Ayşe Handan Özkan          

    DÜNYANIN her yerinde çocuklar için özel sağlık hizmetleri sunulmaktadır.  Refah ülkelerinde bu hizmetler ücretsiz uygulanmaktadır. Çocuklar doğdukları günden itibaren çeşitli sağlık kurumlarında tarafından aşılanarak oluşabilecek hastalıkların önü kesilmiş olur. Çocuklar aşılanarak zararlı bazı virüsleri de almış olurlar. Aşı yapılmadığı takdirde zararlı virüsler kızamık, boğmaca, çocuk felci gibi uzun süreli veya kalıcı ve yıkıcı etkiye sahip rahatsızlıklara neden olur.  Fakat aşılama yöntemi ile bu virüslerden çok az miktarda vücuda zerk edilince oluşabilecek rahatsızlıkların şiddeti düşmekte veya çocuk, aşısını olduğu hastalıklara karşı bağışıklık kazanmış olacaktır. Aşı olmanın temel mantığı insan vücudunun bağışıklık kazanmasıdır.  Bazı virüslerin çok aşı yolu ile az miktarda vücuda zerk edilmiş olması, kişiyi oluşabilecek birçok hastalıktan korur. Peki, hayatta oluşabilecek olumsuzluklar karşısında da insan bağışıklık geliştirebilir mi? Ruhun aşısı nedir ve nasıldır? Gibi soruları düşündürüyor peşi sıra bana.

            Bir durum ve bir olay karşısında insanın mukavemetli oluşu çok önemlidir. Bazen insanların belli durumlar karşısında uyum gücünün artması nedeni ile aşı ile eş değerde olan belli uygulamalara tabi tutmak gerekir.  Aşılar kazandırdığı bağışıklık neticesinde birçok hastalığa meydan okutmaktadır. Olaylara karşı aşılı olmak da bu duruma benzer. Bir insanın yaşadığı olumsuzluklardan aşırı derecede etkilenmemesi için, küçük yaşlardan itibaren olumsuzluklarla hafif düzeyde karşılaşması gerekir.

            Yeni toplum düzen ile ortaya çıkan yeni aile yapısı çocuklarının hiçbir olumsuzluğa muhatap kalmadan gelişim göstermelerini uygun buluyor. Aksi şekilde davranan aileleri de çok fazla eleştirebiliyor.  Çocukların parkta oynarken, tartışmaları, kavga etmeleri,  birbirlerini itmeleri ve ara sıra düşmeleri kadar tabi bir durum olamaz. Çok fazla koruyan kollayan aileler bu yaşanabilen durumların hiç birine izin vermedikleri gibi, çocuklarının başlarına bir şey gelir korkusu ile onları parka veya yaşıtlarının bulunduğu ortama sokmamaya çalışırlar. Hâlbuki böyle yerler çocuklara toplumsal kuralları yaşatarak anlatan, bir durum karşısında kendini savunmayı öğreten yerlerdir.  Aynı zamanda İleriki yaşlarda çocuğun yaşayabileceği durumlar karşısında baş edebilme becerisini artıran mekânlardır.  Sürekli kontrol edilen veya fazla korunan çocuklar kendilerine ve başka insanlara olan güven duygularını yitirip bazı ruhsal rahatsızlıklara yakalanırlar. Bu durumların önlemini almak için çocukları toplumsal hayattan izole etmemek gerekir.

                  Örneğin, ödev sorumluluğunu yerine getirmeyen bir çocuğa sürekli  “ödevini yap” komutunu veren bir aile çocuklarına sorumluluk kazandırma çabası içindedirler.   Fakat bu komut bir süre sonra işe yaramamaya başlar. Anne ve babalar, çocuklarının yerine getirmedikleri sorumlulukları karşısında sonuçlarına katlanmayı da öğretmeleri gerekir.  Okula giden bir çocuk ödev sorumluluğunu yerine getirmiyorsa, öğretmeni tarafından ceza alma sonucuna katlanmalıdır. Bu sonuç çocuğun ödev yapma sorumluluğunu yerine getirmesine neden olur. Çocukken öğretmeni tarafından verilen bir ceza ile ileride uygulanabilecek daha  sorumsuz  bir davranıştan da korumuş olur.

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner623

banner624