Benden her şey olur, Kemalist olmaz sanırım.

Kemalist olmayacak kadar Kemalizmden haberdarım çünkü. Balkan, Kırım göçmeni de değilim ki kendimi Mustafa Kemal’e yakın hissedeyim...

Buna rağmen AK Parti hükümetinin ve Cumhurbaşkanın Mustafa Kemal’e vurgu yapmasını olumlu buluyorum. Bir çok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de farklı kesimler yaşıyor ve hükümet, devlet bu farklı kesimlere zaman zaman el uzatmalı. Mesela Kanada’da federal ya da eyalet başbakanı müslümanların dini bayramlarında cami ziyaretleri düzenleyip, İslam hakkında güzel sözler söyleyerek Müslüman vatandaşlarının gönlünü alır, devlet olarak arkalarında oldukları hissini verir. Bu, Kanada’nın müslüman nüfusunun aidiyet duygusunu arttırır. Başbakanın Hıristiyan ya da Yahudi olmasının bir önemi yoktur. Önemli olan adaletin ikame edilmesidir. Ya da ediliyormuş hissinin oluşturulmasıdır…

Devlet dediğin, hükümet dediğin, vatandaşının gazını almasını bilir. Alır ki vatandaş rahatlasın. Kemalist’in, Türk’ün, Kürd’ün, Sünni’nin, Alevi’nin gazını alacaksın. Hıristiyan, Yahudi, Ermeni, Süryani, Ezidi vatandaşının gazını alacaksın. Öyle, sadece Kemalistlerle olmaz.

AK Parti zaten bunun yabancısı değil. Kuruluşundan bu yana farklı kesimlere dostluk eli uzatan, farklılıkları zenginlik olarak gören bir anlayışta oldu hep. Kimisi 2007’den, kimisi 2009’dan, kimisi 2014’ten sonra AK Parti’nin bozulduğunu(!) söylese de ben AK Parti’nin bugün de farklılıklara saygı duyan noktada durduğuna inanıyorum.

Uzatılan eli kırmak isteyenlere karşı takındığı sert tutumu da desteklediğimi belirteyim...

Kemalistler, Mustafa Kemal'i ne kadar sevmek istiyorlarsa bırakınız sevsinler. Kendi okullarını kurup kendi kafalarına göre eğitim yapsınlar. Yılda bir gün değil, hergün Anıtkabir’e gidip ritüellerini yapabilsinler.

Let them do, let them go. “Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler.”

Fakat bu özgürlük alanlarının başkalarına da açık olması gerekiyor ve sevgili Kemalistlerimiz buna saygı duymayı öğrenmeli. Nefret söylemleri suçtur ve sadece bazı kesimleri değil, herkesi muhatap alır.

Mustafa Kemal ismini kendi istek ve arzuları için mızrak olarak kullanmak isteyen Kemalistler uzatılan dostluk elini kırmak isteyenlerin başında geliyor. Darbe artığı kurumlar üzerinden, Ergenekoncu, FETÖ’cü generaller üzerinden, ideolojik silahlı gruplar üzerinden seçilmiş hükümeti devirmek istediler. Ellerindeki iktidar gücünü bir türlü bırakmak istemiyorlar.

Mustafa Kemal bir ideolog değildir. Osmanlı Devletinde subaydı ve Osmanlı hanedanını devirerek İttihatçı kadrolarıyla devletin başına geçti. Şimdi birileri kendine göre iyi kabul ettiği bütün fikirleri Atatürkçülük adı altında toplayacak ve bunu silah zoruyla herkese dayatacak, öyle mi?

Atatürkçülük olarak bize dayatılan şeylerin yüzde 90’nın Mustafa Kemal ile alakası yok. ABD’de George Washingtonizm denen bir şey yoktur mesela. Kanada’da John MacDonaldizm denen bir fikir meydana getirip onunla halk üzerinde üstünlük kurmak isteyen bir grup oluşmadı mesela. Oluşmadığı için George Washington’dan, John MacDonald’dan nefret eden birini de bulamazsın. Tarihi şahsiyetler olarak okutulurlar, anılırlar, o kadar...

Öğretmenlik yaptığım dönemde dersimi teftiş eden Eğitim Bakanlığı müfettişinin “Öğretmenim, öğrencileriniz Atatürkçü mü?” sorusuyla karşılaşmıştım. O anki şaşkınlıkla ve hiç bir art niyet taşımadan “Valla hiç sormadım sayın müfettişim” diye cevap vermiştim. Şu anki aklımla düşünüyorum da, Eğitim Bakanlığına bağlı okullar, CHP ve MHP’nin gençlik kolu başkanlığı mı ki adına Atatürkçülük denen fikirler eğitim adı altında dayatılsın ve bütün öğrenciler Atatürkçü olmak zorunda olsun? CHP ve MHP’lilerin Atatürkçülük adı altında kafalarına göre topladıkları görüşleri kendi partililerine sunmalarına karşı değilim, açın kendi okullarınızı haftada 7 gün Atatürkçülük okutun. Fakat bunu Eğitim Bakanlığı aracılığıyla tüm halka dayatamazsınız.

“12 Eylül darbesinin tüm uygulamalarını destekliyorum, Kürtlere dışkı yedirmek işkence değildir” diyen Şengör prof’un beyninde mevcut olan kaos ortamı içinde ürettiği fikirlerin Atatürkçülük adı altında okullarda milyonlarca öğrenciye dayatılması normal kabul edilecek bir şey mi?

“Efendim bu ülkeyi biz kurduk biz ne dersek o!”

Barıştan, uzlaşıdan bahsediyorsan, sen de şizofreniye dönüşmüş olan bu “ülkeyi biz kurduk” söylemini terkedeceksin bir kere.

Ortada kurulan yeni bir devlet yok (İlber hoca, Kemalistleri gaza getirmeyi bırak, doğruları anlat). Bütün kurumlarıyla ayakta duran bir Osmanlı Devleti vardı zaten. Devletin başındaki Osmanlı hanedanı gitti, İttihatçılar geldi kuruldu. Öyle Osmanlı hanedanı hayranı falan değilim fakat “Osmanlı Hanedanı kötü, İttihatçı familyası iyi” diyecek kadar da enayi değilim.

Ortada yeni bir devlet yok. Mevcut olan devlet el değiştirdi o kadar. Tıpkı bugün el değiştirmek üzere olduğu gibi. Sizin elinizden alınırsa, yeni bir devlet mi kurulmuş olunacak yani?

***

Atatürk Kültür Merkezi yıkılmalı

5 ay önce bu köşede Taksim’de adının içinde Atatürk geçtiği için kutsallaştırılan çirkin binanın yıkılması ve yerine park yapılması gerektiğini söylemiştik. Taksim meydanının yeni bir binaya değil, nefes alacağı yeşil alana ihtiyacı var. Tabiki dinlenilen yine biz olmadık. Mevcut bina iyileştirilerek kullanıma açılacakmış.

İlber Ortaylı’dan pek hazzetmem, fikirlerin birçoğuna da katılmam, hele elitlik-melitlik fikirlerini saçma sapan bulurum, fakat estetik konusunda dünyanın önde gelenlerinden biri olduğunu da kabul etmem gerek. “AKM’nin yıkılıp yerine yeşil alan yapılması, opera binasının başka bir yere yapılması gerektiğini bir tek ben mi istiyorum arkadaş!” derken katıldığı bir televizyon programında İlber Ortaylı’nın “Bence AKM’nin yeri değil orası, İstanbul operası için iyi bir yer değil. Oranın park olması lazım. Biz bu mimar takımından bıktık artık” demesi ile meseleden rahatsız olanın bir ben olmadığım anlaşıldı.

Bizi takmıyorsunuz anladık, bari onun sözlerine kulak verin. Bu AKM binasını yıkıp yeşil alan yapın, yenisini de başka yere dikin.

Bizim Kemalist faşistler mutlu olsun diye binanın ismini de “duble Atatürk Kültür Merkezi” koyabilirsiniz.

***

Yeni Saddam arayışları

Küresel çete Tayyip Erdoğan’ı yeni Saddam yapma hevesinde.

Önce Saddamlaştır, sonra işgal et.

Önce Saddamlaştırmalı ki kendi iç kamuoyunu, halkını, yaptıklarına ikna etmek kolay olsun.

Çünkü ABD ve Avrupa halkı içinde bu küresel çeteye tavır gösteren milyonlarca insan var.

Reza Zerrab davası üzerinden ulaşmak istedikleri kişi Tayyip Erdoğan. Bozuk paralar Gladyo’nun umurunda bile değildir. Onlar “dünya beşten büyüktür” diye kendisine kafa tutan adamı darağacında görme arzusunda.

Sivil hükümetin ve cumhurbaşkanlığının küresel çetenin bu planını bozmada izleyeceği metod önemli. Kürsülerde çatık kaşlarla “başlarına yıkarız, doğu, batı!“ diye haykırmak en son yapılması gereken şey. Bu tam da Gladyo’nun istediği şey. ABD ve Avrupa halkına “işte bize atom bombası atmaya hazırlanan sinirli diktatör bu“ demek için fırsat kolluyorlar.

Oysa ABD ve Avrupa halkına oynamak, en iyi yöntem. Kürsülere çıkın, ABD ve Avrupa halkına sevgilerinizi gönderin. Bu kavganın küresel çeteye karşı olduğunu ve bu çetenin onları da sömürdüğünü anlatın. Abraham Lincoln’i, John Kennedy’i öldüren bu çeteye karşı omuz omuza mücadele etmeyi teklif edin onlara. O ülkelere gittiğinizde sadece devlet yöneticileri ve Türkiye vatandaşlarıyla görüşmeyin, sokağa çıkın ve bu ülkelerin halkıyla kaynaşın. Sular seller gibi İngilizce konuşmanıza gerek yok. Yolda yürüyen ABD’liye “hi, how are you?“ demeniz, elini sıkmanız bile yeterli. Göreceksiniz bir anda milyonlarca ABD’li, Avrupalı küresel çeteyi değil, sizi dinleyecektir.

Planlı bir şekilde mi, yoksa spontane mi gelişti bilmiyorum fakat Başbakan Binali Yıldırım’ın Washington’da başında beresiyle parkta dolaşması, halktan insanlarla sohbeti müthiş olmuş. Bu durumun Gladyo’yu deli ettiğinden adım gibi eminim. Onlar takım elbisesi içinde Türkiye konsolosluğunda “başlarına yıkarız” diye bağıran birini isterlerdi.

***

Söylenmese eksik kalırdı

"Divê em hemû pevre hînî jiyîneke bi xwişk û biratîyê bibin, hekena em ê hemû bi hev re bi xêvokî ji navê rabin"

“Hepimiz birlikte kardeşçe yaşamayı öğrenmeliyiz, yoksa hepimiz birlikte aptalca öleceğiz.”

-Martin Luther King-


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.