekten kaçınmayacağı bir seçim sonuç tablosu var karşımızda. Başta iktidar partisi olmak üzere siyasi liderler ve partilerin bu sonuçlardan gereken dersi alacağını ümit ediyorum. Yeni hükümet sistemiyle ilgili görüşlerim bakidir, onları ayrıca paylaşmak istiyorum. Şimdilik sadece yarınların bugünlerden daha güzel olmasını diliyorum. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
mustafa 2018-07-04 14:56:47

hangi atatürk diye sormak lazım. kendi hayatında, hayat felsefesinde bir dönüşüm yaşadığı anlaşılıyor.