ABD bu aralar çok telaşlı. Verdikleri bütçe açığı, her geçen gün devasa bir boyut kazanıyor. Üstüne üstlük birde Çin’in İpek Yol Projesi ortaya çıkınca, DEPRESİF BİR HALE BÜRÜNMELERİ gayet doğal. O nedenledir ki sağa sola saldırıyor ve mafyatik usullere tevessül ediyorlar. Siyonist lobi ise fırsattan istifade ABD yönetimini hoyratça kullanmakla meşgul... Tıpkı İsrailli bir mizahçının; “ABD’nin, İsrail’in sömürgesi” olduğu tezini ispatlar nitelikte.

Orta vadede bütçe açıklarını, körfez ülkelerine çökerek gidermek istedikleri artık sır değil. Uzun vadedeki hesapları ise; Kuşak Yol Projesini engellemek ve yerine kendi hegemonyalarında başka bir koridor oluşturmaküzerine kurulu. Dolayısıyla perde ardından, Siyonist düşüncenin saplantılı Arz-ı Mevud hayaline de hizmet etmiş oluyorlar. Kaldı ki Evanjelistlerin söz sahibi olduğu bir yapının, “İsrail’in güvenliğini kalıcı hale getirmekten” kastı bundan öte bir şey olmasa gerek.

Yani her şey Sn. Erdoğan’ın; “kan kokusu almış köpek balığından daha tehlikelisi, petrol kokusu almış emperyalistlerdir” dediği perspektifte seyrediyor. O cihetle hedeflerine ulaşmanın, bölgedeki ateşi körüklemekten geçtiğini çok iyi biliyorlar. Dışardan her türlü pisliği yaparlarken, bünyemizi zayıf bırakacak bir dizi virüsü enjekte etmekten de geri durmuyorlar. Takdir edersiniz ki bizi içten içe kemiren “kimlik ve mezhepsel ihtilafları” yıllardır kanırtıyorlardı zaten. Fakat günümüzde kripto saha elemanlarına, GARNİZON HALİNE GETİRDİKLERİ bazı ülkelerin de eşlik etmesi oldukça dikkat çekici.

Mesela Amerikan yönetiminin skandal Kudüs kararını, hangi körfez ülkelerinden YÜZ BULARAK aldığını söylemeye gerek yok. En son BAE hariciyesinin, kahraman Medine savunucusu Fahrettin Paşayı ağzına dolaması bu minvalde okunabilir. Coğrafyada oluşan Türk popülaritesini, akıllarınca baltalamaya çalışan bir avuç zavallı işte. Siz bakmayın BM’de aleyhte oy kullanmalarına. Çünkü aksi bir duruş sergilemeleri halinde, bunu halklarına açıklayamayacakları yadsınamaz.

(Yeri gelmişken; Ankara Büyükşehir Belediyesinin, BAE büyükelçiliğinin bulunduğu sokak ismini Fahrettin Paşa olarak değiştirmesini gönülden tebrik ediyorum…)

***

Gel gelelim önceki Katar ambargosu ve K.Irak referandumunda olduğu gibi, Kudüs olayında da avuçlarını yaladıklarını söyleyebiliriz. Zamanında devletimiz için kullanılanın“onurlu yalnızlığın” tam tersi, şimdilerde“onursuz bir çaresizlik” içerisinde boy gösteriyorlar. Nikki Haley'in "hayır" oyu veren, çekimser kalan ve oylamaya katılmayan temsilcilere 3 OCAKTA DÜZENLEYECEĞİ ÇAY PARTİSİ, makûs talihlerini değiştir mi bilinmez ama bunu amiyane tabirle “tüy dikmek” olarak ta değerlendirebiliriz.

Zira Avrupa ve İslam Dünyasının, İstanbul mutabakatına dayanarak aldığı tavsiye kararı takdire şayan bir sonucu doğurdu. Nihayetinde sergilenen bu birlikteliğin, İLERİDE POZİTİF BİR İVME KAZANMASI hiçte ütopik sayılmaz. Yoksa Almanya ve Hollanda’dan, anti Türkiye politikalarından çark edercesine sinyaller gelmesi fazla söze hacet bırakmıyor. Elbette Mısır’dan uzatılan zeytin dalı ise zamanlama açısından manidar.

Bu çerçevede bakarsak; İstanbul’daki İİT toplantısı, 10 Aralık 1931 tarihinde düzenlenen İSLAM GENEL KONGRESİNİ akıllara getirmiyor değil. Öyle ki Kongre; etnik köken ve mezhep ayrımı yapılmaksızın, Müslümanlar arasında kardeşliği ve işbirliğini pekiştirmek adına örnek teşkil ediyor. Yani bugün İslam Dünyasının en çok ihtiyaç duyduğu bir olgu… Diğer bir ifadeyle; coğrafyamızı “İSLAM’A KARŞI İSLAM” parolasıyla kana bulamak isteyenlerin, ocağına incir ağacı dikmekle matuf.

Anlayacağınız Kudüs özelinde kurulan ittifak, yeni köprülerin inşa edilmesi için bir fırsat olabilir. Ya da doğru değerlendirilebilirse büyük kazanımların miladı… Sonuçta “sayıca fazla birçok ülke, sırtında “Amerika’nın öncelikleri” yazan bir hançerle dolaşıyor. Bu ise yeni döneme damgasını vuracak bir iklimi işaret ediyor. Hülasa başkalarından ziyade bizlerin ne yapacağına odaklanan bir zemin kaçınılmaz. Bu temenni değil, bir realite.

Vesselam…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.