AYDIN ROTASI -2-

Güldalı Coşkun 13.08.2017


Akif Beki'nin Hürriyet'teki yazılarına son verilmesinin sebebi tartışılıyorken; aynı gün Nuray Mert'in de yazılarına son verildi.Cumhuriyet'ten Orhan Erinç'in kendisini arayarak, gazetenin laiklik ve Atatürkçülük ilkeleriyle uyuşmadığı için Mert ile çalışamayacaklarını bildirdiğini öğrendik.

Nuray Hoca'nın en çok üzüldüğü şey, gazeteden atılma kararında, tutuklu yöneticilerin de onayının alınmasıymış. Medyascope'un sorularını yanıtlayan Mert: “ Ben bunu telaffuz etmekten utanıyorum. İktidarın tahammülsüzlüğünün kurbanı olanların davet etmesi sonrasında, yazılarıma son verilmesi, aklımın alacağı bir şey değil. Katı Kemalist yaklaşıma alışığım. Kendilerine daha sosyal demokrat, solcu diyen çevrenin bir kısmı da buna dâhil. Üzücü olan, bunun müspet manada değişmediğini görmek.” Diye şaşkınlığını ifade ediyordu.

Açıkçası bendeniz de şaşırmasına şaşırıyordum. 4 Haziran'da, bu köşede yayınlanan yazımda (http://www.milatgazetesi.com/aydin-rotasi-makale-115046) ufakta olsa, Aydınlarımızda bir dönüşümün nüvelerini satır aralarında yakaladığımı yazmıştım. Çünkü, bunu görmeleri için yeniden eski ortamı koklamaya başladıklarını sezmiştim. Özellikle örnek verdiğim kişi Nuray Mert ve onun yazısından bir alıntıydı.

Bunu neden yazmıştım ve ne önemi vardı? Öncelikle, gazetelerin maaşını verdiği kişileri seçme hakkının olduğunu belirtelim. Herkes, her yerde yazacak diye bir kural yok. Bunu tespit ettikten sonra sorumuza dönelim.

Aydınlar, bir toplumun fikir önderleridir.  Ülke olarak, önemli bir değişim ve dönüşümün eşiğindeyiz. Bir paradigmayı yıkmak, kemikleşmiş ve hatta hücrelerimize kadar içselleşmiş bakış açıları, düşünme biçimi, ön yargının yerleşikliğiyle savaşmak,  sanıldığı gibi kolay değil.

Böyle zamanlarda,  siyasal bilimci, sosyolog, iktisatçı, sosyal psikologvb dallarda uzmanlaşmış ve bilimsel okumalar yapacak aydınlara ihtiyacımız var. Fakat maalesef, yukarıda bahsettiğim o içselleşmiş davranış biçimi, nihayetinde bu sistemin ürünü olan aydınlarımızı esir almış durumda.

Bundan 5-10 yıl öncesine kadar, aydınlarımız, kıymetli eleştirileriyle, ufkumuzu açarlarken, kullandıkları dil hiçbir dönem şimdiki kadar vasatın  ve sıradan olmamıştı. İşin ilginci, hala da Kemalist kesime karşı, son derece anlayışlı ve naif dillerini sürdürmekteler.

Maalesef; bilinçaltına/altımıza öyle bir yerleşmiş ki, bu ülkenin daimi iktidar sahipleri Kemalistlerdir diye. Onlara bir yaranma, benzeme, yakın olma ve takdir görme arzusunun işgalindeyiz. Aydınlarımız dahil, hepimiz norm ve normallerimizi onların belirlemesine izin vermişiz.

Bundandır  hala CHP ve taifesinden umudunkesilmeyişi. Neredeyse, ona yalvaran, “ AK Parti'nin ülkeye kattıklarının yarısını katsan” bizim tercihimiz sensin diyen, köşelerinde zorla bu kesimi parlatmaya çalışanların  olması da yine bu sistemin eğitim promosyonu olsa gerek!

CHP'nin şımarıklığı, burnundan kıl aldırmaz halleri, kültürel elitizmin ve her şeye rağmen egemenliğin kendilerinde olduğunu bilmelerinden.

Cumhuriyet Gazetesine, yazmak için davet geldiğinde bir düşünenlerin,  başka gazeteler sözkonusu olduğunda bin düşünecekleri de aşikâr. Bırakın, yandaş ve iktidar medyası geyiklerini. Bu ülkede hala, gündemi belirleyen maalesef statükocu medyadır.

İşine son verilen Nuray Mert,  Cumhuriyet'ten ayrıldıktan sonraki yazdığı ilk yazısında,  bir de not düştü. “Sakın kimse bu yazıyı ‘evrim' ve ‘müftü nikâhı' konusunda söylediklerimden geri adım olarak yorumlamaya kalkmasın, bunlar birbirinden farklı konular.” 

Aslında bu notla şunu demek istiyordu: “Bakın ben de sizin gibi eleştiriyorum iktidarı; aynı dil, zeka ve algılayışla!” Onca eğitimle, küçük mahallelerine karşı koyamayanlar, sırtında yumurta küfesi olan AK Parti ve Erdoğan'ın, siyasi ve sosyolojik açıdan, neden “malum iktidar” reflekslerini zaman zaman gösterdiğini okuyamıyorlar.

Çünkü, bunu görebilseler, kendilerini ve nasıl mahallelerine yenik düştüklerini, çelişkilerini ve zaaflarını da görecekler. Bir örnek verelim:

“…Baksanıza, laik düzene zoraki katlandıklarını defalarca ifade etmiş olan ilahiyatçı ideologlarının ‘sigara içen başörtülü'ye nasıl baktığını açıklaması bile sıkıntı yaratıyor. Bu işin bir de, ‘muamelatta şer'i hukuka dönülecek mi, dönülürse iktidarı destekleyen hanımlar dört eşe, İslami boşanma, veraset hukukuna katlanacak mı?' gibi meseleler var.”  HayırÖzdil değil; bunu yazan Nuray Mert.

Böylece ispatlanmış olunuyor “çağdaşlara” daha yakın olunduğu. Oysa sorun karşıtlık değil, bir siyasal bilimci veya bir sosyoloğun tespitleri ve sunduğu perspektifin bundan çok daha kaliteli olduğuna dair beklentimizin karşılanamamasında.

Yapıcı ve yol gösterici eleştirinin; aydın ego ve kimlik bunalımının önüne geçmesi en büyük dileğimiz.

Bizim aydınlarımız, CHP zihniyetinin karşısında sürekli başını okşatmak için sahibinin bacaklarına sürtünen mırnav mırnav kedi gibiler…

Siz, Kemalizm'in kedileri olduğunuz müddetçe, halk da her şeye rağmen, AK Parti'nin yanında duracaktır.Çünkü, onlar bile daha irfâni bakabiliyor.

 


Etiketler: