Papaz Andrew Brunson’ın hapisten ev hapsine çıkartılması yıllar yılı müttefik olan Türk-Amerikan ilişkilerini ters yüz edecek kadar deprem oluşturdu.

Koskoca dünya imparatorluğu ABD, bir vatandaşını Türkiye’ye yedirecek değildi herhalde. ABD konsoloslukta çalışan Metin Topuz’un gözaltı işlemleri sırasında da Türkiye’ye vize yasağı koyarak tepkisini en yüksek tondan dile getirmişti. Serkan Gölge, PKK’lı Hamza Uluçay, tutuklanan yerel çalışanları ve bunlarla bağlantılı olan 60’ın üzerinde CİA ve gizli servis elemanlarının birer ikişer deşifre olması ve PKK-FETÖ ilişkilerinin ortaya çıkartılması karşısında sessiz kalmak yakışır mı dünya liderine. Adalet Bakanı Abdülhamit Gül ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Brunson’un tutuklanmasına sebep olmaktan hedef tahtasına oturtuldu. ABD’deki mal varlıkları donduruldu sözüm ona. Bunlarla iş yapacak bütün ABD’lilerin ve hatta herkesin suçlu konumuna getirilmesinin alt yapısı oluşturulmaya başlandı. Brunson deşifre olarak içeriye gönderildiğinde İçişleri Bakanı Efgan Ala, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’dı. Ama olsun, kişilerin önemi yoktu önemli olan mesajdı demokrasi havarisi Sam Amca için.

Bu adımıyla, benim bütün darbelerde olduğu gibi 15 Temmuz darbe girişiminde Türkiye’de suç işleyen elemanlarımı, bana çalışarak Türkiye’de adam öldüren, uyuşturucu işi yapan, toplumsal huzursuzluk çıkaran, terör örgütlerine yardım ve yataklık yapan hiç kimseye dokunamazsınız mesajını vermek istedi en yüksek ses tonuyla.

Sam Amca, TÜBİTAK mühendislerinin birer ikişer öldürülmesinde de, Türkiye için çalışan yetkin fizikçilerin Afyon yakınlarında bir uçak kazasında yok edilmesinde de, hatta hatta Türkiye’nin hızlı tren deneme seferleri yaptığı sırada 41 kişinin öldüğü Pamukova tren kazasında da oynadığı rolün ortaya çıkmasını istemeyecektir herhalde. Yoksa dinini yaymak için Trump’ın ifadesiyle iyi adam Brunson’un flaş belleğinde Türkiye’deki demiryolu çalışanları ve demiryolları hakkında istihbarî bilgilerin çıkması demiryolu çalışanlarının potansiyel evanjelist Hristiyan cemaatine dahil olma ihtimalinden kaynaklanmıyordur zannedersem.

İnsanlığın iyiliği için dünyaya demokrasi yayan özgürlük ülkesi ABD, Kuzey Kore’nin, İran’ın, Venezuela’nın, Brezilya’nın, Türkiye’nin nükleer enerjiye sahip olmasına da göz yumamaz. Bunun için de her türlü önlemi almak Sam amcanın birinci görevidir. Bu ülkelerde FETÖ gibi, PKK gibi kendine çalışan iyi çocuklarını kullanacaktır.

2010 yılında Türkiye-İran-Brezilya arasında imzalanan nükleer silahların yayılmasının önlenmesi anlaşması ile dünyaya nükleer silaha hayır ama nükleer enerji kullanmak her ülkenin hakkı mesajının verilmesi de oldukça öfkelendirdi Sam Amca’yı. Ahmedinejad’ı devirerek yerine mal varlıkları ABD’de olan, emperyalizme göbekten bağlı yeşil kartlı üyelerden oluşan bir hükümeti İran’ın başında tuttu ve bu bile kesmediği için İran’a yeni ambargo geldi. O fotoğrafta yer alan Brezilya devlet başkanı Lula De Silva’nın hapse mahkum edilmesi de Sam amcanın öfkesini dindirmeye yetmedi. Bir de Hugo Chavez var petrol zengini ülkesinde nükleer enerji kullanmak istediği için Sam amcayı kızdıran. Ansızın kanserden ölüverdi. Ondan sonra göreve gelen Nicolas Maduro’da nükleer konusunda Chavez’in yolundan giderek demokrasi havarisi Sam amcanın sinirlerini tavan yaptırdı. Bu sefer tişörtlü askerler drone saldırılı darbe girişimini beceremediler, ama olsun Sam Amca ve uşakları erinde sonunda Venezuela’yı demokratikleştirmek için elinden geleni yapar.

Sam amcayı kızdıran 2010’daki fotoğraf karesinde bir de Başkan Erdoğan var. FETÖ’sü ile PKK’sı ile DEAŞ’ı ile meşru ve gayrimeşru bütün aparatlarıyla Erdoğan hakkında yaptıkları planları bir türlü tutturamadı. 17-25 Aralık’ta hırsız yaftası vurmak istediler ama bu millet sahip çıktı, 15 Temmuz hain darbe girişiminde FETÖ’cü çocuklarının karşısına bu millet dikildi. Sam amca bakanlarına yaptırım uygulamak istiyor, o kalkıyor dördüncü nükleer santral için Çin ile görüşüyor. 100 günlük eylem planı hazırlıyor. Kanal İstanbul diyor. BRİCS ülkeleriyle alternatif arıyor. S400 satın alıyor. Dolar dışında alternatif para birimiyle alış verişin yollarına bakıyor. Evanjelizmin planlarını, Kudüs’te, Gazze’de, Körfez’de, El- Bab’da, Afrin’de, Kandil’de bozuyor.

Beyaz adamın demokrasisine hizmet eden Gezi’de mesele üç beş ağaç değildi, şimdi de salt mesele Adrew Brunson değil hala anlamadınız mı?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.