Erdoğan'ın "Milletim tamam derse kenara çekilirim" sözleri üzerine, Türkiye içindeki ve dışındaki "AB-ABD Lobisi", “Tamam" kampanyası başlattı.

1987 seçimleri idi.

1980 öncesinin kepazelik günlerini sona erdiren Özal Başbakandı. 80 öncesinin sorumlusu olan eski tüfek politikacılar, yeniden piyasa çıkmış, manevralarla ortalığı karıştırıyorlardı.

Özal kaybedecek gibi bir hava oluşmuştu.

Seçim yasakları cumartesi saat 17.00 de başlıyordu. Özal, amatör, ama harbi bir politikacı idi. Politikanın dolambaçlı manevralarına yabancı idi. Ekonomide mali disiplin uyguluyor, bu da halkı zorluyor, eski kurt politikacılar ekonomi üzerinden Özal'ı itibarsızlaştırıyorlardı.

Özal, seçim yasaklarına 10 dakika kala televizyonlara çıktı. Kendisinin ekonomiyi getirdiği noktaya vurgu yaptı ve "Eğer yarın beni seçmezseniz Pazartesi sabahı politikayı bırakıyorum, ben muhalefet yapmam" dedi, nokta.

Rüzgar 10 dakikada tersine döndü.

Millet, ertesi gün “Özal’la devam” dedi.

Her zaman böyle oldu!

Bazı İslam ülkelerinin, özellikle Arap ülkelerinin Filistin konusundaki yavan, hatta İsrail yanlısı tutumları bizde hayal kırıklığı yaratıyor.

Ama bunun şevkimizi kırmaması gerekiyor.

Bugün Rusya sınırları içindeki Tataristan’da bulunan  Kazan Hanlığı' nın Korkunç İvan tarafından ele geçirilmesinde, İvan ile işbirliği yapan bazı hain Kazan beyleri Kazan'a yıkıcı darbeyi vurmuşlardı.

Şehzade Orhan ve kuvvetleri Bizans fethedilirken Bizans kuvvetleriyle Fatih'e ve Osmanlıya karşı bugünkü Yedikule civarında Surlarda cephe tutmuş, resmen Osmanlı ile savaşmış, Bizans'ı savunmuşlardı.

Tunus ve Cezayir Fatihi Barbaros Hayrettin Paşa ve ağabeyi Oruç Reis, Cezayir'in en batı sınırındaki Tilemsen ve Vahran'ı fethederlerken bu iki şehir birkaç defa karşılıklı el değiştirmiş, hatta Oruç Reis bu çarpışmalarda  şehit olmuştu.

Tilemsen, Londra’dan 1,5 derece daha batıdadır.

Tilemsen Sultanı Abdullah, Barbaros'a karşı sürekli İspanyollarla işbirliği yapıyor, Barbaros'un uzattığı dost elini elinin tersiyle itiyordu.

Barbaros, hutbeyi Osmanlı Padişahı adına okutmasını istediğinde, Abdullah, "Ya taht ya baht, iki el bir baş içindir" cevabını verdi.

En sonunda Tilemsen Sultanı Abdullah kendi oğlu Sülüki'nin Barbaros'a yardımı ile tamamen yenildi ve Barbaros'a esir düştü. Ama ne fayda ki bu uğurda Oruç Reis ve binlerce asker kaybedilmişti. Barbaros Hayrettin Paşa anılarında; "Sultan Abdullah'ın derisini ustura ile baştan tırnağa azap ile tulum çıkarttırdım” der.

Cezayir, İsrail’i destekliyor

Cezayir'de 1990 ların başında FIS (İslami Selamet Cephesi) ezici bir çoğunlukla seçimleri kazandı.

 Cezayir'in Fransız kuklası laikleri, Fransızlarla işbirliği yapıp FIS' in iktidar olmasını darbeyle engellediler.

Çıkan iç savaşta 1 milyon Müslüman öldürüldü.

FIS'e geri adım attırdılar.

FIS daha çok insanın ölmemesi için mücadeleden vazgeçti.

İktidara, Fransız kuklası, fanatik laikçi, Fransızlaşmış Cezayirlilerden oluşturulan, darbe yönetimi getirildi.

İşte bu Haçlı kuklası idare, Kudüs’ün İsrail’e bırakılmasını ve ABD Elçiliği’nin Kudüs’e taşınmasını açıkça destekledi ve Kudüs’teki törene temsilci gönderdi.

“İslam Birliği”, ama, nasıl?

Abbasilerden sonra Dünya'da İslam birliğini Yavuz Sultan Selim Han sağladı. Nerdeyse, bütün Müslümanları tek bayrak altında topladı.

Nasıl?

Bileğiyle ve kılıcıyla!

Biz, İslam Birliğinin, hep kalemle, fikirlerin birleştirilmesiyle, olmasını arzuluyoruz, ama "Reel Politik" çoğu kere kalemle değil kılıçla yazılıyor.

İran’ı budayacaklar!

Vaktiyle, AB-ABD ittifakı, Saddam'ı pohpohlayıp İran'a saldırttılar.

Kendilerine biat etmeyen yeni İran rejimi hizaya getirilmeliydi. Ateşe ellerini sokmak yerine Saddam'ı kullandılar.

Saddam kullanıldığını anlamadı. İran’a saldırdı, 8 yıl süren İran-Irak savaşında 1 milyon Müslümanın ölümüne sebep oldu.

ABD-AB nin dostluğuna güvenerek şımaran Saddam, yön değiştirip bu kez Kuveyt'e saldırdı, yani kontrolden çıktı, tüm Arapların lideri olmaya heveslenmişti.

ABD-AB için, tüm Araplar bir liderin etrafında toplanmaları çok tehlikeli idi.

Hemen tersyüz dönerek Saddam'ı en ağır biçimde cezalandırdılar.

Suriye savaşında da İran, Saddam'la aynı hataya düştü. Batılılar adına Suriye muhaliflerine saldırdı, Esed’ i ayakta tuttu, Suriye’nin demokratikleşmesini, özgürleşmesini engelledi.

 Şimdi de İran’ın  budanma zamanı geldi, budayacaklar!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.