Tarihsel olayları, olmuş-bitmiş olaylar ve olgular yığıntısı olarak” değil, dünü, bugünü ve yarını olan, belli bir sistematik içerisinde karşılıklı etkileşimle sosyal ve toplumsal süreçleri etkileyen bir tümün parçası olarak okumak lazım. Tarihsel olaylar, her zaman bir tecrübe ve ders alınmışlıkla geleceğe yön vermekte ve ışık tutmaktadır. Ortadoğu coğrafyası, Sykes-Picot Antlaşması’ndan yüzyıl sonra yine Suriye ve Irak üzerinden verilen bölgesel savaş ve kamplaşma ile yeni bir paylaşım savaşının merkezindedir. Proje aynı; “yüzyıl sonra yarım kalan işi tamamlama, böl, parçala, küçük küçük yönet ve son damarına kadar sömür.”

BİTERSE SAVAŞLAR, BU SİLAHLAR KİME SATILACAK?

ABD’nin durakladığı, AB’nin de yaşlılık ve yorgunlukla parçalanmaya başladığı böyle bir dönemde bu paylaşım kavgasının zihin dünyasında “zengin enerji kaynakları, Akdeniz’in stratejik ve jeopolitik önemi, kaynatılan Ortadoğu kazanında sürekli satın alınacak silaha ihtiyaç duyurma” gibi nedenler yatmaktadır. Allah aşkına! Dünyanın, silahlanmaya ayırdığı bir yılık bütçenin “1.6 trilyon doları” bulduğu, savaşların dünya ekonomisine bir yıllık bedelinin “14 trilyon doları” geçtiği, ABD’de F-35 üreten bir silah fabrikasının ekonomik bütçesinin Türkiye bütçesinden daha büyük olduğu bir emperyalist dünyada biter mi savaşlar, ölümler, kan ve gözyaşı? Katar’ı teröre destek veren ülke konumuna sokarak güvenlik zafiyeti ve savaş ortamı yaratan ABD, hem Suudi’ye hem de Katar’a Yahudi aklını kullanarak aynı anda milyarlarca dolarlık silah satışı yapmadı mı? Biterse savaşlar, dökülmezse kanlar bu silahlar kimlere satılacak, başta ABD olmak üzere dünyayı yöneten küresel silah tüccarları kimin kanından para kazanacak?Silahların konuştuğu bir ortamda en büyük seviciler silah tüccarlarıdır. Değerli olacak olan yegane şey de satışa hazır silahlardır.” Bakın ilaç üreten firmalar, dünya üzerinde var olan bir hastalığı kesin bir şekilde tedavi ve yok edecek bir ilacı hiçbir zaman üretmezler, sürekli palyatif çözüm ve geçici bir tedavi şeklinde bir üretim yolunu seçerler ki sürekli hastalık olsun, sürekli ilaca ihtiyaç duyulsun, sürekli ilaç satışı olsun.

RESMEN ABD’NİN SALDIRISI ALTINDAYIZ.

Son dönemde artan terör saldırılarını, patlatılan bombaları, dökülen kanları ve verilen şehitleri bu paylaşım savaşından ayrı okuyamayız. “Faşist diktatör”, “radikal dinci gruplara yardım ediyor” şeklindeki kirli algı operasyonlarını da 15 Temmuz uluslararası işgal girişimi gibi, “Türkiye’ye diz çöktürecek, resmen işgal edecek, sandıkla ve darbeyle dahi bir türlü alaşağı ve devre dışı edilemeyen Recep Tayyip ERDOĞAN’ı tasfiye etme girişimlerinden” bağımsız da okuyamayız. Kirli medya, kirli sermaye ve kirli siyasetin oluşturduğu akıl almaz bir tehlikeli koalisyonla karşı karşıyayız. Emir ABD ve AB’li bazı ülkelerden, destek ve silah da aynı yerden. Bilindik düşmanın hançeri adama batsa da koymaz amma dost görünen müttefiklerin ihanet tuzağı adamın nefesini keser, kalbini orta yerinden vurur. Hiç sağa sola götürmenin anlamı da yok “Türkiye Cumhuriyeti Devleti, 15 Temmuz ihanet girişimini bizzat planlayan ( ki Trump’ın 13 CIA ajanı darbe girişimine yardım etti ikrarı ), darbenin tetikçisi Feto’yu iade etmeyip, resmen koruyan, YPG’ye 3500 tır silahı ücretsiz verip, Türkiye’ye parasıyla dahi silah satmayan ABD’nin resmen işgal saldırısı altındadır.

TÜRKİYE’Yİ NATO’DAN İHRAÇLA, İŞGALİ PLANLIYORLAR

İnsani, vicdani ve ahlaki hiçbir kural-kaide tanımadan yapılan acımasız terör saldırıları ile “Türkiye’yi tahrik etmeye, zaafları kaşımaya, etnik ve mezhepsel iç çatışmaları körüklemeye, aklıselimi ortadan kaldırmaya, sağlıklı düşünmeye darbe vurmaya, öfkeyi, ırkçılığı ve hamaseti körüklemeye, farklılıklar arasında kin ve kan çıkarmaya, dayanışmamızı yıkmaya, maneviyatımızı ve moralimizi bozmaya” çalışıyorlar. Terör saldırılarının emrini verenler ve onların tetikçileri, “bizi sindirip, korkutmak, birbirimize, öncü kadrolarımıza, yeni kurucu akıllarımıza, devletimize olan güvenimizi de” yok etmek istiyorlar. Türkiye’nin özellikle ABD’nin destek ve kontrolündeki SDG yani YPG-PYD alanlarına yapacağı beklenmedik bir büyük sınır ötesi operasyonda hukukilik ve meşruiyet tartışması yaratıp, gerekirse Nato’dan ihraç edip, Türkiye’ye uluslararası bir müdahalenin, işgalin imkanını zorluyor ve planlıyorlar. Tüm bu oyun ve tuzaklara karşı da bizler etnik ve mezhepsel ayrıştırma ve birbirine düşürme tuzağına düşmeyeceğiz. Bu ülkeyi birlik ve kardeşlik ruhu içerisinde diri ve iri tutacağız. Dedelerimizin bizlere müşterek miras bıraktığı “ Çanakkale Kardeşliği Ruhunu” ve “ 15 Temmuz istikbal ve istiklal ruhunu” ülkenin her tarafına yaymaya çalışacağız.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.