Nihayet cesur bir asker çıktı. Mesleğini, maaşını, geleceğini, her şeyini tehlikeye atmak pahasına “Ben FETÖ’cüyüm” dedi, Emniyet Genel Müdürülüğü’ne gidip teslim oldu. Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Güler’in koruma müdürü Yüzbaşı Burak Akın, FETÖ’nün baskılarına daha fazla dayanamadı.

Bu itiraf, Türkiye’de dengeleri değiştirecek bir olaydır. Bu itirafın yapıldığı gün ABD ile vize probleminin çözülmüş olması da ABD’nin Türkiye’yi devlet olarak ciddiye aldığının işaretidir. FETÖ’nün bir CIA projesi olduğunu duymayan kalmadı. ABD bile kırk yıldır emek verdiği, el bebek gül bebek büyütüp beslediği bu haşhaşi teşkilatını Türkiye’nin baskıları sonucu rafa kaldırma noktasına geldi.

Tüm bunlar Türkiye’nin dik durması sonucudur. Cumhurbaşkanı ülke ülke dolaşıyor. Halen FETÖ’nün kontrolünde olan okul varsa Maarif Vakfı’na devri için çaba gösteriyor. ABD, İngilizce öğretmeni olarak bu okullara yerleştirdiği casuslarına artık başka kılıflar bulmak zorunda kalıyor.

***

17 – 25 Aralık FETÖ, yahut üstü örtülü ABD darbesi Türkiye’de başarılı olamayınca ABD’de hukuki olarak savcı Preet Baharara vasıtasıyla yeniden gündem konmuş, Rıza Sarraf’la daha Türkiye’de iken anlaşarak ABD’ye kaçırmışlardı. Evirdiler çevirdiler, davanın adını Hakan Atilla davası yaptılar ama yasal olmayan delillerle bir şey yapamayacakları anlaşılınca FETÖ’cü Hüseyin Korkmaz’ı devreye soktular. ABD, para ile her şeyi yaptırabileceğini zannettiği için Türkiye’de 17 ay hapis yatmış, yargılaması daha bitmemiş FETÖ’cü bir polis şefini ABD’ye kaçırdığı, tanıklık etmesi için 50 bin USD ödediği anlaşıldı. ABD savcılığının ödediği ev kiraları da cabası…

Hüseyin Korkmaz olayı, Türkiye’de yaşayıp, 15 Temmuz’a rağmen halen FETÖ’ye bağlılığını devam ettiren insanların dönüşünü hızlandırdı. Artık FETÖ’nün arkasında ABD’nin kapı gibi durmayacağını, Türkiye’nin baskıları sonucu bu gladyo teşkilatından vazgeçmek zorunda kalacağı gerçeğini görmelerini sağladı. Yüzbaşı Burak Akın’ın gidip “Ben FETÖ’cüyüm demesinin, FETÖ’ye artık hizmet (!) etmek istememesinin arkasında bu gerçek var.

***

Peki FETÖ ile yeterli kararlılıkta mücadele ediliyor mu? Maalesef Türkiye’nin FETÖ ile mücadelesi hala Cumhurbaşkanı ile sınırlı durumda. Bu mücadeleyi devletin diğer kademeleri yeterli yoğunlukta sürdüremiyor. İçişleri Bakanlığı’na getirilen Süleyman Soylu’nun PKK’ya karşı yürüttüğü mücadelenin bir benzeri de FETÖ’ye karşı uygulanmalı. Devletin karşı karşıya olduğu bu tehlikenin, Türk tarihinde eşi benzeri görülmemiş, gizli bir teşkilata karşı yürütüleceği gözden ırak tutulmamalı. Bu görev de Türkiye’nin Milli İstihbarat Teşkilatı’na düşüyor. ABD, nasıl dünyanın dört bir yanında FETÖ veya başka kılıflarla icraat yürütüyorsa, MİT de ABD’de üzerine düşeni yapmalı. Şu anda babalarının çiftliği gibi yaşadıkları Kuzey Amerika’yı onlara dar etmelidir. Gerekirse kendi içinde ayrı bir birim kurmalı, Türkiye’de her istedikleri melaneti yapıp kaçtıkları baba ocağında kendilerini güvende hissetmemelidirler.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner623

banner624