Haliç Kongre Merkezi'nde, Star Gazetesi refikimiz ile Es Medya'nın düzenlediği “Necip Fazıl Ödülleri” törenindeydik. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın da katıldığı ve konuşma yaptığı gecede, Mustafa Kutlu, Ebubekir Eroğlu, Cihan Aktaş, Yaşar Çağbayır, Emel Özkan ve Mustafa Çiftçi'ye ödülleri verildi. Muhteşem bir geceydi. Konuşmalar, akl-ı selim'in, kalb-i selimin aynasıydı. Türkiye'ye yakışan, üstat Necip Fazıl'ın hatırasını hakkıyla yaşatan kusursuz bir programdı. Düzenleyen ve ödül alanları kutlarım.

         Dönüşte otobüsün içinde bir haber duyuldu. “İki patlama”dan bahsediliyordu. Eve gelince Beşiktaş'ta stadın yanındaki müessif olayın ayrıntılı bilgileri gelmeye başladı. Ve son durum: 8 sivil, 30 polis toplam 38 şehidimiz var. 16'sı ağır, 155 yaralımız. Şehitlerimize Allah'tan rahmet, yaralılarımıza şifa diliyorum. Türkiye'mizin başı sağ olsun. Kesin olmasa da okların PKK'yı işaret ettiği açıklanıyor. Ne fark eder ki? Herbiri dışgüçlerin maşası değil mi? Kirli ve kanlı terör örgütlerinin karanlık hedefi aynı. PKK, DAEŞ veya FETÖ. Diğer irili ufaklı kızıl örgütler. Hepsinin yolu aynı ihanet durağına çıkıyor.

         Türkiye'miz, asırlardan beri bize diş bileyen, bize hasım olan dış devletlerin hedefi halinde. Bunda kimsenin kuşkusu yok. Zaman zaman ülkemizin önümüzü önünü kesmek, giderek büyüyen gelişen ve dünyada söz sahibi olan Türkiye'ye diz çöktürmek isteyen emperyalist güçler başarılı olabilecek mi, asla! Bunların ihtiraslı büyük dedeleri de geçmişte bu tür işgallere tevessül etmişlerdi. Ama hepsi de derslerini alıp süklüm büklüm geri dönüp kaçmışlardı. Olmamış, başaramamışlardı. Çanakkale'de, İstiklal Savaşı'nda bir daha gördüler. Darbelerle denediler. En son 15 Temmuz'da yine püskürtüldüler. Yine olmadı. Olmayacak da. Çünkü küfür devam eder, ama zulüm devam etmez. İhanet hiçbir zaman insanlara yâr olmaz, devletlere de kâr etmez.

         Dış güçlerin kinini anlamak mümkün. Tarih boyunca, asırlarca yolumuza çıkmış, önümüzü kesmek istemişlerdir. Haçlılar dur durak bilmemiştir. Bütün Müslümanların, yegâne amacı İ'lâyı Kelimetullah'ı yüceltmek isteyen Türklerin karşısında diklenmişlerdir. Dışarıdan ve içeriden fitne fesat çıkarmış, bozguna uğratmak istemişlerdir. Ama hep mağlubiyetle ve hüsranla sonuçlanmış bu emelleri. Osmanlı tarihi, bunun örnekleriyle doludur. Çevrilen dolaplar, sinsi entrikalar ve kurulan tuzaklar, devlet ebed müddetin sonunu getirmeyi amaçlıyordu. Bugün de amaç aynı. Dünyadaki mazlumların, yeryüzündeki mağdurların biricik sığınağı Türkiye'yi karıştırmak ve mümkünse parçalamak, hain gayeleri bu. Peki başarabilecekler mi, asla ve kat'a! Bizler birliğimizi dirliğimizi korudukça, yekvücut oldukça, din kardeşliğimizi zihnimizden çıkarmadıkça hiçbir zaman muvaffak olamayacaklar.

         Görüyor ve şahit oluyoruz. Gece gündüz içerideki ve dışarıdaki teröristlerle mücadele eden hükümeti en azından bu sıralarda desteklemesi gereken bazı muhalifler, bırakın desteklemeyi kösteklemeye çalışıyor, iktidarın ayağına çelme takmaya çalışıyor. Terör örgütlerine  karşı olmayı bir yana bırakın onları kirli sütleriyle emzirmeye çalışıyor. Bilmiyor ki, yarın öbür gün palazlanan o cani örgütler, onların sadece sütüyle yetinmeyecek, kanlarını da içmek isteyeceklerdir. Ve benim hâlâ anlayamadığım husus şu. Bazı siyasetçiler ferasetini, basiretini nasıl oldu da büsbütün kaybetti? Hâlbuki tarih boyunca milletinin yanında olmasa da devletin yanında durmuş partiler vardı. “Devletçi”liği kimseye bırakmayan politikacılar görürdük. Bugün onların ne devlet ne de millet umurlarında değil. Ancak birer siyasi mevta olacaklarına inansınlar. Milletimizin ve devletimizin bekası için çalışacağına kör muhalefet yapanlar, mağlup olmaya mahkum. Yazık, siyaset bu değil. Siyaset bazen itiraz etmektir, hatta haksızlığa isyan etmektir. Bugün bunu bazı partilerde göremiyoruz ne yazık ki. Galiba da hiç göremeyeceğiz.

         Terör, ülkemizde de, dünyada da en ahlâksız ve alçak bir davranış olarak kabul ediliyor. Savaş değil terör. Savaşın kuralları, kanunları var. Masumlara dokunulmaz, çoluk çocuğa saldırılmaz. Gerçi Esat gibi kanlı diktatörler bu insanlık kanunu da çiğnedi. Hunhar adam, kendi vatandaşlarının çocuklarını bile hayasızca katlediyor. Ama umumiyetle harplerde yaşlılar, kadınlar ve çocuklar alan dışıdır, onların kıllarına zarar verilmez. Sadece askerler savaşır.

         Terör korkakların, acizlerin, yüreksizlerin işi. Teröre ima yoluyla da olsa destek olmak, arka çıkmak aynı suça girer, girmeli. Zira zulme rıza zulümdür. Teröristleri haklı gösteren her davranış, insanlık dışıdır ve en ağır cezalara çarptırılmalıdır. Beşiktaş'ta kan dökenler, yıllardır Doğu bölgemizde kan akıtanlardır. Suriye'de, Irak'ta halklara kıyanlardır. 15 Temmuz'da Türkiye'yi parçalamak isteyenlerdir. Varsın uğraşsınlar, başaramayacaklar. Zira onlar aslında sadece Müslümanlara savaş açmış değil, isyan ettikleri büyük Yaradana da harp ilan etmişlerdir. Zafer elbette bizim, yani inananların olacak. Zira yeryüzündeki mazlum insanların duaları arkamızdadır ve Allah tarih boyunca adaletle, hakkaniyetle ve iyilikle hükmetmiş olan aziz milletimizin yanındadır. Gün birlik ve beraberlik günüdür. Allah dünyadaki bütün Müslümanları ve Türkiye'mizi korusun, şer odaklarının ihanetlerinden daima muhafaza eylesin.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.