İnsanların hipnotik bir ezberle “masum” ve “iyi” olarak kodladıkları imtiyazlı bir kavram eğitim. Bu ezber, yaşadığımız çağın “akılcılık” adı altında bizleri mahkûm ettiği akıl-dışılıkları fark etmede çoğu zaman zaaf oluşturuyor. 200 yıllık mazisi olmasına rağmen modern eğitim, insanlık tarihiyle başlatabileceğimiz bir süreci, insanın her dönemde zuhur eden hakikat arayışını, bilgi ve erdem ile kurulan rabıtayı; hulasa eğitim denilince en başından bugüne akla gelen her çeşit olumlu kavramsallaştırmayı temellük ederek kendi eşkâlini bulanık bir alan yaratıp konu dışı kılabildi. Böylece kitlesel, zorunlu modelini o modelinin dayanaklarını deyim yerindeyse sınırdan pasaportsuz geçirmeyi başarabildi.

Bugün tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de doğru bilinen yanlışlar en çok eğitim alanında hüküm sürüyor. Düne kadar tanımı “istendik davranışlar kazandırmak” ibaresi ile malul bir alandı eğitim. Makbul, itaatkâr, piyasa koşullarına tam uyum ile bağlı vatandaşı “istendik kıvamda” var eden üretim çiftlikleri olarak kurgulanan modern okul, bidayetinden bu yana sorunluydu.

Okulun içeriğini değiştirip arzu edilen değişimi sağlayacaklarını zannedenler çıktıkları bu yolda aynı paradigmanın kafesine girmekten kurtulamadılar. İdeolojik-politik bir mühendislik olarak amaçlılığı, kurgusu ve yapılanması sanayi döneminin bir icadı olan kitlesel, zorunlu eğitim bugün bile modern panteonda en dokunulmaz put olma hüviyetinde. Sanılmasın ki dokunulmaz! Aksine her dokunan kaidesini güçlendirdi, dökülen yerlerini tadil etti, solan boyasını canlandırdı. En iyi bakıcıları en çok eleştirenlerin arasından seçildi.

Eleştirinin iki çeşit olduğunu akıldan çıkarmayalım. Biri evcilleştirilmiş, rehin alınmış bugün örneklerini sıklıkla gördüğümüz gibi mevcut düzeni, kurumsal yapıyı var etmeye, yaşatmaya ve tahkim etmeye odaklanmış eleştiridir. Diğeri ise kendini sınırlandırmayan, ufkunu hiçbir totem ile kapatmayan, ideolojik-politik blokajlardan sıyrılmış, geniş bir perspektiften yapılan eleştiridir. Bugün eğitim üzerine tartışma yapılıyor görüntüsü altında olagelen şey; havanda su dövmenin de ötesinde mevcudun bekçiliğidir. Çünkü eğitimin felsefi dayanaklarını, temel önermelerini, yapısal karakterini sorgulamayan her eleştiri evcil ev hayvanı gibi zararsızdır.

Böyle rahat rahat dört başı mamur bir biçimde eğitim sisteminin insanları bu kadar kolay biçimde mengenesine alabilmesi, neredeyse kurbanları tarafından bile hiç sorgulanmaması, evcilleştirilmiş ve ona bekçilik eden eleştiri sayesindedir. Bu döngüyü kırmak ufkuyla arasına hiçbir totemi sokmamış olan, kendini bir yere, bir yerlere rehin vermeyerek özgür düşünebilen özgür ruhların sahiplerine yakışır ancak.

İşte onun müjdesini geçen hafta Ankara’dan aldık!

Çöl ikliminin egemen olduğu eğitim dünyamızda, çorak tartışma ortamımızın ezberini, modern eğitim sisteminin ise fiyakasını bozacak bir kitap geçen hafta yayınlandı.

Bekir Birbiçer’in kaleminden çıkan Beyazperde Karatahta Modern Okul Sistemine Eleştirel Bakış, Maarif Mektepleri Yayınları tarafından basıldı. Bekir Birbiçer 20 sinema filmi üzerinden bizleri modern eğitim sisteminin eleştirel bir okumasına davet ediyor. Özenle seçildiği belli olan 20 film Bekir Birbiçer’in eğitim sisteminin dayanakları, kurgusu, amaçlılığı ve karakteri ile ilgili yaptığı kışkırtıcı tespitler için yetiyor. Sinemanın refakatinde her filmin sahnelerinden geçerek yürünen bir yol olmuş kitap. Sayfalar arasında gezinirken yazarın filmlerin açık ve örtük mesajlarını da dikkatlerden kaçırmayarak teşhir ettiğini, yer yer mahkûm ettiğini görüyorsunuz. Tıpkı eğitim gibi sinemanın da iktidar ilişkilerinden bağımsız olmadığının farkında olan yazar çoğu eğitimcinin ayıla bayıla izlediği ve ana akım egemen eğitim anlayışının propagandasını yapan birkaç filmin de tabiri caizse ipliğini pazara çıkartıyor. Öte yandan dikkatli sinema takipçileri dışında ortalama bir izleyicinin kolay kolay fark edemeyeceği Detachment, Half Nelson, Jagten gibi sıradışı yönetmenlik ve oyunculuk işi olan filmleri de hak ettikleri şekilde selamlıyor.

Tüm bunları yaparken istikametini hiç şaşırmıyor kitap: Modern eğitime cepheden taarruz!

Maarif Mektepleri Yayınları çorak bir zemine maarif davamız adına sanki arklarla su taşıdı. İnanın kitabın bende yarattığı izlenim bu. Yayınevi’nin sahibi İbrahim Sertkaya ve Bekir Birbiçer’i yürekten kutluyorum.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.