Birkaç gün önce malumunuz Psikoterapist Mehtap Kayaoğlu’nun insanlar arasında mevcut imajı ile sevildikten yıllar sonra Allah’ın emrini terk edişini ele alıp; bunun ancak bir DEPRESYON hali ile açıklanabileceğini ifade etmiştim.


Ancak ailece girdikleri davranış biçimlerinin bir depresyon değil, bir misyon olduğunu gelişmeler dahilinde görebiliyoruz.


Erkek kardeşi sevenlerinin üzüntülü sitemleri eşliğinde "Füruattır, başlarınızı açın emri veren Fetoya mı uydunuz" diye soranları mahkemeye veririz diye tehdit ediyor, kendisi ise yeni halim bu böyle kabul edin diyor.


Aslında buraya kadar kendi içinde yine depresyon hali gibi okunabilir ve kardeşinin de istemsiz sahip çıktığını düşünebiliriz. Fakat gözümüzden kaçanlar var:


Kendisiyle aynı tarihte Allah’ın bu emrini terk eden ablası profilinde yapamadığı, takamadığı, bunalımda olduğu için değil, savaş açtığı için örtünmeyi terk ettiğini ifade ediyor.


Bununla da kalmıyor aslında Mehtap hanım, kendisi de sayfasında bu minvalde açıklamalar yapmış fakat sonra aldığı şiddetli tepkilerden bu açıklamaları kaldırmış.


Şimdi bu pencereden yeniden baktığımızda hadisenin boyutu çok başka bir platforma taşınıyor..


Hadiseye "başlarınızı açın" emri veren Feto gözüyle bakmak karşılığını bulmuyor, görüyoruz ki; Feto’nun da devamı olan ve başlı başına bir İFSAD ve TAHRİF hareketi olan MEALİSTLERİN söylemleri ile ailece Allahın emrine savaş açıyor ve aynı misyonu ifa ediyorlar.


Daha önceki yazılarımdan birinde üçüncü dünya savaşının dördüncü nesil harp unsurları diye yeni nesil intihar bombacılarından bahsederken, yok etmek istediği imaja bürünüp kendini bir uçurumdan attıklarını ifade etmiştim acizane…


İşte şu tabloda karşımızda tam da böylesi misyonik bir intihar vakası var. İnsan suresinden girip kendini hayvan ilan eden İslamoğlu’nun izinde, Nur suresinden girip ayete muhalif hareket etmekle kalmıyor, hükmü reddediyor ve bunu kendi itibarı üzerinden meşrulaştırmaya çalışıyor.


Bir ayetin itibarı yanında hangi kulun itibarı söz konusu olabilir ki Mehtap hanım?


Sizinle ilgili ilk yazımda bu öngörüyle Yaşar Nuri Öztürk örneğini vermiştim tam da…


Uzun yıllar İslam adına sayısız güzel işler yapıyor gibi durup son kertede CHP vekili olup "Namaz insanların başına bela edilmiştir" diyerek 1400 yıldır tatbik edilen ve Kur’ân’da açıkça beyan edilen bir hükmü reddetmiş ve aynı gün sevenleri tarafından âdeta kusulmuştu.


Siz kendinizi Yaşar Nuri'den ileri mi gördünüz ki?


Yıllarca inancının nişanesi olan Allah’ın emrine tabi görünüp, kitleler elde edip sonra onlara bakın ben doğruyu buldum imajı mı veriyorsunuz?


En iyi ifade ile ikiyüzlü bu tutumunuz, sevenleriniz tarafından kusulmanıza yol açtı.


Diğer yandan altını çizeceğimiz ölçü, ayetin getirdiği hükümdür. Daha önce de ifade ettiğim gibi örtünmek veya namaz gibi Allah’ın emirlerinden birini veya birkaçını terk etmek yani yapamamak, insanı dinden çıkarmaz ama bir âyeti yani bir hükmünü dahi tevil veya başka yolla reddetmek yani inkâr etmek kişiyi dinden çıkarır.


Daha da fenası, hem müslüman olduğu iddiasına devam edip hem de Allah’ın ahkâmlarına savaş açmak, kişinin münafıklığına delalet eder. İşte bu usül, mealistlerin usulüdür ve Kur’ân müslümanlığı adı altındaki Paralel Din Yapılanmasına mensup herkes bu davranış biçimini sergiliyorlar.


Özetle yok etmek istedikleri kisveyi veya kıyafeti giyinip kendilerini bir uçurumdan aşağı atıyor ve itibar suikastini hedefliyorlar.


Bilmiyorsunuz ki Allah’ın ayetlerinin itibarı öyle üflemekle sönmez ve güneş balçıkla sıvanmaz ve gözünüzü kapatmakla ancak kendinize gece yaparsınız hayatı, Mehtap hanım.


Allah’ın ayetlerine savaş açıp da muvaffak olanı tarih yazmadı, biliniz.

Peki bu yaptığımız şey kişinin özel yaşantısı ve kişisel haklarına bir saldırı mıdır?

Elbette "Örtü bir gelenek, hüküm değil!" diye herze savurmasalardı olabilirdi…

Biz onların yaşam tarzına müdahale etmiş olmuyoruz; bilakis onlar bizim inancımıza ve gereğimize dolaylı yoldan müdahale ve hakaret etmiş olmakla, elbette hukukumuz çiğnenmiş oluyor!..

Demek biz burada karşı tarafa saldırmıyor, "nefsi müdafaa" yapıyor, bizim yaşam alanımıza girilmiş olmasını bir nevi reddetmiş ve hakikati savunmuş oluyoruz ki, bu da boynumuzun borcu…

Yoksa gerçekten "Bize ne?" demek isterdik!... Bu vesileyle bu tepkimizin yargıçlık değil kendi hukukumuzu müdafaa olduğunu ilanen duyururuz.

Yani bu durum/ş kişisel tercihi olsaydı, yargıç olurduk, algı operasyonu ve ayetin hükmüyle oynama olduğundan kendi inanç hukukumuzu müdafaadır!..

Eş zamanlı açılan Fetöcu ablaların mealistlerin “Kuranda başörtüsü yoktur” fitnesine ateş taşımak için senkron bir çalışma olduğunu bildiğimiz için bu reddiye makamında yazıyı neşretmek icâb etti, yoksa şahısla hiçbir alıp veremediğimiz olmadığı gibi başı örtüsüz yüzlerce kardeşimiz de var Elhamdulillah.

               

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Zeynep İKBÂL 2018-01-15 11:28:05

TAM ANLAMIYLA İFADELERİNİZİN DESTEKÇİSİYİZ Sn.Hikmet HOCAOĞLU