TRT’nin yüzakı yapımlarından “Payitaht Abdülhamid” dizisini seyrediyoruz. 100 yıl önce istilacıların amacı ile bugün Türkiye’mizi kuşatma altına almak isteyenlerin zihniyeti hemen hemen aynı. Dün İngiliz’di bugün İsrail maşalı Amerika. Gerçek aydınlarımız bu yüzden birbuçuk asırdır Batı’ya hiç güvenmediler. Ahmet Midhat Efendi, Mehmed Âkif, Yahya Kemal, Peyami Safa, Necip Fazıl, Cemil Meriç, Mümtaz Turhan, Kemal Tahir, Attilâ İlhan, Tarık Buğra, Ahmet Kabaklı ve Sezai Karakoç gibi büyük yazarlarımızın ve yerli aydınlarımızın hemen hemen buluştuğu ortak nokta, ‘yerli’lik ve ‘milli’likti. Bunun için çok sevildiler. Eserleri dün okundu, hâlâ çok okunuyor. Bugün ülkemizde emperyalist ülkelere karşı herkes tavırlı. Ama bir kesimden ses seda çıkmıyor. Sosyalist aydınlar sus pus olmuş. En ufak bir tepki yok. Hâlbuki bir zamanlar Amerikan emperyalizmine en şiddetli şekilde muhalefet edenler onlardı. Yoksa sol hakikaten Türkiye’de tükendi mi? Bazı kişilerin kümelendiği CHP’yi mi soruyorsunuz? O artık sol bir parti değil: Sağ koluna FETÖ’yü almış, sol koluna PKK’yı takmış, bütün varlığıyla da Batılı emperyalist ülkelere alkış tutan bir garip topluluğa dönüştü. Bu bataklıktan kurtulur mu, doğrusu pek ümidim yok. Ne diyorduk? Zulmün kalesi olan ve artık bütün dünyanın öfkesini kazanmaya başlayan ABD irtifa kaybediyor. Onunla birlikte Türkiye’deki bazı zihniyet sahipleri de net duruş sergileyemedikleri için tarihin ibret müzesine kaldırılacak gibi görünüyor.

Batı emperyalizmi İRTİFA kaybediyor

GEÇMİŞTE “Batı Emperyalizmi” denilince akla öncelikle İngiliz sömürgeciliği geliyordu. Zira “toprakları üzerinde güneş batmayan imparatorluk”, kan ve zulüm üzerine kurulmuştu. O ülkenin tarihinde böyle kirli sayfalar var da Fransızlar farklı mı? Almanlar da, İtalyanlar da, Sırplar da zulüm ve gözyaşı üzerine hükümranlıklarını kurdular ve insanlığa zulmettiler. Bugün bu sömürgeci emperyalist dünyanın öncüsü ise ABD veya kısaca Amerika’dır!

Durduk yerde kriz!

Tarafsız şirketlerin yaptığı araştırmalara göre Türkiye’de Amerika karşıtlığı yüzde 90’lara kadar ulaşmış. Ve milletimiz en büyük tehlike olarak bu ülkeyi görüyor. Peki haksız mı? ABD bugün sadece Türkiye’ye değil kara bastonu İsrail ile başta Ortadoğu olmak üzere dünyaya meydan okuyor. Bir anda Türkiye ile ipleri koparıyor. ‘Müttefik ülke’, yavuz hırsız misali kanlı ve alçak FETÖ’ye desteği farkedilince, bazı adamları suçüstü yapılıp gözaltına alınınca feryat etmeye başlıyor ve Türkiye ile bir anda köprüleri atıyor. Durduk yerde ‘vize krizi’ni ortaya çıkarıyor. Hem dindaş, hem soydaş, hem kardaş olan Arap ülkeleri arasına fitne sokarak bağımsız ülke kalmak isteyen Katar’ı komşularının eliyle cezalandırmaya çalışıyor. Binbir hesap içinde aniden İran’ı ‘terör destekçisi’ ilan etmeye kalkıyor ve halkına hakaretler yağdırıyor.

Osmanlının zulmü yoktur

Böyle sahte süper güç olur mu, bu kafayla büyük devlet olunur mu? Osmanlı Devleti de muhteşem bir devletti. Ama üç kıtaya yayıldığı halde hiç bir yerde zulmetmedi, dünyaya 624 yıl adaletle hükmetti. Egemen olduğu topraklarda millet, din, ırk, mezhep ayırımı yapmadı. Halklarına şefkatle, merhametle ve muhabbetle yaklaştı. “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın!” sözü temel şiarıydı. Bundan dolayı Osmanlı hâlâ hasretle anılıyor ve saygıyla hatırlanıyor.

Kızılderili mezalimi!

Başta Türkiye olmak üzere bir çok devlet, ABD’nin küstah ve şımarık tavırlarından, kirli tezgâhlarından, kötü planlarından ve çirkin emellerinden bıktı, usandı. Batı emperyalizminin günümüzdeki öncüsü bu ülke, hakikaten büyük bir irtifa kaybediyor. Adını sevgiyle anan yok. Sadece Türkiye’de mi, hayır diğer hemen hemenbütün İslam âleminde, Asya ve Afrika ülkelerinde de durum bundan farklı değil. Avrupa’daki bazı liderler de kötülüklerin odağı olmaya başlayan bu ülkeye karşı homurdanmaya başladıklarını görüyor, duyuyor, anlıyoruz. Uzak iklimlerin sevimsiz jandarması, artık NATO ve BM gibi kuruluşları kullanarak pek çok ülkeyi peşine takamayacak, günahlarına ve cinayetlerine alet ve ortak edemeyecektir. Vaziyet bunu gösteriyor. Zulüm elbet de payidar olmaz, olmamamlıdır. Çocukken okuduğumuz o uyduruk çizgi romanlarda bile buram buram sahtelik ve yalan vardı. Toprakları işgal edilmiş Kızılderililer nedense hep kötü, onlara zulmeden ‘beyaz adam’lar yani Amerikalılar ise iyi ve kahramandılar. O kötülük kitaplarında Kızılderililer acımasızca, hunharca öldürülürdü. “En iyi siyah derili”, ölü olandı.

Dünya, ABD’den büyüktür

Evet artık zihinlerden geçen düşünce, yavaş yavaş hakikate dönüşüyor. Bütün insanlık, tüm devletler bu korkunç, azman, hırslı ve kötü devlete ‘dur’ demeye hazırlanıyor. Şükürler olsun ki bu soylu tavrın bayraktarlığını da Türkiye yapıyor. Kanaatimce şu anda Sam Amca’nın en çok kızdığı ülke biziz. Zira onlara karşı dik duran, asla taviz vermeyen, eskiden olduğu gibi her dediğine ‘eyvallah’ demeyen bir Türkiye var artık. Türkiye son onbeş sene içinde tam manasıyla uyandı, üstelik bütün dünyayı da uyandırmaya, bilinçlenirmeye çalışıyor. Dünyanın en kanlı örgütleri olan FETÖ’yü kucaklarında besleyenler, PKK’nın sırtını sıvazlayıp katilleri modern silahlarla donatanlar, sözde mücadele ettiği DAEŞ’e göz yumup ortalığı kan gölüne çevirenler aynı ülkede yaşıyor. Bu bir tesadüf olabilir mi? Kendisine yapılan en ufak terör hareketi karşısında zıplayan ve dünyayı ayağa kaldıran bu hormonlu ülkenin zalim yöneticileri, Türkiye’nin başına musallat olan üç terör örgütüyle can ciğerkuzu sarması! Bu tavır son derece anlamlı değil mi? Evet bu ülke artık Türkiye’yi asla bir ‘müttefik’ olarak görmemekte, doğrusunu söylemek gerekirse bir ‘açık hasım’ kabul etmektedir. Hatta fiyakasını bozduğu için de diş bilemektedir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.