Geçtiğimiz günlerde alanında çok başarılı bir Beden Eğitimi öğretmeni arkadaşım ile çay içip sohbet ederken sordum: “Nasıl? Öğrencilerinden memnun musun?” diye.

“Bir dokun bin ah işit” derler ya, bir sordum bin ah işittim.

Dert yandıkları içerisinde “Sağını solunu bilmeyen bir sürü öğrencilerim var” cümlesi ise en ilginç olanıydı.

Düşünebiliyor musunuz?

İlkokullarda Oyun ve Fiziki Etkinlikler ve ortaokulda Beden Eğitimi dersi almış ve Liseye gelmiş bu çocuklar hala sağını solunu bilmiyor. Üstelik geleceğimizin milli sporcuları, milli atletleri olacak kişilerin bu derslerde yetiştiğine dair toplumsal bir beklenti var.

Benzer bir duruma yıllar önce ben de şahit oldum:

Askerlik yaptığım sırada komutan bize “sağa koş” derken sola koşan, “sola dön” derken sağa dönen er, erbaşlar vardı.

Allah göstermesin…

Bir savaş anında komutanın “istikamet sağınız, düşmana hücum ediniz” dediği sırada bu askerlerin sola koşmalarıyla nasıl bir tablo ortaya çıkacağını düşünmek bile istemiyor insan.

Başka bir Beden Eğitimi arkadaşıma da şu soruyu sordum: “Nasıl? Mesleğinden memnun musun?” diye.

Yılların öğretmeni ve kendini spora adamış olan arkadaşımdan aldığım cevap şu:

 “Meslek olarak olduğumuz yerde değiliz. Beden Eğitimi dersinden sınıfta kalan veya düşük not aldıktan sonra yüksek not alsın diye sahada harıl harıl çalışıp antrenman yapan öğrenci görmedim ben.”

 “Öğrencilerde öyle bir algı var ki, Beden Eğitimini ders olarak görmüyorlar. Sınıftan kaçıp bahçeye çıkmak için bir basamak, bir eğlence olarak görüyorlar. 100 üzerinden 85 verseniz kıyametleri koparacak yeni bir nesil ile karşı karşıyayız. Notunu beğenmeyen bir gençlik var. Birçok öğretmen bile Beden Eğitimini ders olarak görmüyor. Birçok öğretmende ‘en rahat öğretmenler sizlersiniz’ algısı var. Bu gidişle belki de on yıl sonra ülke sporumuz ve Beden Eğitimi dersi çok ilginç bir hal alacak. Önlem alınmazsa iş çok ilginç bir yere doğru gidiyor.” diyordu.

Sonra, bu bilgiler ışığında biraz düşündüm…

Hala düşünüyorum…

Öyle görünüyor ki toplum olarak uzun bir süre daha düşünmeye devam da edeceğiz…

Spor Liselerimiz, Spor Meslek Yüksek Okullarımız, Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği mezun veren Üniversitelerimiz, akademisyenlerimiz, Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüklerimiz var iken ülke olarak sporda neredeyiz?

Uluslar arası arenada bizi temsil edecek kaç milli sporcu yetiştirdik bu eğitim kurumlarından?

Dünya Atletizm Şampiyonaı’nda 200 metrede erkekler şampiyonasında birinci olup altın madalya kazanan ilk milli atletimiz olan Ramil Guliyev, Azarbeycan kökenli.

Dopingli olduğu nedeni ile sonradan elinden madalyası elinden alınan ve iki Olimpiyat Gümüş Madalyası ve bir Dünya Şampiyonası Gümüş Madalyası kazanan milli atletimiz olan Elvan Abeylegesse, Etiyopya asıllı.

A Milli Basketbol Takım’ımızda oyun kurucu pozisyonunda oynayan ve mevcut kadroda takımızın neredeyse bel kemiği olan Ali Muhammed(Bobby Dixon), Amerika asıllı.

A Milli Futbol Teknik Direktörü Mircea Lucescu, Bükreş doğumlu.

2012 yılında engelli koşuda uluslar arası arenada ülkemizi temsil edip gümüş madalya kazanan Tarık Langat Akdağ, Kenya asıllı.

2014 yılında Avrupa Şampiyonası’nda ülkemizi temsil edip 10 metre koşuda altın madalya kazan Polat Kemboi Arıkan, Kenya asıllı.

Bir dönem A Milli Takımı’nda oynayan hepimizin yakından tanıdığı Mehmet Aurelio, Brezilya asıllı.

Ülkemizi masa tenisi dalında temsil etmesi için vatandaşlık verilen Melek Hu, Çin asıllı.

Uluslar arası arenada ülkemizi temsil eden onlarca yabancı oyuncu, onları çalıştıran onlarca yabancı direktör mevcut. Hepsini teker teker buraya alsam sayfalarca yer kaplar.

Neden bu durumdayız biliyor musunuz?

Toplumda var olan yukarıdaki algı yüzünden.

Sportif faaliyetler; boş zamanları kapsayan bir faaliyet olarak görülüyor ne yazık ki. Oysaki özel bir zaman diliminin ayrılması gereken bir daldır.

Spor, Beden Eğitimi; bir bilimdir. Zaman öldürme değil, yöntemli çalışma gerektiren disiplinli ve kuralları belirli bir bütündür.

Eğitimin amacı, çoğu zaman, “Nitelikli insan gücü yetiştirmek” olarak tanımlanır. Peki Beden Eğitimi dersi, eğitim sisteminin bir parçası olarak nitelikli insan gücü yetiştirmekte neden bu kadar geride kalıyor? Uluslar arası müsabakalarda birincilik alan kaç sporcu Beden Eğitimi derslerinde yetişti? Beden Eğitimi öğretmenleri kaç sporcuyu keşfetti de, nitelikli hale getirmekte imkân bulamadı?

Unutmamamız gerekir ki; Beden Eğitimi için okullara, müsabakalarda çocuklarımıza harcanan para kaynak aktarımı değil, yatırımdır. Geleceğimize yatırımdır. Bunun belki de en büyük yatırımı gelecekte bizi temsil etmesini istediğimiz çocuklarımıza, eğitim kurumlarımıza, spora, Beden Eğitimi’ne harcamalıyız.

Yaklaşık 3 Milyonluk nüfusa sahip Jamaika’da tek başına çıkıp tüm ülkelere meydan okuyup istikrarlı bir şekilde yıllarca birinciliği elde eden ve hem ülkesinin uluslar arası arenada duyulmasına, parlamasına hem ülkesine kattığı ekonomik desteğe…

Sanırım kimden bahsettiğimi hepiniz anladınız…

Evet, Usain Bolt.

Yıllık geliri 34, 2 milyon dolar.

Beden Eğitimi derslerinde, sportif faaliyetlerde her branştan bir Usain Bolt çıkartamıyorsak şapkayı önümüze koyup biraz düşünmemiz lazım. Gerçi doğru ya, henüz sağını solunu bilmeyen çocuklarımız var.

Oysaki okullarda verilen Beden Eğitimi dersi, gerek müfredatı gerek ortam ve koşulları itibariyle uluslar arası standartlarda bir spor eğitimi verilmesi ve tüm öğrencilerin yetenek ve kabiliyetlerine göre uluslar arası sporcu yetiştirme vizyonu ile eğitilmesi gerekir.  Mevcut Beden Eğitimi dersi, şu veya bu sebepten ötürü uluslar arası standartlarda bir sporcu yetiştirmekte eksik kalıyor.

1963 yılından bugüne 10 tane kalkınma planı hazırlandı. Hepsini incelemeye çalıştım. Hepsinde de spora değinilmiş olup süreç içerisinde yeteri kadar üzerinde durulmamıştır. 

Spor çalıştırıcılarına düşen bazı görevler vardır. Bence Beden Eğitimi ve Spor çalıştırıcıları şunlara dikkat etmeliler:

  1. Toplumda eksik olan sporun önemi konusunda farkındalık oluşturma çalışmaları yapmalılar. Veya öğrencileri, velileri, iş verenleri, esnafı, meslek gruplarını sporun önemi konusunda bilgilendirme çalışmalarına daha fazla ağırlık vermelidirler.
  2. Beden Eğitimi ve Spor müfredatını yenilemeliler.  Bu müfredata; Avrupa, Dünya ve Olimpiyat Ülkelerinin ötesine taşıyacak bir misyon ile, spor eğitimimizi dünyada lider olarak gösterilecek şekilde bir numara haline getirecek milli bir ruh kazandırmalılar.
  3. Bir keşif çalışması veya alan taraması vb bir çalışma ile ülke vatandaşlarının sportif kodlarını analiz edip bu yönde bir yerel, milli bir spor eğitimi sistemini oturtma projeleri yürütmelidirler.
  4. Disiplinler arası bir çalışma başlatmalıdırlar. Diğer alanlarda eğitim veren dallar, branşlar ile işbirliği yapıp onlara yönlendirici rehberlik hizmetini vererek, keşfedilmiş yeteneklerin spor dallarına kazandırılmasını sağlamalıdırlar.
  5. Spor liselerinin sayısı arttırılması yönünde çalışmalar başlatılmalıdır. Disiplinler arası bir vizyon oluşturulmalıdır. Bir kurul kurulmalı, okullarda boş geçen Beden Eğitimi dersleri işlevsel hale getirtilmelidir. Okullar arası, iller arası yarışmalara ağırlık verilmelidir. Gerekirse anaokulları bazında spor anaokulları kurulmalıdır.  Veliler yetenekli çocuklarını normal anaokulları yerine spor anaokullarına kayıt yaptırma imkanı tanınmalıdır.
  6. Okullar, Gençlik Spor İl Müdürlükleri ile daha aktif çalışmalı, projelere ağırlık vermeli, yılda bir iki olan sportif faaliyet sayısını arttırmalı yılda en az yirmi otuz faaliyet gerçekleştirebilmelidirler.
  7. Beden Eğitimi öğretmenleri, antrenörler, spor çalıştırıcıları birlik ve beraberliklerine daha çok önem vermeli, takım ruhunu sağlayıp çalışmalıdır.

“Spor bir milletin gençlerinin o ülkeyi ayakta tutmasını sağlar”

EK OLARAK: Ben bu yazıyı yazıp bitirdikten hemen sonra haber sitelerine şöyle bir bakındığımda “Beden Eğitimi dersi kalkacak diye korkuyorum” başlıklı bir habere rastladım.

Tıklayıp açtığımda bu sözün Okçular Vakfı Mütevelli Heyeti Üyesi ve Sn. Cumhurbaşkanımızın değerli oğlu Sn. Bilal Eroğan’a ait olduğunu gördüm.

Erdoğan; “Müzik, resim, spor, beden eğitimi dersleri her zaman bütün müfredat sistemi içerisinde geri planda bırakılıyor. Girdiğimiz sarmal bizi hemen hemen beden eğitimi dersinin kaldırılmasına kadar götürecek diye korkuyorum” diyordu.

Bu konuda yazdığım makalenin akabinde Sn. Bilal Erdoğan’ın bu yönde bir açıklaması olması yazımızı güçlendiren güzel bir tevafuk oldu.

Beden Eğitimi öğretmenlerine bu konuda çok büyük bir iş düşüyor…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.