Bir önceki yazım münasebetiyle Kürt İslamofaşistlerin yoğun küfürlü hakaretlerine maruz kaldım. Daha önce de kavmiyetçilik taassubundaki Türk İslamofaşistleri ikaz ettiğimiz için benzer hakaret ve küfürlere maruz kalmıştık.

Her iki doğruyu dile getirirken yapılan saldırılardan ortaya çıkan net görüntü şudur:

İslamofaşistler hangi kavimden olsun birbirinin aynıdır. Bunu özele indirgersek, bütün kavmiyetçiler, bütün faşistler birbirinin kopyasıdır.

Kuzey Irak referandumunun daha önce bu sütunda belirttiğim gibi Barzani’nin idam fermanı idi. Barzani, Referandum kararını uygulamakla ilmeği kendi boynuna geçirdi maalesef.

Sayın Barzani’nin referandum sonuçlarının açıklandığı akşam medyaya servis ettiği fotoğraf boynundaki yağlı urgana bir düğüm daha atılmasına sebep oldu. O fotoğrafta, danışmanlarının tamamının Batılı olması ayrı bir garabetti. Demek ki Sayın Barzani de klasik Ortadoğu ve sömürge Afrika liderleri gibi Batılı kompleksi var.

O karede Barzani, elindeki elmayı dilimleyerek etrafındaki danışmanlara dağıtıyor ve şu cümleyi söylüyordu: “Bugün yanımızda duran dostlar bunu hak etti.”

O meş’um fotoğraf, Leonardo Da Vinci’nin “Son Akşam Yemeği” tablosunun çok kötü bire bir kopyası idi. Fazla olan elmaydı. Elma, bütün semavi inançlara göre yasak; yani haram meyve idi. Ortadoğu’nun haram meyvesi ise petroldür. Ve Barzani o subliminal mesaj ile müesses nizama meydan okudu.

ABD ve Batı’nın hızlı bir şekilde Mesud Barzani’yi terk etmelerinin sebebi çok açık. Batı dünyası, Ortadoğu’da yerli, milli ve dindar olan bir siyasi figürün liderlik koltuğunda oturmasına tahammül etmiyor. Onu ilk fırsatta devirmek istiyor. Sayın Erdoğan’a yönelik Gezi, yargı ve FETÖ darbesine kadar yapılan tüm darbe teşebbüslerinin arkasındaki güç Batı değil miydi?

Şimdi Batı, Irak’ın kuzeyinde sükunetli ve huzur içerisinde olan bir bölgeyi korumaya çalışan Barzani’yi devirmek istiyor. Barzani de maalesef kendi ayağı ile o tuzağa düştü. Daha önce GORAN ve ihanetin sembolü olan YEKITİ alçaklarının giriştiği darbe teşebbüsü, Erdoğan’ın yardımı ile savuşturdu. Ne var ki Sayın Barzani, Türkiye’nin gücünü kendi gücü sanma zehabına kapıldı ve idam fermanını imzaladı.

Batı, Barzani’yi tasfiye edip Kuzey Irak’ı üçe bölmek istiyor. Süleymaniye ve havalisi Talabani’ye, Şengal-Musul Hattı’nın Suriye sınır kısmını Ezidi görünümlü PKK çeteleri ve YPG’ye, Erbil ve Duhok mıntıkasını da Barzani ailesi veya ihanet edebilecek bir KDP’liye bırakmak istiyor. Batı, böylece Suriye’nin kuzeyinde oluşturulan PKK Kantonları ile Musul Kerkük petrollerini buluşturmak istiyor.

KDP bölgesi de açlık ve fakirlikle baş başa bırakılacak. Tıpkı Sünni Arapların yaşadığı Irak’ın orta kısmı gibi.

Türkiye, Sayın Barzani’nin bütün yanlışlarını bilerek ve onların müzakeresini yaparak bu süreçte onu yalnız bırakmamalıdır. Yalnız kalan Barzani gerek ailesinin konumunu veya gerekse kendi bölgesini kurtarmak için çabalayacaktır. Bu çabaları ile belki daha başka yanlış kararlar alacaktır.

Barzani’nin kendi bölgesinde güç yitirmesi demek, PKK çetelerinin oralara hâkim olması demektir. Barzani zayıfladıkça, İran hem YEKITİ hem de PKK çeteleri üzerinden Türkiye’nin tüm güney sınırları etrafında çok ciddi bir etkinliğe sahip olacak.

İran, Pers fanatizminin egemen olduğu narsis bir devlettir ve bu alan genişliğinin verdiği şımarıklıkla, Türkiye’ye yönelik vekalet savaşı yürütecektir. Hatta Batılılar, İran’ı direk Türkiye’nin üstüne sürebilirler. Bölgenin iki güçlü devletini birbirine kırdırarak, ikisinden de kurtulmanın yollarına bakacaklar. Görünen o ki, yeni planı bu.

Barzani zayıflarsa, PKK, Kuzey Irak’ta parti kurup seçimlere girecek ve kuvvetle muhtemel Kürt parlamentosunda grup kuracak ve hatta koalisyon ortağı olabilir. Bu durumda Türkiye bölge ile ilişkiye girerken, masaya Türk askerini, polisini ve vatandaşını şehit eden PKK’lı katille oturacak.

Bölgeyi adım adım dolaşan ve sokak sokak bilen biri olarak son bir sözü de Kerkük Türkmenleri ile ilgili söylemek istiyorum: Sünni Türkmenler, tüm varlık ve inançları ile katıksız bir şekilde Türkiye’ye ve Irak devletine bağlıdırlar. Lakin, Şii Türkmenler, o Müslüman Türkleri bastırmış durumdalar. Erşat Salihi, Türkiye’yi kandırıyor. Salihi, Heşdi Şabi’ye iki bin civarında çete vermiş bir insan. Türkiye veya Bağdat’a değil, direk Hamaney’e bağlıdır.

Erşat Salihi ve adamları, Heşdi Şabi Kerkük’e girdiğinden beri sürekli provokasyon peşinde.

Hamaney’e bağlı Türkmen milisler, “Bozkurt işaretli” görüntülerle Türkiye’de algı yönetmeye çalışıyorlar. Karkük’ün demografisini iyi bilen biri olarak söylüyorum, Türkmenler dahi bu Salihi’den illallah etmiş durumdalar.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.