Irak Bölgesel Kürt Yönetimi ile Türkiye’nin arası çok iyiydi, neredeyse Irak Kürt Bölgesini 82. vilayetimiz yapmıştık. Adeta şehir içi dolmuşlarla ulaşılabilir hale getirmiştik. Ortadoğu’daki müttefikimiz, büyük ihracat ve ticari satış noktamızdı. Ancak bugün şartlar değişti, referandum krizi ile ilişkilerimiz kötü; yarın şartlar ve tutumlar değişirse belki daha iyi olur veya bugünden daha da kötü olur. Ankara’nın Barzani yönetimiyle temaslarını sürdürdüğü, pazarlıkların devam ettiği, ilişkilerin tümden kopmadığı gelen bilgiler arasında. Ki Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “yanlıştan dönerseniz, devletimiz ve milletimizle kardeşlerimizin yanında olmaya devam ederiz” mesajını da bu minvalde okuyabiliriz.

IRAKLI ORTAK KİMLİĞİNİ YARATAMAMIŞ

Irak’ta halklar arasındaki bir arada yaşama duygusunun şiddetli geçimsizlik nedeniyle çöktüğü, ortak yaşamın taraflar için çekilmez hale geldiği, bunun devamında iki taraf için de bir fayda kalmadığı gerekçeleriyle çözümü ayrılıkta gören Irak Bölgesel Kürt Yönetimi’nin muhtemel bağımsızlık ilanı tehlikeli bir fay hattını tetikleyebilir, bölgeyi baştan başa büyük bir kriz ve çatışma alanına sürükleyebilir, etnik ve mezhep temelli çatışmaların ateşini de alevlendirebilir. Ancak ulus bilincini yakalayamamış, Iraklı ortak kimliğini yaratamamış, ortak bir tarih ve kültürel bir yaşamda buluşamamış, fiili ve duygusal olarak birbirinden kopma noktasına gelmiş insanlar topluluğundan oluşan Irak’a baktığımızda etnik ve mezhepsel çatışmaların yıllardır sürdüğü, büyük kitlesel katliamlarla adeta bir kan davasına büründüğü, emperyalizmin zenginlik kaynakları var diye adeta akbaba gibi üşüştüğü, her gün bombaların patladığı, şehirlerin birçoğunun harabeye döndüğü, onlarca ülke ajanının cirit attığı, ABD’nin sömürgesine döndüğü, etnik ve mezhepsel bölgelere bölündüğü bir ülkeyle karşı karşıyayız.

KURTULUŞ REÇETESİ

Irak’taki referandum krizini, etnik ve mezhepsel çatışmaları, Daeş’in Sünni kentlerde rahat yaşam bulmasını; Bağdat yönetiminin Saddam’ın devrilmesinden sonra, yönetimi ve orduyu Şiileştirme politikasından, İran’ın etkisiyle Sünni Arap, Kürt ve Türkmenlere hayatı çekilmez hale getirmesinden, Daeş’in Şii versiyonu olan Haşdi Şaabi gibi korku salan bir topluluktan 150 bin kişilik bir yapıyı orduya monte etmesinden, “hak, hukuk, adalet ve insan hakları” hususlarındaki antidemokratik uygulamalarından bağımsız okuyamayız. Irak Kürt Bölgesi’nin bağımsızlık krizini çözmekle beraber, Irak’ta halkların hak ve adalet temelinde aidiyet ve vatandaşlık duygusunu geliştirmek, ortak bir yaşamı ikame edebilecek şartları oluşturmak, kaynakları adil bir şekilde paylaştırmak için Bağdat’a aynı anda uluslararası güçlü bir baskı kurmak da daimi huzur için büyük bir elzemdir.

TÜRKİYE İNSANLIK DERSİ VERMİŞTİR

Uzun yıllardır terörle mücadele eden Türkiye, Irak Kürt Yönetiminin bağımsızlık çıkışını, kendisi için “beka sorunu” olarak görüyor, “büyük Kürdistan’a” gidecek bir adım olarak kabul ediyor, kendi Kürt meselesini de “azdıracak” veya “model” olacak bir tehlike olarak görüyor. Türkiye’nin, Kürt, Türk, Arap diye ayırt etmeksizin kardeşlerimize yıllardır uzattığı şefkat eli, dünyaya büyük bir insanlık dersi vermiştir. Haklı bir davamız, helal bir lokmamız, Osmanlı mirası ağır bir yükümüz var. Tabi ki Erbil’deki Kürdün hakkını savunurken, Kerkük’teki Türkmenin, Musul’daki Arabın hakkını ve hukukunu da yok sayamayız, hiçbir etnik unsurun diğeri üzerinde tahakküm kurmasına, zulüm yapmasına izin veremeyiz. Türkmen de Kürt de Arap da bizim öz be öz kardeşimizdir, can ve ciğerimizdir.

ÖNCELİK KENDİ İÇ HUZURUMUZDUR

Tabi ki Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan Türk, Kürt, Arap herkesin önceliği kendi öz vatanıdır, Türkiye’nin çıkarlarıdır, birliği ve dirliğidir yani kendi evinin huzurudur. Ancak Irak Kürt Bölgesi’ne yaptırım uygularken, söylem ve eylemlerde bulunurken, kendi Kürtlerimizin duygusal kırılganlıklarını da nazara almak, Irak Kürt Bölgesi’nde yaşayan Kürtlerle, Doğu illerimizde yaşayan birçok Kürt aşiretinin yakın akraba olduğu, milyonlarca Kürt vatandaşımızın Barzani ve Irak Kürtlerine PKK’ya olduğu gibi uzak ve temkinli olmadığı, aksine sempatiyle durduğu gerçeğini de gözden kaçırmamak lazım.

IRKÇI VE TAHRİK EDİCİ SÖYLEMLER VAR

Bazı siyasilerin etnik vurgulu demeçleri, basın ve sosyal medyanın Barzani üzerinden Kürtleri aşağılayıcı, kışkırtıcı ve sorumsuz manşetleri, ayrılıkları körükleyen, farklılıkların sinir uçlarını kaşıyan yükselen ırkçı söylemleri, Ak Parti’ye oy ve destek veren Kürtleri dahi duygusal kopuşa ve 2019 seçimler için farklı tercihlere bilinçli bir şekilde itelemektedir. “Vananızı kapatırız, suyunu keseriz, ekmeğe muhtaç hale gelirsiniz, açlıktan ölür gidersiniz, Kürtler kim devlet kurmak kim” gibi tahkir edici söylemler, şiddet ve nefret dili gerginlik yaratmaktadır. Herkesin etnik ve mezhebi çatışmaları körükleyecek, karşıt milliyetçiliğe yaşam verecek dışlayıcı bir dilden, ırkçı söylemlerden kaçınması büyük elzemdir.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Medeni sevinç 2017-10-04 21:56:27

Yazı güzel bir o kadarda hasasiyet gösterilmesi hususunu nazara alınmSını telkin ediyor.Ben yakın tarihte bölgeyi gezdim.Yazarın tespiti çok doğru. Katılıyor onuyorum.Türkiyenin ABD ve diğer empetyListlerin oynunu biliyor ve bunefenlede tepkisini ortaya koyuyor.Ancak kürtler Barzani ve pkk ye bakış açıları çok farklı bu nedenle dışlayıcı değil kucaklayıcı olmalıyiz ve her yer ve ortamda imanımızın gereğini yapmalı ve samimi kardeşlik söylemleriyle ırkçı faşizan duygulardan arınarak müslumanca kardeş olmalıyiz kardeş ve selam