Bir sancının lisanından…

Bana bu masallarla gelmeyin artık; erken yitirilmiş çocuklukta bıraktığım küçük masallarla… Onlar ki, çocukluk yıllarımın hızlı adımlarında bile, çelişkili görünürlerdi kalbime… Tam seyrine dalmışken, acıyla irkilirdi, bilirdi hüznü tanıyan gönlüm, bir kadının prenses olma ihtimalini dünyaya gelirken bıraktığını ve bir erkeğin başka varlıklara dönüşen bir prens kadar hayale sadık kalamayacağını! Bilirdim, yeşilin yemyeşil olmadığını ve güneşin kızarmadan batmadığını…

Siz günahı, kitaplardan bile toplamaya muvaffak olamadığınız ve hatta teknolojinin kolay koridorlarından aşırdığınız kelimelere yerleştirmeyi meziyet saydınız. Ömrünüzün yok notları… Yazdıklarınıza kalben inanmadınız ki, yazgınıza inancınız olsun. Oysa taklit, her çağda ayrılmıştır hakikatten; usulü edepten bizar olanın, üslubunun edep olması inandırıcı olmamıştır. Kişi yazdıklarından önce, yaptıklarıyla anılmıştır yani yazdıklarını kişi, aynası kılmayı her zaman başaramamıştır. Israrın rahatsız ediciliği, inandırıcılığın kalesini yıkmıştır. Ne hazin ki gönül, sisli aynalarıyla yüzleştiğinde bile rahatsızlık duymayan bir kıvam almıştır.

Bana bu masallarla gelmeyin artık. Bir rengi bile yok iken duruşunuzun, renklendirdiğiniz, çarpıttığınız, süsleyince günah olmaktan çıkar sandığınız günahkâr çağrılarla gelmeyin… Diliniz ruhunuza, eliniz gönlünüze, yaşantınız tasdikinize ihanet içerisinde… Siz âh, dil belası ile tükettiklerinizin, her şeyden önce, kalbinizin var edip yeşerttiğine ihanet ettiğini anlamadınız. Huzurdan beslenemeyen sabırsız ve dayanıksız sözler; vicdandan, imandan, irfandan nasip almaz… Dünyada bulunduğu hâlde öteleri özlemeyen dünyaya bir şey katamaz. Yanlışa davet gönderip huzursuzluk hissetmeyenin, huzuru bulabildiği nerede gösterilir? Töre bilmezin süslü sözleri, hangi letafetten, hangi nezakettendir? Hakikatin zaferi olanca görkemi ile sükûtun zarafetinde gizli değil midir?

Bana bu masallarla gelmeyin artık. Bir, iki, üç, dört, beş, altı… On beş, kırk üç, elli yedi… Hz. Adem’in, Hz. Yunus’un, Hz. Musa’nın tövbesini sahih ve mübarek kılan, tövbeden sonra aynı hataya dönüş yapılmamasıydı. Ki nice güzellerin hatalarında bile bir masumiyet, çocuksuluk bulunurdu. Şimdi, boyumuzu aşan bir hoyratlık kaplamış her yeri, içinde boğulduğumuz bir vahşet, kirlenmişlik… Mazisinde bulunan çocuk saflığını ve temizliğini özleyen sözde insanlar da karşılaştıkları ilk temizliği talan etme telaşındalar. Nedenini kavramakta zorlandığım ve zaman zaman tefekkür ettiğim bir tezat olmuştur öteden beri; durgun nehri bulandırma isteği, gülü dalından –solacağını bile bile- koparma sancısı, yorgun ağaçların gövdesine isim kazıma telaşı, kâinata armağan edilen kar örtüsünün duruşunu ilk dağıtan olma arzusu, caddelere, sokaklara, duvarlara yazı yazma hazzı… Hadisenin acıtıcı tarafı ise, arzulanan çirkinliğin, güzel kelimeler aracılığı ile mazur ve masum gösterme çabası…

Bana bu masallarla gelmeyin artık; vicdan ağrısının, huzursuzluğun, kötülüğün olmaz hatırası…

Ve kimse bitiremez bir diğerini, bir diğeri tamamıyla tüketmeden kendini…


“Gönlümüzde paslı kelimeler unutuldu

Çok yaşamadık o söz yarasından

Yüzümüzde hırçın suların izi

Çekip gittik ürkek bir hazirana doğru

Yedi yıl bereket, yedi yıl kuraklık geçti

Sustuk her göçümüze yakılan ağıtlarla

Kurşunlar, enkazlar, yağmurlar arasında…”

(Atıf Bedir-Sûzidilâra)

Selam ile...


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Üftade 2017-12-10 12:37:11

“Usulü edepten bizar olanın, üslubunun edep olması inandırıcı olmamıştır.” Çok güzel bir söz. Enfes bir yazı. Lakin yazılma sebebi yazar ve muhatabı arasında bir muamma olan böylesine ihtar dolu bir yazının muhatabı olmak ta istemez insan. Yazarı, şairi üzmek, incitmek bu denli ağır bir faturaya maruz bırakır nihayetinde… Kaleminize ve kelamınıza sağlık efendim. Defalarca okudum.