Bir gazetede köşesi olmak demek ne demeye gelir? Niçin yazılır? Bir gazete köşesinde neler yazılır? Bu soruların ayrı ayrı ve uzun uzun cevaplandırılması gerekir. Gazetede köşe yazmayalı yaklaşık üç sene olmuş. Bu, oldukça uzun bir zaman. Yazmamamın koşulları aslında ağırlaşarak devam ediyor. Ancak bu arada yazmamın koşulları da kendisini iyiden iyiye hissettiriyor. Hasılı böyle bir iç gerilimde tekrar yazmaya başlıyorum.

İnsanın hayatında meşgul olabileceği en önemli sorunu “hakikat” ve “mutlak”tır. Aslında hayatı, bir hakikati arama serüveni, “mutlak”ı anlama gayreti anlamlı kılmaktadır. Bir an için durup etrafta koşuşturan insanlara baktığınız, “tapu”ya adanmış hayatları seyrettiğiniz zaman, hayatın pratikte ne kadar da komik manzaralara boğulduğunu görebilirsiniz. Tanrı katından bakışta, bu manzara kendi aralarında oyun kurmuş çocukların durumuna benziyor. “Dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden ibarettir” ifadesi böyle bir anlamı da içinde barındıryor olsa gerektir.

“Hakikat”i arayış, hayatımıza bir anlam ve derinlik katıyor. Fakat “hakikat”i bütünüyle kavrayış bizim sınırlarımızı aştığı için biz onu aramak üzere “yol”a düşmeye devam ediyoruz. Belki bu arada niçin bütün boyutlarıyla kavrayamadığımız “hakikat”in peşine düşüyoruz sorusu da anlamlı olduğu için sorulmalıdır. Çünkü hakikat’e parça parça değmelerimiz bile bize büyük bir coşku ve derinlik veriyor. Bunun için yaşamak nedir sorusuna, Karl Kaspers’ın “felsefe nedir?” şeklindeki soruya verilen cevabın aynısı verilmelidir: “Yolda olmaktır.”

Açıkçası yazmak, benim için hakikati arama serüvenimin asli bir unsurudur. Yazmak, hakikate dair tecrübelerimi benim gibi arayışta olanlarla paylaşmak anlamına gelir benim için. Hayatını tapu kayıt peşinde koşturanlarla benim bir işim de olmaz açıkçası. Hakikati seven, onun peşinde koşanlarla, bir hakikati ortaya çıkarma, ona değinilerde bulunma gayretidir okurla yazarın buluşması. Bu yüzden yazarların, “hakikat”e ulaşmış edasıyla yaptığı dikteleri her zaman gülümsemeyle karşılarım. Bizimkisi yazarı ve okuruyla hakikate bir gönül verme işidir.

İşte bunun için bir “köşe”de yazıyorum. Köşem, bir yandan bana emanet edilen, hakikati arama çabasıyla sorumlu tutulduğum bir mevkiyi/mevziyi tanımlıyor. Her söyleyeceğim öncelikle kendimi “ateşten koruyacak” ol(a)masa da, ateşin yolunu döşeyici de olmamalı. Diğer yandan, evet kelimenin tam anlamıyla bir köşede yazıyorum. (Evimin köşesinde yazıyorum meselâ) “Köşe”lerin sesi ancak merak edenler tarafından dinlenecek ve duyulacaktır.

Tabii ki burası bir gazete köşesi. Gazete demişken aslında meydana gelen bir irtifa kaybından burada bahsetmeliyiz. Gazetecilik, Meşrutiyet Dönemi ile karşılaştırıldığında, epey kaliteden ödün vermiş görünüyor. Zira fikirlerin tartışılmasından, güçlerin yarışına doğru hızlı bir dönüşümü seyretmeye devam ediyoruz. Fikir tartışmadığımız gibi, fikrin itibarı da olabildiğince zedelenmiş durumda.

İşte bu noktada yazmaklığıma dair bir hususu daha dile getirmenin zamanıdır. Yazılarım bir gücün arzularının ve taleplerinin şerhi, haşiyesi ve gerekçelendirmesi değildir ve olmayacaktır. Her şeyden evvel, hayatıma, hayatımın anlamına ve hakikate ihanet anlamına gelirdi böyle bir şey.

Şunu söyleyerek bitirelim: “Kusura bakmayın; Hakikati herkesten fazla seviyorum.”


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.