Allah’a kulluğun gereği olarak yapılan oruç ibadetinin gerçekleştiği Ramazan ayının sonuna gelmiş bulunmaktayız. Açlık, susuzluk ve  bedensel hazlardan uzak olmakla sınandığımız oruç ibadeti sayesinde, ruhsal ve bedensel açıdan kendimizi kontrol etmeyi, zorluklar altında varoluşumuzu gerçekleştirmeyi öğrenmiş bulunuyoruz. Ramazan bayramını, kendimize karşı vermiş  olduğumuz zorlu bir mücadeleyi  başarıyla nihayete erdirmenin sevincini ve coşkusunu yaşamak için kutlamaktayız.

Bayram sevinci, yalnız başına kutlayacağımız bir coşku değildir. Ramazan sevincini olabildiğince bütün insanlarla ve varlık alemiyle yaşamamız gerekmektedir. Ramazan sevinci, insanlığımıza bütün insanları ve varlıkları ortak etmek anlamına gelmektedir. Ramazan bayramı, tatil adı altında insanlardan kaçma anlamına gelmemektedir. Ramazan sevinci, tatile değil, hayata aktif olarak katılmanın ve diğer insanlara  karışmanın imkanıdır. Ramazan bayramı sevincini ve coşkusunu, diğer insanlarla birlikte çok canlı bir şekilde yaşamanın çabası içinde olmaya ihtiyaç vardır. İnsandan kaçarak, Ramazan bayramı coşkusunu yaşamak mümkün değildir. Ramazan ayı, Allah’ın huzurunda insanın insanla buluşma ayıdır. Aynı şekilde insanın insanla buluşması, paylaşması ve dayanışması Ramazan bayramında zirve yapmalıdır. Ramazan bayramının arkasında hayatın coşkusu, sevinci ve ruhu olmalıdır.

Günümüzdeki bayramlarda en eksik olan şey, yitirmekte olduğumuz bayram ruhudur. Bayramı atalet içinde ve insanlardan uzak bir şekilde geçirilecek günler olarak anlayan bir yaklaşımın yaygınlaşmakta olduğunu gözlemlemek mümkündür. Bayramla bir araya gelmeyecek tek şey atalet, yani tatildir. Bayramda tatile çıkmak, neredeyse normal alışkanlık biçimi haline gelmiş bulunmaktadır. Bayramda tatile çıkmak, aslında bayramın ruhunu yitirmektir. Bayram, tatile ve atalete çıkmanın fırsatı değil, hayatı bütün varlığımızla aktif olarak tecrübe etmenin  adıdır. Bayramın ruhunu tatille değil, hayatla yakalayabiliriz.

Modern hayat şartlarının üzerimizde büyük bir stres ve kaygı meydana getirdiğine şüphe yoktur. Stresten uzaklaşmayı, insanlardan uzaklaşma olarak anlamak  sağlıklı bir yaklaşım değildir. İnsanlardan uzak bir şekilde bir otelde kafa dinleme hayalinin bizi stresten uzaklaştıracağını düşünmek, aslında  vehimden başka bir şey değildir. Stresle başa çıkmanın en önemli yolu, insanın insanla bütünleşmesi, kucaklaşması ve tanışmasıdır. Modern dünyada strese neden olan insan değil, insansızlıktır. Çevremizde insansızlaşmanın neden olduğu stres  durumunu, ancak diğer insanlarla birlikte insanlaşarak aşabiliriz. Ramazan bayramı, insanlığımızı diğer insanlarla beraber kutladığımız büyük bir şölendir.

Ramazan, oruç ve bayram birlikte değerlidir. Bayramın, hayatımızda bir değeri, önemi ve önceliği olmalıdır. Bayramı değerli kılmanın yolunun Allah’a kulluk görevimizi ve insanın en şerefli varlık olarak yaratıldığı gerçeğini unutmamaktan ve ihmal etmemekten geçmektedir. Bayram, Allah rızası için insanın insanı ihmal etmeme ve değersizleştirmeme gafletine düşmemesi demektir. Bayramı değerli kılmak, ancak insanı değerli kılmakla mümkündür. Bayram, aslında herkesin ortak insani özünü keşfetmesi ve paylaşması demektir. İnsanlar arası ırk, dil, mezhep, cinsiyet, sınıf, ideoloji, zenginlik, yaş, coğrafya ve renk gibi yapay farklılıklar bayramda buharlaşıp kaybolmaktadır. Bayramda, yapay farklılıkların ötesinde insanlar, birbirleriyle fıtri insanlık temelinde insani ilişki kurmanın, birbirleriyle ilgilenmenin ve beraber paylaşmanın imkanına sahiptirler. Bayramın ancak insanla değerli olacağı bilincine sahip olmaya, modern dünyanın her zamankinden daha fazla ihtiyacı bulunmaktadır.

Bayram, geçmişe derin bir nostaljiyle özlem duymak değildir. Nerde o eski bayramlar! gibi sözlerle mevcut bayramdan tatminsiz olmak ve hayal kırıklığını ifade etmek bayramın ruhuna ve özüne aykırıdır. Bayram, şu anın coşkusunu ve sevincini doya doya yaşamak ve geleceğe büyük bir motivasyonla yönelmek demektir. Bayram, aslında geçmişten kopuşu ve geleceğe yönelik yeni bir sayfa açmanın heyecanını duymaktır. Geçmişteki günahlarımız, yanlışlarımız ve hayal kırıklıklarımız, bizi, hayatı yaşamaktan ve geleceğe yönelmekten vazgeçirmemelidir. Bayram, hayattan vaz geçmemenin ve  sürekli önümüze bakmanın sahih ve sahici adıdır.

Ramazan ayı ve oruç ibadeti, kişinin zalim, vahşi, doyumsuz ve bencil olmaması gerektiğini insana, manevi ve maddi bir pratik içerisinde öğretmektedir. Bayram, Allah’ın ahlakıyla ahlaklanarak insan kalma çabasını sürekli kılmak için coşkuyla, özgürce ve sevgiyle motive olmanın adıdır. Bayram, insani varlığımızı daha ileri noktalara taşımak için  vicdan muhasebesi yapmak için bize sunulan bir imkan ve nimettir. Bayram nimetini, Allah’a layık insanlar olmak için  sevgiyle, merhametle, umutla, imanla ve  ahlakla yoğrulmuş bir imkan olduğu bilinciyle idrak etmemiz gerekmektedir. Allah’a layık insanlar olma şuuru içinde bayramın idrak edilmesini diliyor ve  herkesin bayramını kutluyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.