Batı varlığını diğer toplumların sömürülmesine borçludur. Yüzyıllardır kendi aralarında verdikleri savaşların hiçbir kazanım getirmediğinin farkına varmışlar ve sonunda kafakafaya verip centilmenlik dedikleri bir anlaşma imzalayarak strateji değişikliğine gitmişlerdi. O günden sonra silbaştan bir düşman tanımlaması yapmışlardır. Birbirlerini destekleyerek Bilim ve Sanayide ilerleyecekler, Osmanlı’yı safdışı bırakıp dünyanın zenginliklerini aralarında payedeceklerdi.

Hedeflerine kilitlenen Batılı devletler çok kısa bir süre içinde aralarında mevcut bulunan hertürlü anlaşmazlık, düşmanlık, çatışma varsa topyekün kaldırıp çelik kasalara kilitlemişlerdi. Bu centilmenlik anlaşmasına uymayan yaramaz çocukları da kendi kurallarına göre cezalandırıp elinden silahını alıp sadece Bilim ve Sanayiye hizmet edecek hale getirip bir bakıma hedefleri için mahkum etmişlerdi.

Dünyanın hertürlü zenginliğini paylaşırken önlerine çıkabilecek engelleri el birliği ile ortadan kaldırmışlar, yada safdışı edip hereketsiz bırakmışlardır. Son yüzyıl bunun örnekleri ile doludur. Küçük işlevsiz devletçikler haline getirilen ülkelerin toplumları ya silah korkusu ile ya da kukla idareciler sayesinde kolayca kontrol edilebilmiş, karın tokluğuna ülkelerin yeraltı ve yerüstü zenginlikleri gizliden yada açıktan Batıya akıp gitmiştir.

Kurdukları küresel askeri, siyasi, hukuki, sivil toplum teşkilatları ve özellikle de medya sayesinde hiçbir engelle karşılaşmadan hertürlü işin üstesinden kolaylıkla gelmişler, işleyegeldikleri cinayetler kendiliğinden örtbasedilmetke, çalıpçırpmalar kılıfına uydurulmakta, suistimaller görmezden gelinip, bütün illegal faaliyetleri hukuk adı altında yutturulmuştur.

Kendilerinin uydurdukları demokrasi, insan hakları, barış gibi ikiyüzlü söylemlerle yapmadıkları cinayetler, istila etmedikleri yerler kalmamıştı. Bu çok yüzlü Makyavel mentalite ile sömürü düzenleri tıkır tıkır işlemeye devametmiştir. Son bir asırdır yeryüzünde köleleştirmedikleri, sömürü düzenlerini kurmadıkları hiçbir devlet bırakmamışlardı.

Şimdi aynı stratejilerini kurdurdukları terör örgütleri yasesinde yapmaktalar. Ellerinde hertürlü silahlarla, sivilleri katleden bu terör örgütleri barış ve özgürlük yalanları ile dünyanın gözü önünde cinayetler işlemekteler. Batılı devletler de filim izler gibi alkış tutmaktalar.

Böylece sömürü düzenlerini bu şekilde devamettirme peşindeler. Oysa onların oyunlarını görebilen bir Türkiye var artık. Terör örgütleri üzerinden operasyon yapmaya çalışan iki yüzlü Batılılar hedeflerine ulaşamayacaklardır.

Ellerinde bulunan teknolojik silahları terör örgütlerine vererek inananları korkutmak istiyorlar. Oysa unuttukları bir şey var. Gerçek inananlar sadece kendini yaratan varlık olan Allah’tan korkar ve ona dayanır. Onların silah üstünlüklerinin hiçbir işe yaramadığını bu millet asırlardır yeryüzünde zorbaların kanını akıtrarak göstermiştir. Onların modern silahlarıyla üzerlerimize gelmeleri kaçınılmaz sonucu değiştirmeyecektir.

Allah ne güzel ifade ediyor “Bir kısım insanlar, müminlere: «Düşmanlarınız olan insanlar, size karşı asker topladılar; aman sakının onlardan!» dediklerinde bu, onların imanlarını bir kat daha arttırdı ve «Allah bize yeter. O ne güzel vekîldir!» dediler.” (Ali İmran 173) 

Öncelikle bütün dünyanın umudu olan Türkiye’deki Müslümanların yapması gereken işte budur. Biz dünya müslümanlarına örnek olduğumuz vakit arkamızdan gelecek iki milyar insanın olduğunu da unutmayalım.

Bugün odama gelen Malezya’lı bir hoca arkadaşın ifadesi ile “Allah’tan ki Recep Tayyip Erdoğan var. O da olmasa dünyada müslümanların sesi duyulmayacak, müslümanların onurunu ve şerefini koruyacak tek insan kalmayacak” diyor. Hakikaten mesele işte bundan ibaret.

Erdoğan’ın dik duruşu, “Dünya Beşten Büyüktür” sözü dünya müslümanlarına umut oldu. En son Birleşmiş Milletler’de Kudüs oylamasında nasıl yankısını bulduğunu, Trump’ın tehditlerine rağmen 163 ülkenin İsrail’e hayır dediğini gördük. Türkiye olarak biz dik durduğumuz zaman, ezilmişlerin, mazlumların arkamızdan geleceklerini de hatırımızdan çıkarmamamız gerekir.

Bu gerçeği Batı dünyası da çok iyi biliyor. Nasıl ki Osmanlı’nın önderliğinde İslam Alemi varlığını korudu ise, Türkiye’nin dik duruşu da İslam Alemini dik durmaya itecek, birlikte hareket etmelerine neden olacaktır. Bu da Batı dünyasının sömürü düzeninin bitmesine, kendi içlerindeki yüzyıllık savaşlara geri dönmelerine neden olacaktıtr.

Biz inanıyoruz ki zafer er yada geç inananlarındır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.