ABD elbette “her istediğini yapabilecek” durumda değil, artık başka büyük ve etkili güçler de var…

Bu doğru.

Bir başka doğru da şu:

ABD’yi dengelemek için “ittifak” halinde olduğumuz, olacağımız devletleri de birer “kurtarıcı” olarak göremeyiz ve elbette hiçbirine güvenemeyiz!..

Kurtuluşumuz, yükselişimiz bizim çabalarımıza bağlıdır.

Sağlam durur, “Kur’an’ı Yaşayan Müslümanlar” olursak, bu iş olur.

Saldırılar yaman, dağ fare doğurmayacak, epeyce başımız ağrıyacak.

“Belâ” gelecekse gelir, hayat böyledir, önemli olan, “belâ” geldiğinde ne yapmak gerektiğini bilmektir.

Öncelikle, “dualarımızı” eksik etmeyeceğiz.

Merhum İstiklâl Şairimiz’in ifade ettikleri gibi;

“Allâh’a dayan, sa'ye sarıl, hikmete râm ol,
Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol. '

Fiili dualar…

Öncelikle, “birlik ve beraberliği” temin için elimizden geleni yapacağız.

Bunun için güzel imkânlar ortaya çıkıyor aslında.

Bazı muhalefet partilerinde yaşanan “yönetim krizleri, bunlara destek veren vatandaşların bir bölümünü uyandırmış olmalı.

Genel Merkez önündeki “koltuklu” eylemin de vurguladığı gibi, bu yönetimlerin “memleketi muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkartmak gibi” bir dertleri yok.


 

Partilerinde iktidar olmayı yeterli gördükleri, oralarda kalabilmek için yapmayacakları çok az şey olduğu yönündeki kanaat, bugüne kadar oralara destek verenlerde de yerleşiyor.

Çok olumlu bir gelişme bu.

Bugüne kadar söylediklerimize kulak asmayanlar, yönetimlerdeki berbat halleri gördükçe bize hak vermeye başlıyorlar!..

Ülkeyi yönetenlerin, “bir kısım muhalefet”teki  gelişmeleri çok iyi okumaları ve oralarda çok geniş “ittifak” alanları olduğunu görmeleri gerekiyor.

“Bir ve beraber” olunabileceklerin sayısını arttırmak, çerçeveyi mümkün olduğunca ve tabii çok dikkatli bir şekilde genişletmek mühim.

Efendim,

ikinci meselemiz, çok daha hızlı işleyen, çok daha güvenilir bir yargı atmosferini oluşturabilmek.

Üçüncüsü, her ikaz, her eleştiri karşısında hemen kaşları kaldırıp, ‘Ne yani!’ moduna geçen sözde aydın özde “menfaatçi” takımının “etki alanı”ndan çıkabilme meselesi!..

Her şeyi alkışlayanlara ve her şeye karşı çıkanlara kulak asılmamalı.

Her ikisinin de halleri kötüdür ve her ikisi de “işler değiştiğinde” aynı noktada birleşecektir!..

Dördüncüsü, sıralamaya bakmayın siz, en önemlisi:

Memleket evlâtlarına, “Yerli ve Milli” değerleri özümsemelerine, dünyanın her yerindeki meslektaşlarıyla rekabet edebilecek güce ulaşmalarına imkân verecek “eğitim” imkânları sunulmalı!..

Bunca gecikmeden sonra…

Bunca ihmalden sonra…

Lütfen!..

*****

GÖSTERİŞ, KONFOR, TÜKETİM ÇILGINLIĞI!.. OLMAZ!

Beşinci mesele, bir önceki maddeyle de alâkalı:

İçinde bulunduğumuz “israf batağı”nın kurutulması için gerekenler yapılmalı.

Yemiyor, içmiyor, el oğlunun ürettiği malları edinebilmek için adeta yarışıyoruz!..

Hale bakınız lütfen:

10 yılda, 142,4 milyon adet cep telefonu ithal etmişiz!..

Bunun için el oğluna tam 23 milyar 708 milyon 146 bin Dolar kaptırmışız!..

Kaç devasa köprüye, kaç İstanbul Yeni Havalimanı’na denk gelir sadece “ithal” cep telefonuna verdiğimiz para, varın siz hesap edin!..

Nice vakit kullanabileceğimiz, işimizi daha uzun süre görebilecek evsaftaki cep telefonlarını yenileriyle değiştirmeye bayılıyoruz.

Sadece o değil, eline en küçük bir imkân geçenlerin hatta imkanı olmayanların “banka kredisi-faiz” yoluyla, ne otomobiller aldıklarına şahitlik etmekteyiz.


 

Bugüne kadar yabancı otomobile, memleketi “sıkıntıya” sokacak miktarda para kaptırdık!..

Bunların ne kadarı gerçek ihtiyaçtan ne kadarı “özenti”den ve “hava atma” ihtiyacından...

Vicdanlarımız cevap versin!..

“El-alem ne der!” ruh halinden bir kurtulabilsek ne iyi olacak!..

Memlekette gerçekten geçim sıkıntısı çeken çok sayıda vatan evladı var ama, “Bu değirmenin suyu nereden geliyor arkadaş!” dememize yol açacak kadar “bol harcayanları” da görüyoruz.

“AVM”lerdeki süpermarketlerin çıkışlarına bakın, sepetler binbir çeşit kalemle dolu.

Allah daha fazla versin, gözümüz yok da…

Alışverişlerin kahir ekseriyeti “kredi kartı”yla olmasa!..

Sigara hesabı da berbat bir hesap, sağlık elden gittiği gibi -günde 1 paket, 30 yıl hesabıyla- “bir daire” parasını havaya üfleyenlerimiz çok.

Bu illet, sağlımızı, sağlık harcamalarımızı ve tasarruflarımızı patlatıyor!..

Çoğu anne-baba, evin rızkını duman ediyor!..

Hava atmayı da çok seviyoruz, okuduğumuz kitaplar, edindiğimiz ilimler değil de, gösterebildiğimiz “tüketim”ler tarif ediyor bizi.

“Hane Halkı” borçluluk oranının hızla artmasının en önemli sebepleri arasında, “israf” ve “gösteriş” merakı da var maalesef!..

Hayatlarımızı şöyle bir gözden geçirelim:

 Bugüne kadar “gerçekten ihtiyacımız” olmadığı halde edinmek için para harcadığımız kaç “kalem” var?

“Olmasa da olur!” diyebileceğimiz nelere ve niçin para verdik?..

Efendim, bunları yazdık ya, bize kızanlar olacaktır mutlaka.

Diyeceklerdir ki mesela:

“Ekonominin bütün yükünü bize yükledin, faturayı yine bize kestin!

Hayır, fatura kesecek adam aramıyorum.

Hepimiz, daha “tasarruflu” davranmaya…

Çoğunu ithal ettiğimiz ürünleri tüketirken, boynumuza geçirdikleri ve atmaya uğraştığımız zinciri biraz daha kalınlaştırdığımızı bilmeye, ona göre hareket etmeye mecburuz…

Sadece bunu söylüyorum!..

“Günde beş milyon ekmeği israf eden bir ülkenin insanları olarak, kendimize çeki düzen vermeye mecburuz!”

Bunu söylüyorum!..

“Bize elimizdeki telefondan, bindiğimiz arabadan dolayı kıymet verecekler varsınlar kıymet vermesinler!.. “

Bunu söylüyorum!..

Kaynaklarımızı, lükse, gösterişe, israfa değil de,

“bilgiye” ve “üretim”e yönlendirmeliyiz!..

Bunu söylüyorum!..

Türkiye, büyük işgal operasyonlarından kurtulacak…

Türkiye, dünyanın en güçlü birkaç ülkesi arasına girecek…

Bunlar da, rahatımızdan, konforumuzdan taviz vermeden…

Bu tüketim kalıplarıyla…

Bu “gösteriş” merakıyla…

Bu “mazrufa” değil de “zarf”a dikkat kesilen bakış açısıyla olacak…

Bu kadar az “bilgi üretimiyle” olacak…

Bu kadar az çileyle, bu kadar az çalışmayla olacak…

Öyle mi?..

Böyle diyorsak eğer, Türkiye’nin işinin çok kolay olduğunu zannediyoruz demektir!..

O kadar kolaysa…

Bütün işi “bir veya birkaç kişinin sırtlarına” yıkarak halledebiliyorsak…

Az çalış ve çok harca Türkiye!..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hüseyin Zavalsız 2018-08-10 10:16:27

Yazarımızin kalemine ve gönlüne sağlık. Yazarimiza kızmak yerine teşekkür etmek gerekir. Dogrulari bizlere soyledigi-hatirlattigi için. inanamıyorum ki güzel günler bizleri bekliyor. İnşAllah diğer İslam ülkeleri bizdeki yönetimi model olarak alacaklar Yeter ki hükümetimiz geri adım atmasın ABD ye boyun eğmesin. Bu mübarek Cuma gününde ALLAH im vatanımızı milletimizi ve İslam ülkelerine birlik nasip etsin. ABD, batı ve onların işbirlikçilerinin oyunlarını ters cevirsin. Amin

Avatar
Hüseyin Zavalsız 2018-08-10 10:54:04

Yaşanan gerilimlerin gerçek sebebi http://www.star.com.tr/yazar/yasanan-gerilimlerin-gercek-sebebi-yazi-1373663/

Avatar
Hüseyin Zavalsız 2018-08-10 11:04:54

Süleyman Özışık in bugünkü yazısından alintidir
Birlikte direneceğiz ve bunu da aşacağız" demesi gerekiyor.
Hep söylediğim bir şeyi tekrar etmekte yarar var.
Tüm dünya ülkelerinde olan ama sadece olmayan bir şey var. Bizim insanımızın gri alanı yok. "İktidarı desteklemiyor olabilirim ama bu mesele ülke meselesi" diyen aydın sıkıntısı çekiyoruz.
Sadece aydın değil.
Siyasi parti, STK, sanatçı kesiminde de aynı sıkıntıyı yaşıyoruz. Hepsi tek bir şey söylüyor:
"Bu parti iktidardan gitsin, Erdoğan devrilsin de Türkiye batsa da çok önemli değil."
Ne tuhaf değil mi?
Bitirmeden şunu söylemekte yarar görüyorum.
Hiçbir sorun, hiçbir sıkıntı ilanihaye devam etmez. Tıpkı bu sıkıntının devam etmeyeceği gibi...
Yakın zamanda bu meselenin üstesinden geleceğiz.
Netice itibarıyla gökyüzünün en karanlık olduğu an, yıldızların en çok parladığı andır.
Ortam ne kadar karanlık olursa olsun, Türkiye önümüzdeki dönemde bir yıldız gibi parlayacak.
Bunu artık kimse durduramayacak!

Avatar
Dündar Öksüz 2018-08-10 11:11:12

Allah razi olsun sserdar bey.i̇nşaAllah kendi̇mi̇ze geli̇ri̇z.

Avatar
rcep 2018-08-10 12:41:44

abd elbette her istediğini yapabilecek” durumda değil, artık başka büyük ve etkili güçler de var
maval okumayın la güçlü değil dediğiniz abd aynı anda iran,türkiye,rusya, çini şu anda vızık vızık vızıklatıyor

banner623

banner624