Filistin’in işgaline ve sömürgeleştirilmesine yol açan ve Siyonist-Emperyalist ittifakın temellerini atan Balfour Deklarasyonunun üzerinden yüz yıl geçmiş bulunmaktadır. Balfour Deklarasyonunun üzerinden yüz yıl geçmesine rağmen, Filistin işgal altında olmaya devam etmekte, Filistinliler yurtlarından sürülmekte ve Ortadoğu bir şiddet coğrafyası olarak büyük bir yıkım yaşamaktadır. Ortadoğu’nun yüz yıldır yaşadığı yıkımda Balfour Deklarasyonunun özel bir yeri bulunmaktadır. Filistinli Arapların yüz yıldır yaşadığı NAKBA adı verilen insani facianın temel dokümanı Balfour Deklarasyonudur. Ortadoğu’nun işgalinde Balfaour Deklarasyonu bir milat oluşturmaktadır.

2 Kasım 1917 Tarihinde Britanya İmparatorluğu’nun Dışişleri Bakanı Arthur Balfour Avrupa’nın ve dünyanın en zengin ailelerinden biri olarak kabul edilen Rotschild ailesinin önde gelen ismi olan Walter Rotschild’e Balfour Deklarasyonu olarak bilinen mektubu iletti. Mektupta Britanya hükümetinin Yahudi Siyonist isteklerine sempatiyle yaklaştığı ve Filistin’de Yahudi halkı için ulusal bir yurt oluşturulması hedefinin gerçekleşmesi için İngiliz hükümetinin her şeyin yapacağı ifade edilmektedir. Balfour Deklarasyonundan sonra Amerika, Fransa ve İtalya gibi Batılı devletler de Filistin’de Yahudiler için ulusal bir yurt yaratılması hedefini desteklediklerini açıklamışlardır.Filistin’in Yahudiler için ulusal bir yurt yapılması aynı zamanda Filistin’de bir Yahudi devleti kurulması anlamına gelmektedir. Balfour Deklarasyonu, bütün Batılı sömürgecilerin Filistin’i işgal etme hedefiyle harekete geçtiğinin belgesidir. Balfour Deklarasyonu, Filistin halkını sömürgeleştirmeyi ve köleleştirmeyi hedefleyen Siyonist-Emperyalist işgalin bütün altyapısını oluşturan merkezi önemde bir metin anlamı taşımaktadır.

Batı emperyalizmi, kendi kontrolünde olmayan Filistin’i, dünyanın değişik bölgelerinde yaşayan Yahudilere yurt yapma sözü vermiştir. Küresel Siyonizm ve Batı Emperyalizmi arasındaki ittifak sonucu, Filistin’in işgal süreci başlatılmış ve dünyanın her tarafından Yahudilerin bu coğrafyaya göç etmesi sağlanmıştır. Siyonist-Emperyalist güçler, Filistinlilerin yurtlarından atılmasını hiçbir şekilde insani facia olarak görmemiş ve Yahudilerin onların yerine yerleştirilmesini çok doğal bir gereklilik olarak değerlendirmişlerdir. Birinci Dünya Savaşından sonra İngilizler, Filistin’de bir Yahudi devleti kurmak için manda yönetimi kurmuşlardır.1922 Yılında İngiliz sömürge idaresi, Filistin’de 650000 civarında Arap ve 50000 civarında Yahudi yaşadığını ifade etmektedir. Filistin’de yaşayan 50000 Yahudi’nin büyük bölümün dışarıdan getirildiği unutulmamalıdır. Bu rakamlar bugünle karşılaştırıldığında, yüz yıllık süreçte Filistin’in demografisiyle oynanmak suretiyle etnik temizlik anlamına gelen büyük bir nüfus mühendisliği projesinin uygulamaya konulduğunu söyleyebiliriz.

Balfour Deklarasyonu, Müslüman Arapları Filisitin coğrafyasının halkı olmaktan çıkarmakta ve işgalci konumuna koymaktadır. Aynı deklarasyon, Filistin’de yaşamayan ve olmayan Yahudi topluluğunu Filistin’in yerli halkı haline getirmektedir. Balfour Deklarasyonu’un Filistin’i Yahudi tekeline koyması ve orayı sadece onların ulusal yurdu olarak görmesi, sorunun kaynağını oluşturmaktadır. Yahudiler, Balfour Deklarasyonunu referans alarak Müslüman Arapların Filistin’de yaşama hakları olmadığını iddia etmektedirler.

Filistin’i sadece İsrail toprağı ve Yahudi yurdu gören Siyonist yaklaşım, Ortadoğu’da sürekli olarak büyük çatışmalara, yıkımlara ve savaşlara neden olmaktadır. İsrail, sürekli olarak Filistinlilere saldırmakta, onları evlerinden sürmekte ve onlarcasını öldürmeye devam etmektedir. Siyonist işgal ve şiddet, Filistin’in Filistinlilere ait olduğu gerçeğini değiştirmemektedir. Balfour Deklarasyonu, Filistin’in Filistinlilere değil, Yahudilere ait olduğu gibi bir hedefi meşrulaştırmak ve gerçekleştirmek amacı taşımaktadır. Filistin’in Filistinlilere ait olmadığını iddia eden Balfour Deklarasyonu, meşru olmadığı gibi, İsrail devleti de kuruluşundan bugüne kadar meşruluk krizini aşmış değildir.

Balfour Deklarasyonu, Filistinlilere yönelik insan hakları ihlallerini, şiddeti ve ayrımcılığı devlet politikası olarak meşrulaştırmış ve İsrail devletinin Ortadoğu’daki sömürgeciliğinin kurulmasına imkan sağlamıştır. İsrail devleti, Ortadoğu’da Güney Afrika’nın eski ırkçı politikalarını sürdürmeye devam etmektedir. Filistinlilerin ve İsraillilerin hiçbir şekilde eşit haklara sahip vatandaşlar olamayacağını her alanda politika olarak uygulayan İsrail, gücünü hala Balfour Deklarasyonunun arkasındaki Siyonist-Emperyalist ittifaktan almaktadır. Yüz yıl sonra İngiliz hükümeti, bugün de Balfour Deklarasyonunun arkasında durduğunu ifade etmekte ve bu deklarasyonun yüzüncü yılını hükümet düzeyinde kutlayan programlar düzenlemektedir.

İngiltere başta olmak üzere Amerika, Fransa ve İtalya gibi Batılı devletler, İsrail’in kuruluşundaki rollerini hiçbir şekilde inkar etmedikleri gibi, Siyonizmle ve İsrail’le olan ittifaklarından da yüz yıldır vazgeçmemişlerdir. Balfour Deklarasyonu, yüz yıldır devam eden Siyonist-Emperyalist ittifakın belgesi olarak geçerliliğini korumaya devam etmektedir.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mehmet Doğan 2017-11-04 15:03:44

Kıymetli Hocam, elinize yüreğinize sağlık. Bundan böyle sizi takip edeceğim.