Ailenin Meşruiyet Kaynağı “Ortak İnsani Öz”

İnsanın verili bir “ortak öz”ünü veya “insan doğası”nı kabul etmek ne anlama gelir? Ve bunun aile felsefesi açısından anlamı nedir?

Özcülük ve yaratılış arasındaki ilişki yaratmanın doğasında olan bir şeydir. Şöyle ki: Yaratma var ise amaçlılık vardır. Amaca uygunluk eylemin sınırlılığını belirler. Bu ilkeli hayat denilen ahlaktır. Ahlak eğer yapının ürünü kabul edilir ise çevreye bağımlı ve göreli demektir. O zaman ahlakın değişkenliği savunulabilir. Ama eğer ahlak icad değil de verili olanın keşfi ise onun da yaratılmış insan doğasındaki öz ile ilişkisi var demektir ve verili olan evrensel olur. Çünkü insana ve tarihe göre değişmez. 

Ahlakın evrenselliği ile “insanlık özü” birbirinden bağımsız değildir. Kadınlık ve erkeklik cinsiyet özü de “insan özü”nden bağımsız değildir. Ancak kadın ve erkek öz farkı hukuk önünde bir ayrımın temelini oluşturamaz. Çünkü adalet de bir ahlak ilkesi olarak insan özünde vardır. Ortak öz ortak hukuki muamele ister.

Özcü yaklaşım insanın yaratılmışlığını beraberinde getirir. Biyolojinin ötesinde bir ortak özden bahsedebiliyor isek bunun amaçlı olarak verilmiş olması gerekir. Çünkü biyolojinin ötesindeki bir anlam dünyası biyolojinin evrilme kurallarıyla izah edilemez. İzah etmeye kalkışanların buldukları en özgün teori “alt yapı-üst yapı” ilişkisi teorisi ve onun farklı alanlardaki türevleridir.

Aile yapının ürünü kabul edilir ise biyolojik cinsiyet eşitliği dahil her türlü değişim ve dönüşüm normal kabul edilmiş olur. Ama eğer aile anlayışı özcü ise değişim beklentisi veya müdahalesi çevrenin baskısıyla değişimden çok adalet ve  haklar konusuyla sınırlı kabul edilir. Esasen insanın özgürlük alanı da kendi doğasını dönüştürmeye yeterli değildir. Bütün insanların aklını kullanması, dil iletişimi kullanması, üzüntüleri, mutlulukları, umutları vs. her konuda benzer düşünüyor olması alışkanlık değil “ortak öz” dediğimiz şeyin bağlayıcılığı ile ilgilidir. Dolayısıyla varoluşçu düşüncede dile getirildiği gibi insan dünyaya geldikten sonra özünü oluşturuyor değildir. Öyle olsaydı bu kadar farklı coğrafyalarda yaşayan insanların benzer bir formata sahip olması mümkün olamazdı. Eğer verili “ortak öz”den  söz ediyorsak bütün insanların benzer şekilde düşünmesi, davranması ve inanmasından yola çıkarak bunu anlayabildiğimiz için.  İnsan yapının eseri diye kabul edilirse kadınlık ve erkeklik kimliği de ve dolayısıyla aile de yapının eseri olmuş olur. Eğer insan konusunda özcü isek kadın ve erkek konusunda da ve dolayısıyla aile yapısı konusunda da bir özcü anlayış ortaya koymak gerekir.

Özcü olduğumuzda insanın ve ailenin özü korunması gerekir. Yapısalcı olduğumuzda ise insanın ve kadın-erkek kimliğinin sürekli olarak duruma ve yapıya göre değişmesinin mümkün ve normal olabileceğine inanmak gerekecektir. Onun için sahip olduğumuz “insan doğası” veya genel olarak insan anlayışımızın bizim aile anlayışımızı ve aile felsefemizi de temellendirdiğini unutmamak gerekir.

Başta Müslümanlar olmak üzere bütün semavi din geleneklerinde aile korunması gereken mukaddes bir kurum olarak kabul edilir. Ve ailenin kurulmasının engelleyici ve ifsad edici yapıların ve kuramların her türlüsü ve ailenin dağılmasına yol açan her türlü duygu, tutku, hırs, anlayış ve düşünce “şeytani,” ailenin kurulması ve korunmasına yol açan her türlü eylem ve anlayış da rahmanidir bu geleneğe göre.

Bugün bütün dünyada ailenin insan için, insanlık için gerekli olduğunu kabul eden bir muhafazakar duruş vardır. Ancak aile karşıtı ideolojilerin kapitalizm ile oluşturduğu paralel eylem ve iş birliği ailenin muhafaza edilmesini zorlaştırmaktadır. Öyle ki sabit, tanımlanmış doğal aile kurumunun gerekliliğini savunmak bile kolay görünmüyor.

Oysa her canlı gibi insan yavrusu da olgunlaşana kadar onu dünyaya getiren veya ona duygusal bir bağ ile bağlanacak koruyucu veya evlat edinen ebeveyn tarafından korunmalıdır. İnsan yavrusu için doğal ortam “ana kucağı” dediğimiz bu ortamdır. Elbette istisnai durumları hariç tutuyoruz. Mazeret durumu için her konuda ve her zaman ayrı ve geçici yaklaşım olmak zorundadır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.