Dünyanın bir patronu var.

Bir çoğumuzun patron deyince aklına ilk Amerika Birleşik Devletleri (ABD) gelir. İşin özünün farkında olanların ise aklına patron denince gelecek olan ABD’yi de elinde tutan küresel çetedir. Bu küresel çete esasında mafyatik bir sistemle hareket eder. Hortumların hep kendine aktığı düzeni kurar ve bu düzene kafa tutmaya kalkan her kim olursa bir şekilde bertaraf eder. Bu bazen hukuk yoluyla, bazen besledikleri generallerin yaptığı darbelerle, bazen kurdukları sözde ideolojik, silahlı örgütler eliyle sağlanır.

Adına kiminin küresel çete, kiminin Gladyo, kiminin küresel sermaye, kiminin ise ABD derin devleti dediği bu menfaat grubu, İran’a uyguladığı ambargoyu deldiği iddiası ile Türkiye Cumhuriyeti devletini yargılama hevesinde.

Komedi büyük.

Hakim kendileri, savcı kendileri, mahkeme kendileri.

Hedef, “dünya beşten büyüktür” diyen, halkın sözcüsü Tayyip Erdoğan'ı indirmek ve yerine bugüne kadar iş tuttukları Kemalistleri geri getirmek. 25 Aralık FETÖ’cü bürokrat darbesi ve 15 Temmuz FETÖ’cü general darbesiyle başaramadıklarını bu “circus” ile yapmaya çalışıyorlar.

Burdan bir şey çıkar mı?

Elbette çıkmayacak. Dünya bu komediyi ciddiye alıp gülmez bile. Fakat bu, asıl yapılmak istenen şey için örülen yolda bir taş olmak anlamında önemli.  Sivil hükümetin burdan birşey çıkmaz diye gözardı etmek gibi bir lüksü yok. Karşı adımların atılması şart. Bu atılması gereken adımların ne olacağı konusunda hükümet ve hükümet çevresinin süreci iyi yönetemediği açık.

Siz bu süreci çeşitli ittifaklara girerek doğru yönetemezsiniz. Meseleyi İttihatçı geleneğe havale ederek çözemezsiniz. Klasik İslamik cemaat kafasıyla, özellikle milliyetçi mukaddessatçı (ne demekse artık bu) kafa yapısıyla hareket eden çevrelerle çözemezsiniz. İçinde bulunduğunuz durum son derede ciddi ve asıl depremin öncüsü.

Bu krizi özgürlükçü çizgide sebat eden, farklılıkların değerini bilen ve haklarını savunan, şeffaf, dünyaya açık ve enternasyonal söylemlere sahip, İslami hassasiyetleri olan liberal insanlarla çözebilirsiniz sadece. Gerisi, varlıklarına asla karşı değilim fakat boş adamlar.

Allah'tan AK Parti içinde bu özeliklere sahip insanlar hep oldu ve krizleri aşmayı bildiler. Tayyip Erdoğan pozisyonu gereği her kesimden insanı yanında bulunduruyor olsa da (ki bence doğru yapıyor) krizleri bahsettiğim insanlarla aşıyor.

Yapılması gereken ilk şey -ki gecikilmiş bulunmakta- mahkemeye mahkeme ile cevap vermek. ABD derin devleti 15 Temmuz’da Türkiye Cumhuriyeti devletinin meşru hükümetini devirmek amacıyla FETÖ’cü subayları kullanmak suretiyle darbe girişiminde bulundu. İran’a karşı uygulanan ambargoyu delmek dâva konusu oluyor da askeri darbe girişimi neden dâva gerekçesi olmuyor?

Kimse vermediyse, burdan ben suç duyurusunda bulunuyorum. ABD derin devleti Türkiye'nin meşru hükümetine karşı askeri darbe girişiminde bulunmuştur. Savcıları göreve çağırıyorum.

Bu dâva sürecinde iyi yetişmiş savcılar, 25 Aralık FETÖ’cü bürokratlar darbesinde de, 28 Şubat postmodern darbesinde de, 12 Eylül darbesinde de, 1960 darbesinde de, Maraş katliamı olaylarında da, Sivas Madımak oteli olaylarında da ABD derin devletinin rolünü dosyalara eklesinler. Hatta bununla yetinmesinler ABD derin devletinin DAEŞ terör örgütünü kurup Türkiye ve çevre ülkelerde cinayetler işletmesini de bu dâvaya eklesinler. Donald Trump’ın “DAEŞ’i Obama yönetimi kurdurdu” demesini, Hillary Clinton’un “DAEŞ’i biz kurduk” şeklindeki ve ABD basınına da yansıyan sözlerini de bu dâvada delil olarak kullansınlar. İlerleyen dönemlerde Ex president Barack Hussein Obama, Hillary Clinton ve president  Donald Trump tanıklık için mahkemeye davet edilsin. Bu mahkeme öyle bir genişlesinki Abraham Lincoln, John Kennedy cinayetleri de iddianamede yeralsın.

Yeni bir dönemde yaşıyoruz. İnsanlar haberlerini sadece küresel sermayenin TV’leri olan CNN ve BBC’den almıyor artık. Alternatif haber kaynakları mevcut ve iyi işliyor. Türkiye’de kurulacak bu mahkeme tüm dünyada yankı bulacaktır. Milyarlarca insanın sempatisini kazanacaktır.

***

Vatan ihanet için iyi bir gerekçedir

Ergenekon ve FETÖ davası kapsamında tutuklanan subay ve polislerin söylemlerinde ortak olan bir söylem var: “Ne yaptıksak, vatanın bekası için yaptık!”

Devleti bir şekilde ele geçirip o gücü elinden bırakmamak için herşeyi yapmaya hazır olan (bu herşey içinde üniversite öğrencisini asit kuyusuna atmak da var)  bu insanların yaptıkları işlerin doğru olduğuna bu derece emin olmaları ilginç. Fakat mutlak inanmışlık böyle bir şey işte.

Benim gözlemim mutlak bir inanmışlık içinde hareket edenlerin yanında kişisel menfaatlerin motivasyonunda daha baskın olduğu kişilerin de varolduğu. Çünkü bunlar bu menfaatlerden mahrum kaldıklarında çok farklı kulvarlara savrulabiliyorlar.

Bir zaman diliminde devlet denen aygıtın içinde olanlar lütfen vatanınızı çok sevme hevesine kapılmayın.

Onca bina arasında sıkışıp kalmış bir toprak parçısına çocukların oynayabileceği bir park yeri inşa etmek yerine bina dikilmesine ruhsat vermeyin yeter.

Elinizde bulundurduğunuz makamı problem çözmek yerine halka zulmetmek için kullanmayın yeter.

Subay ya da polis iseniz yetkilerinizi kötüye kullanarak ülkenin insanlarına işkence yapmayın yeter.

Bir ülkeyi meydana getiren farklı kesimlerden kafanıza yatkın olamayanlara ayrımcılık uygulmayın yeter.

Vatanınızı çok sevmeniz eksik kalsın...

Bize, durmadan vatanını çok sevdiğini, herşeyi vatanın bekası için yaptığını söyleyen kişiler değil, halka hizmet eden kişiler lazım.

***

Eski Sosyalistler Amerikancı olmuş!

Eski çamlar çoktan bardak oldu da, eski Sosyalistlerin emperyalist diye durmadan eleştirdiği Amerikanın safına geçtiğini bilmiyorduk. Amerika dediğim, Amerikan halkının yanı değil elbet, düpedüz ABD derin devletinin yandaşı olmuşlar. Reza Zarrab davasını zil takıp oynayarak izliyorlar ve bu davanın sonunda Erdoğan'ın gitmesini umud ediyorlar.

Ben bu adamlarla hergün oturup kalkıyorum, Sosyalist değerlerden, emparyalistlerin halkımız üzerindeki bitmek tükenmek bilmeyen oyunlarından bahsetmeyi de ihmal etmiyorlar bir taraftan ha!

Siyaset arenasının yeniden tarif edilmesinin zamanı çoktan geldi ve geçiyor. 1960’lı yılların söylemleri ile konuşup 2017 model tavırlar takınmak beni gülümsetiyor doğrusu.

Bir de Sosyalist ayaklarıyla piyasada dolaşan Kemalistler var. Onlar en acınak durumda olanlar. Yok ABD mahkemeleri özgürmüş, yok adalet timsali imiş…

Yok ya!

Benim bildiğim ABD ekonomisinin tümü kara para aklama üzerine kurulmuştur ama, tabiki siz daha iyi bilirsiniz “my good sir”.

Çok merak ediyorum, bu kadar lafın ardından Kürdistana gidip Kürt çocuklarına “heval, Sosyalist değerler” falan türünden laflar yumurtladığınızda o Kürt çocukları size ne diyecek acaba?

“Sen önce biraz önce içtiğin şişesi 500 dolarlık viskili ağzını bir çalkala gel” derlerse beni hatırlayın emi.

Sosyalist denince benim aklıma eskiden hep Robin Hood gelirdi nedense. Zenginden çalıp fakire verecek birileri olmalı diye düşünürdüm. Bunun Sosyalistlikle alakası olmadığını, bu özelliğin çok daha derinlerde gizli olan bir duygu olduğunu çok sonraları anladım. “İran ambargosunun delinmesi sizi niye geriyor?” diye sorduğumuz bazı kişiler “Biz İran ambargosunun delinmesiyle ilgili değiliz, bu süreçte işlenmiş rüşvet suçunun peşindeyiz” diyorlar.

Bu arkadaşlardan biri “Acemin biri ayakabı kutusuyla, çikolata kutusuyla bakanları kandırıyor, biz de bunu engelliyoruz diye bizi hapse atıyorlar” diyerek kameralar önünde show yapıyor.

Vay be! rüşvetle sorunları varmış arkadaşların...

Bunca yol, okul, hastane, stadyum, üniversite, havaalanı, park, hızlı tren bu arkadaşların ve hocaefendilerinin halktan himmet diye topladığı parasıyla mı yapıldı acaba? Cumhuriyet tarihinin tümünde yapılmış olan yatırımdan daha çok yatırımın son 15 yılda yapılması Kemalist ve FETÖ’cü arkadaşların ABD’den getirdiği paralarla mı yapıldı acaba?

Kimisi buna hukuki olmayan yöntem, yolsuzluk, rüşvet diyor, ben ise Robin Hood...

Paşasının torunu Ahmet Altan’ın “Bunca hırsızlığa(!) rağmen halk neden AK Parti’ye oy veriyor?” diye ağlaşılmasına verdiği cevap şu: “Evet bunlar cumhuriyet tarihinin en büyük hırsızlıklarını yaptılar fakat çaldıklarını halka veriyorlar!”

İşte en akıllınızın verdiği cevap bu yavrum.

Bu yüzden sizden bi cacık olmuyor.

***

Söylenmese eksik kalırdı

“Bi guran re bibe heval, lé  bivir ji desté  xwe bernede.”

“Kurtlarla arkadaş ol, fakat elinden baltayı bırakma.”

-Rus Atasözü-


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.