25 yaşındaki Muhammed Şerif El Faruki aklı sıra Orta Doğu’nun geleceğinde rol oynamak arzusuyla İngilizlerle işbirliği yapmıştı. Mayıs 1916’da Sykes-Picot’ın imzalanmasından bir yıl sonra İngilizler El Faruki’yi kovdu. El Faruki, Musul’dan Şargat’a giderken bir eşkıya saldırısında karavan içinde ölü bulundu.

Şerif Hüseyin’e Osmanlı’ya ihanet etmesi karşılığında bir Arap imparatorluğu vadedilmişti. Bugünlerde Selman’a vadettikleri gibi! Hüseyin’in oğullarından Abdullah’a da Ürdün adını koydukları bir yer hediye edildi. Ne var ki Şerif Hüseyin’in hayali, Türkiye’de halifeliğin kaldırılmasıyla birlikte Nejd emiri Abdülaziz Bin Suud’un Şerif’in halifeliğine karşı çıkmasıyla son buldu. Çünkü İngilizler Şerif’i çoktan satmıştı bile!

Uzatmayalım, İngiltere Cidde Anlaşması ile(1927) Abdülaziz’i tanıdı. Sonra ne mi oldu? Hüseyin’in oğullarından Abdullah Kudüs’te Hz. Ömer Camii’nin önünde hançerlenerek öldürüldü. Yerine geçen oğlu Tallal kısa bir süre sonra çıldırdı. Faysal ise Bern’de zehirlenerek öldürüldü. Yerine geçen oğlu Gazi ise suikast sonucu trafik kazasında öldü. Gazi’nin oğlu II. Faysal ise vahşice öldürülerek cesedi sokaklarda paramparça edildi. Şimdi filmi biraz ileriye saralım.

Tunus: Zeynel Abidin Bin Ali

1987'de iktidara geldi ve 2011 yılına kadar iktidarda kaldı. 2000'li yılların başına kadar emperyalist düzene ve uygulamalara karşı olduğunu dile getiren lider Obama’nın seçilmesi ardından yumuşak siyaset tarzını öne çıkararak özellikle Ortadoğu’da uzlaştırıcı, yatıştırıcı bir yöntem uyguladı.

ABD, BM kanalıyla Somali’yi işgali etmiş fakat direnişle karşılaşmıştı.

Zeynel Abidin Bin Ali bu duruma destek verdi ve ABD'nin müdahalesine destek oldu. Sonrası malum, 'diktatörlükle’ suçlanarak devrildi

Libya: Kaddafi

1969 yılında iktidar geldi ve 2000'li yılların başına kadar anti-emperyalist bir çizgide iktidarda kaldı. 2000’lerin başında ABD ve İngiltere ile Libya arasında ciddi görüşmeler başladı. İngiltere ise Lockerbie mağdurlarının tazminatlarını almak için görüşmeler yaptı. G. Bush başkan olduğu zaman ABD’deki cumhuriyetçilerin şahin kanadının bütün taleplerini, dosyalarını kabul etti.

ABD, İngiltere ve Fransa ile Libya arasında görüşmeler yapıldı. Ambargo kaldırıldı, kapılar açıldı. İngiltere’de 13 yıl iktidarda kalan Blair, İngiliz iş adamlarıyla Libya’ya bir çıkartma yaptı. Libya’nın inşası için İngiliz iş adamları Kaddafi yönetimi ile çok sayıda anlaşma yaptı. İtalya, tüm şirketleriyle Libya’ya girdi. 2007 yılında Fransa Devlet Başkanı Nicolas Sarkozy, Muammer Kaddafi’yi Fransa’ya davet etti. Ve orada Sarkozy ile çok sıcak ilişkiler kurdu.

Kaddafi, ABD ve AB ülkelerinin isteklerini yerine getirdi lakin bir anda 'diktatör' oldu ve devrildi.

Yemen: Ali Abdullah Salih

1978'de iktidara geldi ve 2012 yılına kadar iktidarda kaldı. 1980'li yılların başına kadar emperyalizme karşıydı. ABD ile görüşmeler sonucu 1990 yılında Kuzey Yemen’in komünist Güney Yemen ile birleşmesinde öncü oldu. 11 Eylül saldırılarının ardından Salih, Washington’a yakın bir duruş sergiledi. 2007’de Washington’u ziyaret etti ve ABD’nin insansız uçaklarının Yemen’in içindeki El Kaide kamplarını bombalamasına izin verdi. Karşılığında da ABD’den on milyonlarca dolar yardım aldı. Sonuç tahmin ettiğiniz gibi Salih işi bitince 'diktatör' oldu ve devrildi.

O kadar çok örnek var ki bakınız 1967 Arap-İsrail Savaşı 'ndan sonra, MOSSAD 'ın Kürtlerle ilişki kurduğu dönemin ardından parlatılan Barzani ailesi... Gelinen noktada Barzani'nin IKYB adı altında sözde İsrail desteği ile bağımsızlık talebine sürüklenmesi ve ardından ise gerek Türkiye'nin dik duruşu ve bölgesel şartlar gereği Barzani'nin devrik liderlerle aynı duruma düşmesi...

İbretlik hadiseler bunlar. Lakin Atlantik yakası hala ısmarlama aktörlerle ülkeleri ele geçirebileceklerini düşünüyor. Son kurulan partiye ve medya desteğine bir de bu gözle bakın derim. Atlantik desteği alan ve parlatılan kişilerin sonra nasıl kullanılıp atıldığına da!

Oysa Atlantik destekli lider sultası artık bu coğrafyada bitmiştir. Bunu bitiren ve deşifre eden de Erdoğan oldu. Erdoğan bu desteği reddettiği için, milletin adamı olduğu için en önemlisi de küresel servetin %50’sinden fazlasını tekelinde tutan Atlantik sisteminin kurduğu pazar sistemine karşı bağımsızlık mücadelesi verdiği için hedefe konuldu. Bu yüzden proje yapılarla çevresi kuşatılmaya çalışılıyor. Erdoğan’a sahip çıkmakla bu döngüyü tersine çevirebiliriz.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.