Roma meydanında insanlara/insanlığa ‘Deli bir adam size kendinizden utanmanızı söylüyorsa ne biçim bir dünyadır burası!’ diye haykırıyordu Deli Domenico. Ruhun iktidarsızlığından, anlam yitiminden,  dayanışmadan, sevgiden bahseden Deli Domenico görüntünün şatafatına değil gerçekliğin öldürücü genetiğine dikkat çekme çabasındaydı. Erkesin ittifakla kabul ettiği sıkıntıları, başarısızlıkları değil de herkesin ‘başarı’ diye kabul ettiği, iç bir sıkıntı-problem görmediği hususları sorun eden, dikkatleri oraya çeken bu bakışın, bu çağrının ağırlığı oranında sevimsiz olduğu aşikâr. Bu tarz sorumluluk hatırlatıcı davetlerin, kendine bakmayı salık veren çağrıların nefse ağır geldiğini biliyoruz. Ancak ‘akıllı’ olanların bir anlamda ‘akıl tutulmasına’ uğrayıp standardize edildiği bir düzlemde ‘deli’ olarak nitelenip mahkûm edilenler açık ki bu yapıbozumcu tavırlarıyla rutinin girdabında tükenen insanlık için yeni bir ses, yeni bir solukturlar. O yüzden belki tarihin en büyük kahramanları, düşünce ve ruh ikliminin mimarları, rotasından sapan hayatları yeniden rayına oturtma mücadelesi veren peygamberlere ‘delilik’ sıfatı layık görülmüştür çoğunlukla.

Küresel, bölgesel, ulusal gelişmeler rutinimiz üzerine muhasebeye zorlayan bu tarz delilere duyduğumuz ihtiyacın nasıl da büyük olduğunu gösteriyor. Bize rutinimizin insandışılaştıran vaziyeti üzerine muhasebe çağrıları yapan ‘deliler’ yerine olduğumuz halin ne büyük bir nimet olduğunu biteviye fısıldayan organize bir statükocu akıllılar güruhuyla muhatap oluyor. Adım adım helakımız olacak bir gidişi erişilmez, ele geçmez saadetimiz addediyoruz. İçinden geçmekte olduğumuz şu günlerde topyekûn Türkiye’nin göstermiş olduğu performans bunun en açık delili hükmündedir. Konuşulan şeyler ne, konuşulan şeylerin düzeyi ne?

Burada bizler açısından asıl büyük açmaz ve vahim olan muhatap olduğumuz siyasetin ve siyasi liderlerin savrukluğu sanılmasın. Asıl büyük problemimiz toplumun rayından çıkmış olması, toplumun aklını ve ruhunu temsil eden yapı ve kişilerin ayartılmış olmasıdır. Seçim süreci içinde olduğumuz şu günlerde bu ülkenin istiklali ve istikbali için toplumun kollektif bilincinden sudur etmesi icap eden ne bir talep, ne bir itiraz ne bir iddia ile karşı karşıyayız. Devlet toplum ilişkisinde şu husus mutlaka yapılmalı veya şu şekilde yapılmamalı, din-devlet ilişkisinde kronik hal alan bu açmazımız şu şekilde giderilmeli veya şu şekilde yapılmaktan vaz geçilmeli, eğitim faslında behemehâl şunu şu şekilde yapmalıyız veya yapageldiğimiz şu işten şu nedenle vaz geçmeliyiz söylemlerin, iddiaların olması icap etmesi gerekmiyor mu? Şu siyasi partiye ve şu siyasi aktöre desteğini açıklayan cemaat, şu siyasi partiye angajmanını izhar etmekte beis oda, vakıf, sendika, birlik iddiadan, itirazdan, talepten yoksun ise ‘şunu iztemezuk’ veya ‘şunu isteruz’da billurlaşan karşıtlık ve yandaşlığın ülkeye, topluma, siyasete bir hayrı dokunabilir mi? Kendi sesi, nefesi olmayan yapıların, varlıkların başkasına güç ve destek olması mümkün mü? Büyük bir kuraklık/çoraklık içinde çırpınarak tükenmekte oluşumuzu büyük bir mücadele olarak niteleyenler sanırım can verdiğimizde bunun bir ‘Amok koşusu’ olduğunu anlayacaklar.

Dolayısıyla idrak edeceğimiz Ramazan Bayramı ve ardından gireceğimiz seçimler ülke olarak niteliğimize ve geleceğimize doğrudan etki eden bu ahvale dair kendimize çeki düzen verme fırsatları olsun. Bu fırsatın olması şüphe yok ki bizim bu yöndeki arzu ve irademizle ilintili olacaktır. Arzu ve irademiz olursa mesafe alma imkânımız olacak yoksa yaşadıklarımızı yaşamaya devam edeceğiz. Ne diyordu tiradında Deli Domenico: ‘Her birimizin gözlerini ve kulaklarını büyük bir rüyanın başlangıcı olan şeylerle doldurmalıyız. Birisi piramitleri yapacağımızı haykırmalı yapmamamızın bir önemi yok! O isteği beslemeliyiz ve ruhun köşelerini esnetmeliyiz sınırsız bir çarşaf gibi.

Yüksek sesle, ayartıcı bir dille sağa sola sataşıp anaforunda savrulduğumuz rutine davet edildiğimiz şu kritik günlerde ‘ne biçim dünyadır burası!’ çağrılarının dile geldiği ve karşılık bulduğu bir bayrama kavuşmak arzusuyla bayramımız mübarek olsun.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.