DÜŞMAN sınırlarımıza gelip kendi üniformasıyla cephe savaşına girişmiyor. Öyle olsa herkes birleşir ve onlarla savaşmayacak kitle yüzde 10 bile değildir, biliyorlar.

Düşman; üniformasını çıkarıp sınırdan içeri giriyor, biz oluyor, biz gibi giyiniyor, biz gibi konuşuyor, bizi bizden çok savunuyor gibi duruyor, bazen ve nihayet bizim içimizde yer ediniyorlar.

Önce bir kısmı "cı, ci, cu, cü," ekleri kullanarak sınıflandırma yapıyor.

Bu “cı ci” gibi tesirli ekler acayip bir etkiye sahip:

- Her insanın melez de olsa baskın bir ırkı vardır ama IRKÇI oldu mu; kendini tanımladığının DIŞINDAKİLERE düşmanlık etmesi gerekiyor.

- Her insanın bir mezhebi vardır ama MEZHEPÇİ oldu mu; kendi mezhebi DIŞINDAKİLERE düşmanlık etmesi gerekiyor.

- Her müslümanın okuduğu İLK kitap Kur’an'dır ama KUR’AN MÜSLÜMANI oldu mu; Kur’anı TEK kitap, kendilerini de tek müslüman ilan ediyor, yetmiyor, geri kalan milyarlarca ehli tarikat ve ehli tasavvuf Müslümanı da kâfir ve MÜŞRİK ilan ediyorlar.

- Her müminin CEM olduğu ve istifade ettiği bir topluluk vardır ama CEMAATÇİ oldu mu; kendi gittiği cemaat veya tarikat DIŞINDAKİLERE düşmanlık etmesi gerekiyor.

Durun durun tam bundan sonra bir kısmı da bu grupların arasından sesleniyor "Şunlar şu'cu onlara kurbanlarınızı vermeyin, bunlar bu'cu bunların sohbetine gitmeyin!"

- Bununla bitmiyor, her insanın siyasi bir görüşü ve vatana hayırlı olacağına inandığı farklı ideolojileri vardır ama "Sağ'cı veya Sol'cu" diye ayırıyorlar bu defa.

Bununla da bitmiyor, iyi saldırandan daha zararlısı kötü savunandır kaidesince; biri çıkıyor imam oluyor, bir kuruma müdür oluyor, Kur’an kursu hocası oluyor, yani vatanda muteber görülen ve imajını yıkmak istedikleri kişinin kılığına GİRİYOR.

Sonra içinde olduğumuz üçüncü dünya savaşının dördüncü nesil psikolojik bir harp unsuru olarak yeni nesil bir intihar bombacısı olarak birini dolandırıyor, hırsızlık yapıyor, tecavüz ediyor; nitekim içinde olduğu ve temsil ettiği SANILAN kisvenin ve kıyafetin imajıyla uçurumdan atlıyor.

Anında devreye buna MEGAFONLUK yapıp yayacak diğer çomarlar giriyor. Olay günlerce, bazen haftalarca gündemden düşmüyor, yargıdaki çomarları ise normalde İNİSİYATİF kullanabileceği basit suçlarda bile ses getirecek cezalar keserek bu dip DALGANIN şiddetini arttırıyor.

En büyük hata

Son tahlilde bizi küçük küçük kolay yutulabilir lokmalar haline getirmekle kalmıyorlar, öyle bir tezgah ki bu kendileri yorulmuyor ve birbirine düşmanlık eden, birbirini yiyip yutan; bir araya gelse koca dağ OLABİLECEKKEN küçük tepecikler elde ediyorlar(dı)!

Tâ ki ; Amerika Feto eliyle alemi İslâmın son kalesi Türkiye'de en güçlü cereyan görüp Nurlara musallat olana kadar..

SÖMÜRGE TARİHLERİNDEKİ EN BÜYÜK HATA İDİ BU ;

Bir gün Van Valisinin odasında gazeteden İngiliz müstemleke Nazırının (Sömürge Bakanı); "Bu Kurân İslamların elinde bulundukça biz onlara hâkim olamayız, ne yapıp edip bu Kur’an’ı onların elinden kaldırmalıyız yahut Müslümanları Kurândan soğutmalıyız" sözlerine mukabil Üstad Bediüzzaman Hz’nin; "Ben bu Kur’an’ın sönmez ve söndürülemez bir güneş olduğunu dünyaya ispat edeceğim" sözleriyle başlayan ve hem M.Kemal, hem İsmet döneminde 37 yıl süren zindan ve sürgünlerin meyvesiydi Risaleler.

Bediüzzaman Hz.’lerinin, TBMM’deki konuşmasında namaz dersi verip, "Biz seni bunun için mi çağırdık" diyen M.Kemal’e "Paşa paşa" diye meydan okuyan, idam sehpaları başında "bu sarık bu başla çıkar!" diye rest çeken, İsmet İnönünün "beni Nur talebeleri yıktı" dediği bir iman dersiydi bu.

Çünkü Üstad Hz :

- "Benim yolum en güzeli diyebilirsin ama benim yol tek Hak yoldur deme Hakkın yoktur " demiş.

- "Madem ki Allah’a imanı var, o noktada herkes KARDEŞİMDİR" demiş.

- “İslamiyete asırlarca hizmet etmiş bu millete kılıç çekilmez” diyerek Şeyh Said'i durdurmaya çalışmış.

- 500 kadar talebesi ile birinci dünya savaşında Ruslara karşı gönüllü Milis Albayı olarak yıllarca savaşmış hatta madalyası var.

- "Tek milliyetimiz var, o da İslâmiyet’tir " demiş.

- "Risale-i Nur talebelerinin her biri memlekette asayişi muhafaza ile muvazzaf memurlardır" demiş.

- Onlarca mahkemede yüzlerce İngiliz çomarı heyetler, defalarca telif ettiği eserlerde onu suçlayacak şeyler aramış ancak başaramamış ve girdiği tüm mahkemelerden BERAAT etmiş.

İşte Amerika hedefe koyduğu tahrif ve TAHRİP işinin önündeki en büyük SET olarak vazife gören Nurlara MUSALLAT oldu ama ;

- Hediye kabul etmeyen Üstad Hz, himmet adı altında haraç toplayan…

- Mahkemede dahi namazın vaktini tehir etmeyen Üstad Hz, tedbir diye namazı terk eden…

- Tesettüre verdiği ehemmiyeti "Bu sarık bu başla çıkar" diye canıyla tehtid edildiği yerde rest çekerek gösteren Üstad Hz, FÜRUAT diye teferruata sokup başları açtıran…

- Atatürkün vekillik veya diyanet reisliği teklifini bile reddeden Üstad Hz, dünyalık makamlar için soru çalan, güya gizlenmek için içki içen…

- Karşısındaki cellat diğer mahkumların önünde "Sen de şeriat mı istemişsin!?" demesine cevaben " Evet ben de şeriat istiyorum ancak sizin anla(tt)dığınız anlamda değil, şeriatın bir hükmüne saçlarım adedince başlarım olsa feda olsun" diyen Üstad Hz, Faiz yuvası bir banka açıp batmasın diye başka bankalardan faizle kredi çeken…

Bu organize ve terörize uluslararası çomar sürüsünü KUSTU attı Elhamdülillah.

Bizim milletimiz güzel bakar güzel görür, anlam yükler, özümser, benimser ama tezatı ve İHANETİ de gördü mü ağzının ortasına çakmayı çok iyi bilir. 15 Temmuz’da alayına yaptığı gibi…

“Biz” kılığına girmeniz artık para etmez çünkü artık KILIK bu milletin ÖLÇÜSÜ olmaktan çıktı.

Bu yüzden AMERİKA veya diğerleri kuklaları tesirsiz diye BİZZAT sahaya inmek zorunda kaldı.

AZGIN AZINLIK diye bildiğimiz bu bizden görünen ayrılıkçı unsurların tesirini hükmen bitiren ve ümmet bilincini tesis eden tüm ehli sünnet müminlerden Rabbimiz ebeden razı olsun. Bizi daha da birleştirsin, birliğimizi de pekiştirsin inşallah.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.