Türkiye’de 109 kamu, 76 vakıf üniversitesi, 8 vakıf meslek yüksekokulu olmak üzere toplam 193 tane Yükseköğretim Kurumu bulunmaktadır.

Ülkemizde 1996-2016 yılları arasında toplam üretilen makale sayısı 485.366’dır. Sadece 2016 yılında indekse giren dergilerde yayımlanan makale sayısı ise 44.173’tür.

Bu kadar üniversite ve yılda üretilen bu kadar makale dikkate alındığında, ülkemizdeki üniversitelerin çağdaş ülkelerdeki üniversiteler gibi bilgiyi değere dönüştürmesi konusundaki beklenti her geçen gün artmaktadır. Birçok kişi “teknolojik bir ürün, bir yazılım vs. bizde niçin geliştirilerek insanlığın hizmetine sunulmaz” diye sorgulamaktadır.

Bilim Kentleri (Teknoparklar)

Bu beklentileri karşılamak amacıyla teknoparkların kurulma düşüncesi uzun bir geçmişe dayanmaktadır. Ülkemizde teknopark kurulması ile ilgili çalışmalar 1980’li yılların sonunda başlanmıştır. Bu anlamda 1992 yılında teknoloji geliştirmeye yönelik kuluçka merkezleri kurmak hedefiyle ODTÜ Tekmer hizmete açılmıştır.

Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu (4691)  2001 yılında yürürlüğe girmiştir. Bu yasayla girişimci şirketlere sağlanan vergi muafiyetleri ve teşvikler, üniversitelerin sağladığı altyapı ve akademik bilgi birleşerek değer üretiminde önemli bir gelişme sağlanmıştır.

Bu kadar üniversite ve yayın yapılmasına rağmen teknoparkı (Bilim kenti) olan üniversite sayısı ise 64’dür.  Bu sayı önemli olmakla birlikte mevcut Yükseköğretim Kurumlarının sadece % 30-35’inde teknopark vardır. Ancak bunların hepsi de aktif değildir. Nitekim Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Performans Endeksi 2015 sıralamasında “39 teknopark” yer almaktadır. Bu endekse göre mevcut Yükseköğretim Kurumlarının %20,2’inde teknopark mevcuttur.

Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Performans Endeksi 2015’e göre Olgun (Yaş≥10) Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Sıralaması listede 14 bölge var, ODTÜ Teknokent Teknoloji Geliştirme Bölgesi bu sıralamada birinci konumundadır. Gelişmekte Olan (5≤Yaş) Bölgeleri Sıralaması ise Erciyes Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Bölgesi ilk sırada yer almakta.

Teknoloji Transfer Ofisi (TTO)

Yükseköğretim Kanununa (2547) Resmî Gazetenin 1 Temmuz 2017 tarihli sayısında yayımlanan 7033 numaralı kanunla yeni bir ek madde (Ek Madde 32) ilave edildi. Bu yeni kanunla yükseköğretim kurumlarına bağlı olarak “Teknoloji Transfer Ofisi (TTO)” kurulabilecek…

Aslında kanunla getirilen yenilik üniversitelerin kurumsal olarak sermaye şirketi kurabilmeleridir. Kanunda bu durum şu şekilde ifade edilmektedir:

Yükseköğretim kurumları, Ar-Ge ve yenilikçilikle ilgili olarak kamu ve özel sektör ile iş birliği yapmak, üretilen bilgi ve yapılan buluşları fikri mülkiyet kapsamında koruma altına almak ve uygulamaya aktarmak üzere, Yükseköğretim Kurulundan önceden izin almak kaydıyla, Yükseköğretim Kurumu yönetim kurulunun kararıyla “sermaye şirketi statüsünde” teknoloji transfer ofisi kurabilirler.”

Bu kanunla yapılmak istenen üniversitelere bağlı sermaye şirketlerinin kurulabilmesidir. Türk Ticaret Kanununa göre sermaye şirketleri; sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketler, limited şirketler ve anonim şirketlerdir. Buna göre üniversitelerin limited, anonim ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket kurması mümkün olacaktır. Bu şirketlerin kuruluş özellikleri dikkate alındığında hangi tür şirketin tercih edileceği önem taşımaktadır

Kanunda yapılan değişiklikle getirilen yenilikler ise şunlardır: Ofislerde yabancı uyruklu personel çalıştırılabilecek; öğretim elemanları ofislerde yarı zamanlı veya sürekli olarak istihdam edilebilecek ve ofisler yürüttükleri faaliyetlerde “Devlet İhale Kanunu” hükümleri uygulanmayacaktır.

TTO’ların geliştirilmesi yönünde yerli veya yabancı akademisyen çalıştırılması ve ihale kolaylıkları olumlu bir gelişmedir. Ancak uygulamada,  Kamu İhale Kanunu (4734), Araştırma, Geliştirme Ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun (5746) ve Sınai Mülkiyet Kanunu (6769) dikkate alındığında yeni düzenlemenin sorunu tam olarak çözmediği düşünülmektedir. Bu kapsamda Erciyes Teknopark’tan görüştüğüm Sayın Bilgin Yazlık; “Gelişmeleri olumlu görmekle birlikte belirtilen bu eksikliklerin giderilmesi gerektiği düşüncesindedir.”

Sonuç olarak, bilgi toplumunda üniversitelerin sorumlulukları arasında bilginin değere dönüştürmesi de yer almaktadır.

Üniversitelerimiz bunu başarmak zorundadır…


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Celal Kuru 2017-09-23 11:04:56

Fikir güzelde her zaman olduğu gibi uygulama olmaz.Çünkü sadece üniversitelerde değil hrr yrrde ilgililer bilgisiz, bilgililer mecburen ilgisiz.Bu yönetim anlayışı ile havanda dsha çok su dövrriz.