Son yıllarda Namaz Gönüllüleri Platformu ve Ensar Vakfı’nın birlikte organize ettiği yüzlerce okul programına katıldım. Gençlik gerçeğimizi birebir gözlemleme imkânım oldu. Görünen o ki, gençlik sınavımız gittikçe derinleşiyor… Çözüm yolunda gecikiyoruz… Aslında kaybedilmiş bir gençlik yok ama kaderine terkedilmiş bir gençlikten bahsedebiliriz…

Bilmek gerekir ki, gençlik meselesi tek başına hiç kimsenin ve hiçbir kesimin üstesinden gelebileceği bir sınav değil… Kolektif bir ruh, ortak bir akıl, güçlü bir irade tecelli etmeden, bu soruna el atmadan sonuca gitmekte zorlanacağız…

Sorunu kimseye ihale etmeden ortak paylaşım ve birlikte görev dağılımı üzerinde durmalıyız…

Peki, gençlik sınavının muhatapları kimler?

İlk etapta şu beşliden bahsedebiliriz…

Aile…

Okul…

Cami...

Dernek…

Medya…

Birbirinin tamamlayıcısı olacak bir konsensüs gerekiyor. Bu beşlinin mutabakatı, muvaffakiyetin önünü açacaktır… Çözümü kolaylaştıracaktır…

Görünen o ki, bu beşli birlikte elini taşın altına sokmadan “dindar gençlik” hedefine ulaşmak uzak bir ihtimal…

Belki öncelikle “Nasıl bir gençlik?” tasavvurunda netleşmek gerekiyor… Herkesin gençliğe yüklediği anlam ve beklenti farklı… Gençlik bugün ikilem değil belki de beşlem içinde…

Müşterek sınavda münferit çabalar yetersizdir. Güçlü ve güzel bir gençlik için herkesin görev başında olması gerekiyor.

Aksi takdirde “saldım çayıra, mevlam kayıra” mantığı ile gençliği kaybediyoruz.

Gençlik kaygısı olan herkesin bir buluşma zemininin ve işbirliğinin bulunması gerekiyor.

Yaşamın bütünlüğü içinde gençliği değerlendirmek durumundayız. Hiçbir alan ihmale gelmiyor.

Bir de alanların çatışması durumunda gençlik üzerindeki sonuçlarını düşünelim…

Unsurlar kendi içinde barışık değilse fatura gençlere çıkıyor… Gençlikteki ruhsal ve zihinsel parçalanmışlığın arkasında yatan neden, belki de gençlerin beslendiği noktaların farklılığı olsa gerek…

Meselemiz suçlu aramak değil, sorunu çözmektir. Aranırsa bir günah keçisi bulunabilir. Ama kaybolan bizim gençliğimiz…

Gençlik üzerinden sürdürülen çekişmeler zamanla çekilmez oluyor, gençler farklı limanlar arıyor…

Sorumlular arasında uzlaşma olmayınca, uyumsuz ve umarsız bir gençlik yetişiyor…

Öyle ki, gençliğe değil dokunan; onları gören, duyan, anlayanlar gün geçtikçe azalıyor… Dahası ‘Nasıl olsa iktidar üzerinden işler yürüyor.’ diyerek sorumluluğu üzerinden atmak kolaycılığını seçenler çoğalıyor.

Gençlik ilgi istiyor…

Herkesten ve her kesimden…

Anne-babadan, öğretmenden, cami görevlisinden, dernek ve vakıf mensuplarından, İslami medya, kültür ve sanat dünyasından…

Problem ilgisizlik ve iletişimsizlik… Sıcak limanlara, içtenlikli dostluklara, samimi ortamlara şiddetle aç olan bir gençlikle karşı karşıyayız…

Ruhları aç ve bi ilaç…

Yalnız ve yorgun…

Doyumsuz ve güvensiz…

Huzursuz ve aceleci…

Acil önlem…

Önce onları anlamak… Yaşamın amacına ikna etmek… Arkadaş olmak…

Ortak günahımız, yozlaşan gençliğimiz…

Gençlikle buluşmak için henüz geç değil…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Abdullahtf 2018-04-30 16:40:22

sayın ramazan kayan hocam sizden ve müslümanların sıkıntılarını dert edinen kardeşlerimizden Allah razı olsun.