Kimi zaman ziyaret kimi zaman davet üzerine farklı okullara düşüyor yolumuz. Uğradığımız her okulda teneffüs veya öğle arasına denk getirecek şekilde yönetiyoruz zamanı. Ayaküstü de olsa öğrencilerle sohbet etmek öncelikli olarak yaptığımız ilk şey. Öğretmenler odasına uğramadan ayrılmamaya gayret gösteriyorum.

Bu güne dek yaptığım ziyaretlerde edindiğim gözlemler sonucu vardığım kanı; eğitim camiasında söz sahibi olan bireyler artık eskisi gibi ileri yaşta eğitimcilerden oluşmuyor. Genellemek elbette doğru değil, yalnız birçok okulda öğretmenler odasının genç veya orta yaş öğretmenlerden oluştuğuna sıklıkla şahit oluyoruz. Hatta sadece öğretmenler değil, okul idareleri de artık eskisi gibi kelli felli, ensesi kalın, ileri yaş öğretmenlerden değil; genç, enerjisi yüksek, dinamik öğretmenlerden oluşuyor.

Bu yaş faktörü aynı zamanda eğitim sosyologların inceleme konusuna giriyor. Sosyologların kahir ekseriyeti eğitimcilerin öğrencileriyle iletişiminin sıklığı /seyrekliği yaş ile ters orantılı olduğunu söylüyor. Yaşı ilerlemiş eğitimcilerin öğrencileri ile iletişimlerinin az, yaşı genç eğitimcilerin ise öğrencileri ile güçlü bir iletişimlerinin olduğu tespitinde bulunuyorlar. Genç nesil eğitimcilerin öğrencileri ile tiyatroya gitmeleri, halı saha maçı yapmaları, turnuvalara, festivallere, yarışmalara katılmaları ve yatay iletişim içerisinde oldukları gözlemlenirken, ileri yaş öğretmenlerde ise “baba-oğul” mesabesinde bir dikey iletişim söz konusu olup iletişim sınırları sınıf ortamı ile sınırlı kalmaktadır. Bunun aksine genç öğretmenlerde ise, sınıf ortamının dışına taşan iletişim okul bahçesi, okul kantini ve okulun sportif alanlarına kadar, hatta okul sınırları dışına kadar uzayabilmektedir.

Eğitim psikologlarının araştırmalarından bazılarını inceledim. Öğrenen ile öğreten arasında kurulan “iletişimin boyutu” öğrencilerin başarıları üzerinde doğrudan etki ettiğini vurguluyorlar. Öğrenci kendine yakın hissettiği, rahat bir şekilde iletişim kurabildiği öğretmenin dersini daha can kulağıyla dinliyor, anlamadığı yerleri herhangi bir utangaçlık, çekingenlik psikolojisine girmeden çok rahat bir şekilde öğretmenine sorabiliyor. Öğretmeni ile olan pozitif iletişimi, derse olan ilginin sınırlarını da olumlu ölçüde belirliyor.

Aksi de söz konusu elbette…

İletişim kuramadığı, yanında el pençe divan durduğu, tırstığı, ürktüğü öğretmenin dersine mesafe ile yaklaşıyor. Anlamadığı yerleri sormaktan imtina ediyor. Adeta yük gibi gelen ders/sınıf ortamından bir an evvel kurtulmanın tabiri caizse özgürlüğüne kavuşmanın yollarını kolluyor; saate bakıyor, hayal kuruyor, defterinin veya masanın bir köşesini karalıyor, ofluyor, pufluyor. Ya da lavaboya gideceği bahanesiyle çıkıp bahçeye/kantine geçiyor. Yani ortam değişikliğinde bulunmaya çalışıyor…

Ders/Sınıf ortamı etkileşim üzerine kurulu mekanlar olduğu için öğrencinin bu isteksizliği öğretmende de bir motivasyon düşüklüğüne sebep oluyor. Karşısında dersini can kulağıyla dinleyen bir muhatap bulamayan öğretmenin de haliyle motivasyonu düşüyor. Çift taraflı bu motivasyon düşüklüğü sınav sonuçlarına da olumsuz yansıyor.

Okullarda yaşanan disiplin olayların çoğunluğu yaşça tecrübeli öğretmenler ile öğrenciler arasında geçtiği söyleniyor. Nesil çatışması diyebileceğimiz farklı jenerasyonların çatışmasından kaynaklı, yani öğrenen ile öğretenin bir arada aynı okul/kurum kültürü altında bulunmalarının doğal sonuçlarından kaynaklı sorunlar ortaya çıkabiliyor.(Hatırlarsanız 1970’li yıllarda Erkek Öğretmen Liseleri vardı.) Bu liselerden mezun olup öğretmenliğe başlayanların hala aktif olarak çalışan ve emekli olmayan öğretmenler var. Bu eğitimcilerin bulunduğu liselerde bu tür çatışmaların, disiplin sorunlarının ortaya çıkmaması mümkün olabilir mi? Pamuk gibi beyazlayan saçını boyayarak gizleyen yaşlı öğretmenlerin çocukları/torunları yaşındaki öğrencileri ile sağlıklı bir iletişim kurmaları pratik zeminde ne kadar sağlanabilir?

Bir yandan neredeyse bastonla okullara gelen öğretmenler…

Diğer yandan atama bekleyip, intiharın eşiğine yaklaşmış psikolojisi bozulan gençler…

Toplum olarak çok benciliz, parayı çok seviyoruz dersem bastonunu kafama geçirmeye çalışan öğretmenler çıkarsa şaşırmam…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.