Dış siyaset duygusallığı kaldırmıyor nihayetinde. İlişkiler daima PRAGMATİK bir temelde seyrediyor. Dün kanlı bıçaklı ülkelerin, değişen konjonktür gereği bir anda müttefik olması bundan sebep. ABD-İngiltere, Suud-İsrail, Çin-Rusya ve diğerleri… Her biri çıkarlarının var ettiği seviyeye kadar müttefikler. Şayet bu seviye aşıldığı takdirde ÇATIRDAMALARIN baş göstermesi kaçınılmaz. Tıpkı İngiltere ve ABD örneğinde olduğu gibi…

Coğrafyamız ise söz konusu değişen müttefiklik politikalarının adeta mimarı konumunda. Her şey; enerji, iletim hatları ve ticaret piyasasını ele geçirmek (ipek yolu) üzerinde şekilleniyor. Zira kullandıkları argümanlar; kaos oluşturmak ve dayattıkları politikaları bölge ülkelerine kabul ettirmekle matuf.  Trump yönetiminin göreve gelirken atarlandığı Arabistan ile şimdilerde kurduğu yakınlık bu minvalde okunabilir. Çünkü 2 trilyon dolarlık Aramco’nun, halka arzı vesilesiyle hangi baronlara peşkeş çekileceği kesinlikle sır sayılmaz.   

Bu noktada en üzücü husus; takdir edersiniz ki bahsedilen planlara, coğrafyamızda çeşni olan kitleler bulmalarından ileri geliyor. Ve hatta YÖNETİMLER… Yoksa egemenlerin Müslüman topraklarda kolayca at koşturması neredeyse imkânsız. Yönetimlerin bunu mezhepsel temelle dayandırması, belki kamuoyları gözünde bir yere kadar meşruiyet sağlayabilir. Fakat KENDİ İKBALLERİ UĞRUNA, her türlü değeri yerle yeksan ettikleri gibi bir gerçeği ise tarih önünde örtemeyeceği açık…    

Malumunuz üzere bazı Arap yönetimlerin, bu konuda karnesi kırıklarla doludur. Ancak İran’ın da geçmişte işlediği günahlar, hiçte hoş bir bagajı olmadığını ispatlıyor. En basitinden Irak’tan tutunda, Suriye’nin bugünkü halinde pay sahibi oldukları İnkâr edilemez. Nitekim birilerinin PERS POLİTİKALARINA destek vererek, Sünni dünyayı hançerleme gayretine çoğumuz şahidiz. Tabi İran rejiminin de bu esbabı menfaatleri gereği üzerine yakıştırması, mevcut sonucun bir yansımasıdır adeta.

***

Hal böyle olunca İslami kamuoyunda, İran üzerinden bir görüş ayrılığı yaşanması gayet doğal… Bir kesim İran’ın yanında olmalıyız derken, diğer kesimin İran için “müstahak” yorumları yapması oldukça manidar. Oysa kümülatif perspektifte (dini, milli, siyasi, stratejik…) analitik ve kritik bir çözümleme yapılırsa, takınmamız gereken tavır kendiliğinden beliriyor. Nasıl mı?

Mesela 2006’lı yılları hatırlayın. Oğul Bush’un İran’ı vurma planı ve bunun BM’deki sürecinde Türkiye’nin aksi çabasını... Ankara’nın; ABD, İsrail ve bazı Arap monarşilerine rağmen Brezilya ile soyunduğu arabuluculuk rolü, o dönemki savaş tam tamlarını susturmayı başarmıştı. Obama’nın başa geçtiği süreçte bile Tahran’ın Ülkemize dönük her türlü olumsuzluğu, Türkiye’nin diplomatik çözümden yana tavrını değiştirmedi.

Gel gelelim devran yine döndü ve İran yine hedefe konuldu. Tıpkı Gezi eylemleri gibi ısmarlama protestolara ev sahipliği ediyor günümüzde. Baksanıza! ABD göstericilere yüksek tonda destek verirken, Netanyahu ise “rejim düştüğünde İran halkıyla tekrar dost olacağız” demekten çekinmiyor. Anlayacağınız adres belli, oyun bariz açıktı. İran’ı düşürerek, bölgesel politikalarının kendi güdümlerinde devamlılığını sağlamak istiyorlardı kısaca. Dolayısıyla bu durum, coğrafyamız kadar Türkiye’yi de ekonomik, güvenlik, siyasi… alanlarda tehdit etmekle sabitti.  

O cihetle Devletimizin İran başta olmak üzere diğer bölge ülkeleriyle sürdürdüğü pozitif diplomasi, panzehir hüviyetinde görülmelidir. Kaldı ki dış politikada, ANLAMSIZ İNAT VE TAASSUBA ARTIK YER OLMADIĞI bir zamanda yaşadığımız yadsınamaz. Hele de terör unsurlarına müdahale edeceğimiz bir demde, bu türlü işbirliklerine ihtiyaç duyulurken…

Yanlış anlaşılmasın sakın! Elbette geçmişteki hadiseler unutulmamalıdır, zaten unutulamaz da…  Lakin bu; tarihi bir şuur içerisinde, Dini ve Milli menfaatlerin göz ardı edilmeyeceği avantajları değerlendirmek için engel değildir. Zira Kudüs olayında sağlanan İslami bütünlük, YENİ BİR SAYFA açmak adına da büyük fırsatlar sunuyor. Kim bilir! İnsanlığın kurtuluşu da bunda gizlidir.

Vesselam…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.