Mustafa Kemal Paşa’nın vefat yıldönümü dolayısıyla paylaşılan kimi mesajlarda, “Arap Düşmanlığı”nın öne çıktığını gördük.

Resmen “ırkçılık” yapıyorlar, “Atatürkçülük” maskesiyle.

Esefle kınıyor ve her vakit olduğu gibi, “Mustafa Kemal Paşa yaşasaydı, bunları sopayla kovalardı!” diyorum.

Efendim;

Kâbe Arab’ın olsun, Çankaya bize yeter!” zihniyeti, öyle kalıp gibi duruyor yerli yerinde.

“Osmanlı Türkçesi” ya da ‘Yüksek Türkçe” hakkında çarpıcı değerlendirmelerine şahit olduğumuz Doç.Dr. Teyfur Erdoğdu, bir “gözlemine” çekiyor dikkatlerimizi.

“Bazılarının” Beyoğlu / İstiklal Caddesi’nde “geleneksel kıyafetlerle gezen Araplardan” rahatsızlıklarını belli ettiklerini belirten Erdoğduşöyle devam ediyor:

“BazılarıArap turistlerin kıyafetlerinden duydukları rahatsızlığı dışa vurabiliyor.

Vizelerini alıp turist olarak gelmişler.

Otellerde kalıyor, alışverişlerini yapıyor, geziyorlar…

Arapların belli yerlerde geleneksel kıyafetlerde dolaşmalarından rahatsızlık duymak çok ayıptır.

Bunu başkaları için de yapmak da çok ayıptır.

Bu düpedüz ırkçılıktır!”

Sayın Erdoğdu’nun işaret ettiği “çağdışı” zihniyet, aslında 28 Şubat zihniyeti.

Türkiye, “28 Şubat yobazlarından” hesap sorabilseydi, belki de 15 Temmuz darbe girişimiyle karşı karşıya kalmayacaktı!

Bir zamanlar Ak Parti iktidarını istediği  gibiyönlendirebilen FETÖ’nün, 28 Şubatçıları özel olarak koruduğu belli.

AK Parti üzerinde neredeyse yüzde yüz etkili olduğu günlerde 28 Şubatçıların cezalandırılmasını isteseydi, bunu mutlaka yapardı.

Sizce bunu…

Niçin yapmadı?

Daha doğrusu,FETÖ’yü maşa olarak kullanan “CIA-MOSSAD” bunu niçin istemedi?

Rahmetli Erbakan Hoca, “Bir şeyler oluyorsa mutlaka bir senarist vardır!” demişti.

Dikkat ediniz;

28 Şubatçıların cezalandırılmalarına engel olan “ekip”şimdilerde,  “yeni operasyonlar” yapıyor!..

Ortaya nasıl bir “film” çıkacak?..

Geçtiğimiz günlerde “film”in bir bölümünü izledik…

O bölümün adı…

“Cam filmi”ydi malûm…

Birileri “bizimkileri” yanılttı!..

Ortaya böyle bir “film” çıktı!..

Neyse ki, bu kötü “film”i yarıda kesmek de, yine Cumhurbaşkanı Erdoğan’a düştü.

Hastanelerde çevrilen “film”ler var, trafikte çevrilen “film”ler var…

Bir önceki hükümetin Başbakan Yardımcısı Sayın Nurettin Canikli, hem de Meclis Kürsüsü’nden, “Hâli hazırda Kamu’da‘görev yapan’FETÖ’cü sayısının, bugüne kadar uzaklaştırılanlardan fazla olduğunu” söylememiş miydi?..

İçeridekiler boş mu duruyorlar yani!..

Tabii, sıkıntı yalnızca FETÖ’cü takımında değil…

Bir de…

Recep Tayyip Erdoğan’ı silmek için, FETÖ ile işbirliği yapmaya hazır ve de nazır “statükocular” var!..

Siz siz olun, “statüko”nun son 15 yılda çok şey kaybettiğine inanmayın!..

Siz siz olun, tedbiri elden bırakmayın!..

“Cemaat-Tarikat… Bir şeyleri abartmayın!..”

Bugüne kadar, tarikata-cemaate vs. mensubiyetim olmadı.

Belli “ekol”lerde yetişmiş kaliteli insanları

hayranlıkla izliyorum.

Yapım, bir“kaba” yerleşmeyi, bir kabın şeklini almayı reddediyor.

Bugüne kadar, “Fena fi'ş-Şeyh” olamadım…

Ben “olamadım” diye, “olmuşlara”yan bakamam, onlara yapılan haksızlıklara sessiz kalamam.

Bu FETÖ mevzuu, birçok güzel kavramımız gibi, hayırlı işler yapan nice “yapı”mıza da büyük zararlar verdi.

“Hizmet” demekten çekinir olduk!..

“Militan Lâiklik” anlayışını savunanlar da, “Bütün İslâmî yapılar zararlıdır!”a getiriyor ikide bir lâfı!

FETÖ gündeminden istifade saldırdıkça saldırıyorlar!..

Sanki FETÖ “İslâmi” bir yapı…

Ve,sanki FETÖ, “28 Şubat zihniyeti”nden beslenmedi!..

Bazı “İslamî” görünümlü ve “FETÖ görünümlü olmayan” yapıların da, fırsat bu fırsat, “Sünnet” karşıtlığı yaptığını görüyoruz.

Bu da bir başka dert!..

“Tarikat”/“Cemaat” alanları çok hassas alanlar.

Buralarda yapılacak yanlışlıklar, buralardan çıkacak “tuhaf” lâflar, bütün Müslümanların aleyhine kullanılabilir…

Buralardaki “Hürmet ve bağlılık gösterisinde aşırılık” halleri, bütün yapılara zarar verebilir!

Bu konulardan -pek- anlamayız…

Sadece, bir gazeteci olarak, “bilenlerin” düşüncelerini yansıtabilir…

Birer “misal” olarak dikkatlerinize arz edebiliriz.

Bir “misal”;

Kanaat önderlerimizden Osman Nuri Topbaş’ın  “tasavvuf ahlakı”ndan misal niteliğindeki açıklamasına tevafuk ettim.

Uzun bir açıklama.

Özetini sizlerle paylaşmak isterim.

Buyurunuz Efendim:

-(..) İslâm ahlâkının, tasavvufî âdâbın hiçbir şekilde tasvip etmeyeceği; gurur, kibir ve şöhrete zemin hazırlayan ve reklâm edercesine yapılan  övgü ve yüceltmelerden rahatsız olduğumu, Kurʼân ve Sünnet ölçüleri dışına taşan her şey gibi, şahsıma gösterilen “aşırı muhabbet ve hürmeti” de son derece mahzurlu bulduğumu, tekrar ve açıkça ilan ederim.

Bu tip yayınların yapılmamasını, yapılmış olanların da en kısa zamanda yayından kaldırılmasını hâssaten rica ederim.

En büyük rehberimiz ve mürşidimiz Peygamber Efendimiz –Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem– kâinâtınmedâr-ı iftihârı olmasına rağmen “Lâ fahra/övünmek yok” buyururken, Oʼnun âciz bir ümmeti olmaya gayret eden bizler de lâyık olmadığımız bu nevî iltifatlardan Cenâb-ı Hakkʼa sığınırız.

Ayrıca çeşitli ders, seminer ve sohbetler vesilesiyle şahsımdan nakledilenleri kendilerinin anlamak istedikleri şekilde yansıtıp sonra da şahsıma izafe edildiğine de zaman zaman şâhit olmaktayız. Bunun yanında, haberimiz ve iznimiz olmadan adımıza internet siteleri ve hesapları açarak buradan kontrolsüz birtakım yayınlar yapıldığını da üzülerek görmekteyiz. Biz bu yayınlardan da tamamen uzağız. Bu tür yayınlar, yolumuzun istikâmetine de zarar verebileceği için, bunun vebâli düşünülerek dikkatli olunmasınıricâ ederim.

(..) Hürmet, muhabbet ve hüsn-i zannı, “şerʼî bir nasskatʼiyyetinde görmek” kişiye mânen zarar vermekten başka bir şeye yaramaz.

Unutmayalım ki bu imtihan âlemine hiçbirimiz birbirimize karşı övünmek için gelmedik. Cenâb-ı Hak, râzı olduğu kullarının vasıflarını beyân ederken;

“Rahmânʼın (has) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevâzû ile yürürler…” (el-Furkân, 63) buyurmaktadır.

Bir başka âyet-i kerîmede de;

“Yeryüzünde böbürlenerek dolaşma!..”(el-İsrâ, 37) îkâzında bulunmaktadır.

Hepimiz; hiçlik, yokluk, fânîlik ve acziyetimiziidrâk ederek Rabbimizʼe kulluğumuzu izhâr etmek üzere bu dünyaya gönderildik. Bu fânî âlemde en büyük pâye, Hakkʼa kul olabilmektir. Hepimiz, hatâsıyla-sevâbıyla, âciz birer kuluz.Âkıbetimiz hakkında da elimizden gelen bütün gayreti gösterdikten sonra, yalnızca Rabbimizʼin rahmet, mağfiret, lûtuf ve inâyetine sığınırız.

“…(Ey Rabbim!) Beni Müslüman olarak vefât ettir ve beni sâlihler arasına kat!” (Yûsuf, 101)

Cenâb-ı Hak lûtf u keremiyle âkıbetimizi hayreylesin.

Âmîn!..

“KİTABIN ORTASINDAN”

O yaman 28 Şubat günlerinde “tektipçiliğe” karşı çıkardık.

Hak ve özgürlük alanı büyük ölçüde genişlemiş, herkesin fikrini alabildiğine ifade edebildiği bir Türkiye’ye olan özlemimizi dile getirirdik.

Yıllar sonra…

Cenab-ı Allah büyük imkânlar nâsip etti, ülkedeki yasakların önemli bir bölümüne son verildi.

Ne var ki, “fikri ifade” noktasında hâlâ çok büyük sıkıntılar var.

Hayır, eskiden olduğu gibi “yargı”baskısı yok.

Aksine, “yargı”mız, memleketimize, milletimize, değerlerimize, Cumhurbaşkanımıza hakaret edenlere fazlasıyla “hoşgörülü!”

Başka türlü bir baskı var, Merhum Şerif Mardin’in ifadesiyle, bir nevi “Mahalle Baskısı”

Tuhaf bir yapı, tuhaf bir zihniyet, hastalıklı bir zihniyet,

her türlü ikazda “art niyet” arıyor, yapıcı ikazların önünü kesiyor!..

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “yapıcı ikaz”ları  dikkate alır ve bunlardan mümkün mertebe faydalanır.

Lâkin…

Bir grup…

Bir klik…

Bir “dalkavuklar bloğu”, her türlü “yapıcı ikaz”a set oluyor!..

Herhangi bir uygulamanın“eksikliğine”, hele “yanlışlığına” dikkat çekildiğinde…

 Hemen tırnaklarını gösteren, tırnaklarını geçiren  bir“dalkavuklar” güruhu var.

İktidarın el değiştireceğini anladıkları an “karşı tarafa” geçeceklerinden şüphe duymadığımız bu omurgasız, goygoycu tiplerin  saldırılarına hedef olmamak için “yapıcı ikaz”larda bulunmaktan vazgeçiliyor kimi vakit…

Böyle olunca da,“hatalı” uygulamalar devam ediyor.

Sayın Recep Tayyip Erdoğan, görebildiklerine müdahale ederek“hatalardan bazılarının” sürdürülmesine engel oluyor ama, “bir kişi” ile ne kadar ve nereye kadar?..

“Yeni Türkiye” gerçekten “Yeni Türkiye” olacaksa, “ifade hürriyeti” alanı genişlemeli.

Bunun için de…

“Dalkavuk takımının saldırılarını” dikkate almayacak “gözü kara” aydınların sayısının artmasına ihtiyaç var!..

Hep deriz ya;

Her yaptığına karşı çıkan da, her yaptığını alkışlayan da “zararlı”  insandır!..

“Kitabın Ortasından” konuşan “adam”ların sayısının artmasına ihtiyaç var.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Şevket Mert 2017-11-12 00:19:04

Ah dalkavuklar, haklı Serdar abi

Avatar
JALE AKSOY DEMİRKIRAN 2017-11-12 02:03:22

SAYIN HOCAM.Evet Evet.Kısmende olsa sizlere yazmak ve Söylemek istediklerimi yazmışsınız.Hocam,Devletimiz birileri (Bakanlar)tarafından Ulusallaştırılıyor.Bu Ulusalcı zihniyet,FETÖden daha zararlıdır.
Dikkatinizi çekerim;İbadeti yerinde olan,Yani Namazını kılan,Vs.Valilerimiz,Emniyet Müdürlerimiz,Merkeze çekiliyor,Yerine Ulusalcı zihniyet taşıyan şahıslar getirilyor.28 Şubat Öncesi görev yapan ve Şuanda görev yapanlar şahısları araştırınız. (Tabi Mümkünse)Şuanda Genel Başkan olan ve Hakkında (FETÖÖCÜ))(benim tabirım,)bir belgesi bazı şahıslar tarafından yok edildi.Dini Sohpet yapan evler ve Vakıflar,gözlem altına gizlilikle alındı.Hatta bu Toplantılarda kuran-ı kerim okutulduğunu bildikleri halde,böyle bir durumda 155 Tel.hattına ihbar edilmesi istenildi.
Bundan ve bunlardan,nekadarırından SAYIN CB.nımızın haberi vardır?
Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer,Misali Güyya FETÖ ÖCÜlerden bu yollamı başa çıkacaklar.KorkarımkiBu zihniyet İNÖNÜ dönemini Vatanımızı,Milletimize yaşatacaklar

Avatar
nihat ege 2017-11-12 10:02:40

Muhteşemsin!

Avatar
Bilal Çokşen 2017-11-13 10:43:45

Allah Razı olsun Serdar bey soyleyeceklerimizi çok güzel ifade etmişsiniz bu alakaları

Avatar
Cem Gence 2017-11-13 19:35:05

Doğru söze ne denir...