Ülkelerin topla, tüfekle işgal edilmesinden daha kötüsü zihinlerin işgal edilmesidir. Yıkılan binaları tamir edersiniz ancak yıkılan değerleri yeniden inşa etmek yüzyıllarınızı alır. Bizler batı değerleri üzerine inşa edilmiş bir eğitim sistemi aracılığıyla zihin işgaline maruz bırakılmış bir milletiz.

Kültürümüz, insana bakışımız, örf, adet ve geleneklerimiz inkılap adı altında heba edildi. Bugün Türkiye bu köksüzlüğün zevkini çıkaran insanlarla dolu! Okullarda istatistiki bilgiler, grafikler ve topografya haritaları yardımıyla bir Türkiye anlatılıyor. Haliyle çocuklar kimi yerlerde dağların denize dik kimi yerlerde de paralel uzandığı ve elbette yedi bölgeye ayrılmış, üç tarafı denizlerle çevrili bir Türkiye'yi biliyor. Bu coğrafyada üretilen değerleri,  ilim irfan birikimini, insanla ve doğayla kurulan irtibatı, adaleti, birliktelikleri, bilim ve teknolojiyi bilmiyor. İstanbul'un karadan yürütülen gemiler vasıtasıyla alındığını ezberlediler ancak neden fethedildiğini bir türlü idrak edemediler. Ettirilmiyor çünkü!

Biz yitik malımız olarak gördüğümüz hikmeti batıya çaldırdık. Batının teknik gücü karşısında da çaresiz yılgınlığa düştük. Yüz yıldır batının teknik gücünü benimseyelim ama ahlakı ve fikirlerinden uzak duralım şeklinde aptalca bir tercihe zorlandık. Ne hazin bir ikilemdir bu biliyor musunuz? Çünkü batı demek silah, sanayi, bilim, teknoloji, insan hakları ve özgürlükler demekti(!) Oysa batı, küresel sistemin varımızı-yoğumuzu çaldığı sonra çaldıklarıyla bize hava bastığı, aşağıladığı, içinde insanın yer almadığı bambaşka bir dünyaydı. Batı düşünce yapısı bir çatışma üzerine kuruludur. Mitolojide anlatılır. İnsandan yana yer aldığı için Zeus tarafından Kafkasya'da kayalara zincirlenen ve acımasız cezalara çarptırılan Prometheus örneğini bilirsiniz. Güya özgürlük masalıyla servis edilir. Oysa batı dünyasında insan olmak insandan yana tavır takınmak işkenceyi gerektirir.

Kısacası batı hiçbir zaman insana ve değerlerine saygı duymadı duyanları da cezalandırdı. Bugün eğitim sistemlerini tehlikeli ilaç teröristleri yaratmak için tesis etti. Seküler eğitim sisteminin mezun ettiği kiralık katillerle çalışıyorlar. Hemen her gün laboratuvarlarında yeni hastalıklar icat eden üstün zekâlı, başarılı mühendisleri var batının! Afganistan'da ABD askerlerine mayın taraması yapan çocukların havada uçuşan kol ve bacakları onların nazarında başarı için ödenmesi gereken bir bedeldi. (M.Albright) Biz bu dünyaya yabancıydık dostlar. Ne hazindir ki eğitim aracılığıyla, çağdaşlık kisvesi altında bizi zorla batının bu acımasız dünyasına doğru ittiler.

Yunan, Roma, Yahudi ve Hristiyan geleneklerin harmanlandığı batı dünyasının karşısında duyduğumuz ezikliği, çaresizliği imparatorluğu tepemize yıkanların tesis ettiği sömürgeci eğitim sistemine borçluyuz. O yüzdendir ki eğitim seviyesi yükseldikçe milletten uzaklaşıyorlar. Ciddi bir şahsiyet kıyımı yapıldı. Batının Rönesans ve Aydınlanma Çağı'nı köpürte köpürte anlatan aydınlarımız modernizmin Ortaçağ'ı aratmayan bir neo-feodalizme yol açtığını hep görmezden geldiler.  Çocuklarımız çaresiz bilimin despotluğuna boyun eğer bir kıvama getirildi.

 Zavallı yeni nesil, hiç hak etmediği bir eğitim sisteminin kıskacında inim inim inliyor. Çölde su arar gibi tarihlerini/kendilerini arıyorlar. Kendinden başkasını yabancı, kendine düşman gören, ülkesine mesafeli, değerlerine kayıtsız, yerini yurdunu idrak edemeyen batı ahlakına göre yetiştirilmek istenen zavallı nesil! Öğretmenleri, hapishaneyi andıran, soğuk sevimsiz binaların arasında onlara müfredat gereği hayal kurmayı öğretiyor. Hayal dünyası gelişmiş(!) çocuklar isteniyor. Milli eğitim bakanlığı ve UNICEF'in projelerine destek veren Aydın Doğan Vakfı da hayal kurabilen çocuklar istiyoruz diyor! Oysa hayal, insanı güdülerine esir eden bir narkoz hali. Kafasında kurduğu suni kurguya tapınma durumu. Hayalci nesil çaresizlik içerisinde kıvranan ve her daim bir uzlaşma arayan nesildir. Bir kabulleniş ve itaatkârlık halidir bu. Neden onları rüya görmeye teşvik etmiyor eğitim? Neden onların bir rüyası yok? Ve neden bir rüyaya talip değiller? Peygamberler hayal kuran insanlar mıydı mesela?

Geçenlerde kırk üç yaşına gelmiş esnaf bir arkadaşım son zamanlarda google aracılıya tarih çalıştığını söyledi. Bu merakın nereden geldiğini sorduğumda; “Erdoğan sayesinde tarihimize merak sardım okudukça özgüvenim artıyor” dedi. Düşünebiliyor musunuz? Bu ülkenin insanı kendi tarihini okul dışı kaynaklardan öğrenmek mecburiyetinde kalıyor. Ben bu ülkenin sendikalarına, sivil toplum örgütlerine, medyasına, eğitim çalışanlarına temel sorunun bir anlayış/zihin sorunu olduğunu hatta bu sistemin bize ait olmadığını bir türlü anlatamadım. Sendikalar öğretmen maaşlarıyla ilgilenmekten, atamalara dâhil olmaktan, gazeteciler köşe kapmaca oynamaktan MEB tadilat yapmaktan bu esaslı soruna ciddi manada kulak verilmedi.

Muhafazakârların gündeminde ise asla yer etmedi. Bize ait yeni bir okul sistemi üzerine kafa yormak yerine yıllardır çocuklarını FETÖ'nün okullarına vermeyi tercih ederek eğitim meselesini hafife aldılar. Sonuç ortada! Bu topraklarda çok okul kuruldu. Düne kadar bizi yönetenlerin yetiştirildiği Robert Kolejleri, Galatasaray Liseleri, Alliance İsraelite okulları, FETÖ okulları ve çağdaş laik, ilerici Kemalist okullar…(zorunlu) Ne var ki bu ülkenin tarihi ve kültürel kodları üzerine inşa edilmiş buraya ait, bize özgü ve özgün okullar henüz açılmadı. Daha ne kadar bekleyeceğiz?


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.