Hafta içinde bedelli askerlik düzenlemesi yasalaşarak uygulamaya başlandı. Öğrencisi, öğretim görevlisi, iş adamı, işini kaybetmek istemeyen çalışanı, kısacası hesabını uyduran koşulları tutan her erkek Türk vatandaşı için bekledikleri fırsat nihayet ayaklarına geldi. Bankalar duruma uygun kredilerini reklam etmeye çoktan başladılar bile.

            Bireysel açıdan bakıldığında her insanın kendine has durumları, koşulları olduğu bir gerçek olmakla birlikte, bedelli askerliğin beraberinde getirdiği bir takım tartışmalar da yok değil. Önceki yıllarda “Bir defaya mahsus” ya da “Son defa” gibi nitelemelerle çıkarılan bedelli askerlik uygulaması galiba kalıcı bir düzenleme ile ülkemizin askerlik sistemine monte edilecek gibi. Söz konusu bedelli askerlik uygulamasının doğurduğu sorunların biri belki de birincisi, eşitlik ilkesinin ihlal edilmesi. Geliri bedel ödemeye yeten vatandaşların ödeyecekleri para karşılığı askerlik yapmaması, öncelikle geliri yetmeyen vatandaşlarda infiale sebep oluyor. Hele bu bedeli canıyla ödeyen şehitlerimizin ailelerine nasıl bir cevap vermeli. Bedelli askerlik uygulaması işini bırakamayan hoca, iş adamı vs. için bir dereceye kadar anlayışla karşılanabilir. Fakat sadece ilk iki günde gerçekleşen 200 bini aşkın başvuru bile anlayışla karşılanabilecek kesimin hayli üstünde bir grubun bedelli askerlik imkânından faydalanacağını gösteriyor.

            Bedelli askerlik uygulamasının akıllara getirdiği bir başka sorun ise askerlik sistemimizde meydana getirebileceği değişiklikler. Malum ulusal güvenliğimizin temeli güçlü bir silahlı kuvvet yapısı oluşturarak, bu kuvveti barıştan itibaren savaşa hazır halde tutup gerektiğinde dışarıdan gelen tehdit ve tehlikelere karşı bu gücü kullanmaktır. Ancak hazırlıklar barış zamanında yapılarak gerginlik ve kriz dönemlerinde ise ihtiyaç duyulan ilave gücün seferber edilerek sisteme sokulabilmesine imkân sağlayacak bir askere alma sistemine ve personel politikasına ihtiyaç duyar. Ülkemizde son yıllarda başlanan sözleşmeli er uygulamasına kadar silahlı kuvvetlerimizin sadece %35’i profesyoneldi. Bugün de zorunlu askerlik hizmeti nedeniyle profesyonel olmayan askerlerin ağırlıklı yüzdeyi oluşturmaya devam ettiği söylenebilir. Ordumuzun giderek daha fazla profesyonel hale getirilmesi ne gibi sorunlara yol açabilir?

            Türkiye 1980’li yıllara kadar yalnızca subay ve astsubaylardan oluşan yönetim kadrolarının profesyonellerden oluştuğu bir ordu iken seksenli yıllardan sonra erbaş ve erlerin bir kısmı da profesyonel personelden oluşturulmuştur. Tam profesyonel ve yarı profesyonel orduların dünyadaki uygulamaları birbirinden farklılıklar gösteriyor. Bazı açılardan tam profesyonel ordu yaklaşımı avantajlı durmaktayken başka bazı açılardan yarı profesyonel ordu yaklaşımı avantajlı gözüküyor. Örneğin, bugün teknolojik gelişmelerin savaş araçlarına yansımasıyla savaşın karakteri daha karmaşık hale geliyor ve zaman içerisinde karmaşık ve gelişmiş sistemleri kullanacak nitelikli personele duyulan ihtiyaç artıyor. Bu durum da sadece komuta kadrolarında değil, daha aşağı kademelerde savaş gereçlerini kullananların da profesyonel kadrolara dönüştürülmesini zorunlu hale getiriyor.

            Diğer taraftan bazı uzmanlar yarı profesyonel askerlik sisteminin, etkinlik, caydırıcılık ve esneklik sağlaması, tasarrufa ve halkla bütünleşmeye daha fazla imkân vermesi, demokratik kontrolün daha kolay olması ve personel bulma konusunda daha az sıkıntılı olması nedeniyle en uygun model olduğunu düşünüyor.

            Ortadoğu, Kafkasya ve Balkanlar gibi neredeyse sürekli bir istikrarsızlığın olduğu bir bölgenin tam ortasında yer alan Türkiye’nin söz konusu bölgesel özellikleri dikkate alarak askerlik sistemini oluşturması, savunmasını kendi öz kaynaklarına dayalı olarak yapması ve silahlı kuvvetlerinin personel kaynağı konusunda hiçbir riske girmemesi gerekmektedir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner623

banner624