Hayat; gözlerini açtığında, zamanın dalgaları arasında didinmeye benziyor biraz. Bir kıyıya varma umuduyla/beklentisiyle çalışıp duruyorsun. Maişeti temin, biraz da kıyıya bir adım daha yaklaşmaktan başka ne ki! Ama hangi ada, hangi kıyı?.. İşte bunu belirleyen istikamet duygusudur. Kimisi için hiç yoktur, olmamıştır, olmayacaktır; kimisi için başta var, ortalarda yoktur; kimisi için sonlara doğru ortaya çıkar; çok azı içinse hep vardır, oradadır, gülümseyip durmaktadır muhatabına… İstikameti olmayan için koşmak, beyhude yorulmak değil de nedir? İstikameti olan için durmak ne, düşünmek ne, tefekkür etmek ne?.. Bir adım bile atmadan kainatı dolaşanlara selam olsun…

İnsanlar da yollar da türlü türlü... Varlığını akışa bırakmanın elbette kendine özgü bir hoşluğu vardır. Dalgalar her yüzüne çarptığında yaşadığını yeniden, bir daha hissetmenin kendine özgü bir büyüsü neden olmasın ki? Hayatı içgüdülere göre, gelip seni bulanlara göre, maruz kalmalara, ansızın yakalanmalara göre yaşamak da bir tercih elbette. Ama öyle görünüyor ki insan olmanın bir alt sınırı varsa, orası tam da burasıdır. Her durumda, yaşam dalgalarının çarptığı bilinç yüzeyi küçük mutluluklarla yetinip durur. Arada bir güneş çarpar seni, arada bir yağmur gelir bulur. Arada bir akıntıya kapılırsın, arada bir durgun denizde eğleşir… Bir de bakarsan kıyı gelmiş, gelmiş bulmuş, alıp gitmiş seni.

Bir de vasatı var insan olmanın. Bazen açılıp bazen kapanan göz gibi… Bazen gören, bazen dalıp giden bilinç gibi… Bazen farkında olan, bazen olmayan irade gibi… Dalgalar biraz sert çarpınca kendine gelen, görüşü açılan, yumuşayınca gevşeyen, kendini tekrar onun akışına bırakan… Bir görünüp bir kaybolan sorumluluklar… Bir hatırlatılıp bir unutturulan yükümlülükler… Ölümün arada bir yoklaması seni; her buradayım deyişinde küçük bir kımıldanış, küçük bir ürperti, küçük bir yekinme öteki tarafa doğru. Doğru olmalı insan, elinden geldiği kadar doğru, der geçersin; hayat geçer, sen geçersin…

Her doruk gibi insan olmanın da bir zirvesi var. Sert rüzgarların estiği, iri taneli yağmurların yağdığı, yoğun karların düştüğü; kaygan, buz gibi yüzeylerin üzerinde yaşamaya hüküm giymiş insanlar tam da burada dururlar. Hep dertlidir, hep kederli onlar. Her an düşme tehlikesi yaşarlar, her an ayaklarının altındaki zemin kayar. Ama onlar daima diktir, dik başlamıştır yolculukları, dik devam eder, dik bitecektir. Ayakta ölür onlar. Sadece bir kez eğilir, o da ölüm gelip bulduğunda kendilerini, ölüm gelip bulduğunda, kendileri eğilir hatta…

Olgun insan deriz onlara, insanı kamil… İçlerinde yaşam kımıldayıp durur. Dışarısı alabildiğinde durgundur. Uçurum kenarı da aynıdır, geniş bayırlar da; kudurmuş deniz de aynıdır, çarşaf gibi açılıp yayılan da; rahmet de aynıdır, gazap da; sevinç de aynıdır keder de… Karanlık da ışık da güneşten değil mi?.. Hayat hiçbir zaman sarsamaz onları, hayatı onlar sarsar. En büyük dalgalar bile gelip çarptığında, onlar değil, dalgalar bükülür yanlarında… Hep bir dertleri, hep işleri, hep bir sorumlulukları vardır. Ne yokluk buruşturur yüzlerini, ne varlık sefalete davet etmeye cesaret edebilir. Ne yenilgi büker omuzlarını ne zafer göğüslerini gerdirir. Yürekleriyle yukarı, gözleriyle aşağı bakar onlar… Rablerine gülümser, dünyaya kibirle bakarlar… Yürekleri göğü çekip alır yanlarına, gözleri toprağı getirir bırakır alınlarına…

Bütün doğrular çökse bile, ayakta kalır onlar. Bütün hakikatlerin üstü örtülse bile gözleri delip geçer sahte yüzeyleri. Bütün haklılar bağlansa, ipi hakka dönüştürüp çözer onlar…

Bir derdi olmak ne güzel be birader, güzel olmak ne güzel; yüreği göğe asılı olmak; hayatı oradan, yukarıdan, ta güneşin, Hakkın, hakikatin yanından seyretmek ne güzel… Sonuçta karanlık diye bir şey olmadığını sadece güneşin yakınındakiler bilir… Güneşe yakın olmak için kulaç atanlar; güneşi gözlerinde, kalplerinin tam ortasında taşıyanlar bilir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Raif ATAYIK 2018-01-03 10:08:14

yüreğine sağlık sayın hocam. kalemin, mürekkebin ve kağıdın hiç bitmesin i̇nşAllah.

Misafir Avatar
ismet emre 2018-01-03 13:06:00 @Raif ATAYIK

eyvAllah, çocukluk, güzellik arkadaşım, rabbim eksikliğinizi vermesin.

Beğenmedim! (0)
Avatar
Tuğba KÖSE 2018-01-03 12:37:56

Karanlık diye bir şey olmadığını sadece güneşin yakınındakiler bilir.Muhteşem...