Çocuklarımızı düzgün eğitmeliyiz, eğitim çarklarında öğütmemeliyiz. Çalışan bir meslek erbabı etmeliyiz. Kız çocuklarımızı fıtratlarına uygun eğitmeliyiz. Kadınımızı ille de evden koparıp, iş kölesi yapıp, çocuklarımızı anneli iken kreşlere verip anasız yetiştirmek yerine, kadınlarımızı ev içinde ekonomik olarak destekleyebiliriz.

Ucuz işgücü olarak çalıştırılan kadının iş hayatı nedeniyle ekstra masraflara girdiği basındaki haberlerden ve dost meclislerinde duyuyoruz. Erkek çalışıyor, kadın çalışıyor; bir çocuklu evi geçindiremiyorlar. Kadının kendisine yaptığı masraflarla maaşı tüketip kredi kartına borçlandığını görüyoruz. Öte yandan erkek çalışıyor, kadın çalışıyor, bir de bakıyoruz; kadın erkeğin kredi kartı borcunu ödüyor ve evi geçindiriyor. Veya erkek kadının kredi kartı borcunu ödeyip evi geçindiriyor. Bu nasıl çalışmadır? Kredi kartı faciası artık bir aile ve toplumsal faciaya döndü…

Şöyle yapsak: Kadını ucuz işgücü diye: İşi, evi çocuğu ve eşi arasında dolap beygiri olmaktan kurtarsak, bu zulme, işkenceye bir son versek… Nasıl olur bu? Ev hanımlarına devlet bir maaş ve sosyal güvence temin etse… Ülke batar mı? Hayır, ülke kalkınır, aile kurtulur. Yüksek kalitede eğitilmiş erkeklere, çıraklıktan meslek sahibi olan insanlara da bir maaş değil, ev geçindirecek bir maaş versek… Olmaz mı? Bal gibi olur. Geçmişte bir bakan açıklama yapıyor: “Devlet ve hükümetler bu kadar israfa batmasa, belki de vatandaştan vergi almamıza gerek kalmazdı” Doğru mu? Doğru.

Bir yıldır, İstanbul-Bahçelievler Çalışlar Caddesi'nde, sabah namazı vaktinde (05.30-06.00) gördüğüm manzara: Tüm genç kızlar ve genç hanımlar caddede işe gitmek için koşuşturuyor, bu koşuşturmaya katılmış erkek nerede ise hiç yok. Bu nasıl ülke, bu nasıl manzara!..  Yıllardır, sabah namazının ardından bulunduğum evlerin pencerelerinden sokağa bakmak bana hep ürperti veriyor. Sabahın köründe (06.00'da) altı yaşında çocuklar sırt çantaları ve mahmur gözlerle sokaktalar. Saat 07'de lise öğrencileri sokakta. Saat 09 olduğunda üniversite öğrencileri ve büyükler sokakta. Bu işte bir terslik yok mu, yoksa ben mi yanlış düşünüyorum! Bundan 50 yıl önce bir kişi çalışıp on kişilik aileyi geçindiriyordu. Tabii büyük aile tarih oldu, şimdi çekirdek aileye dönüştük, üç-dört-beş kişiyiz. Üç kişi, dört kişi çalışıyor, beş kişiyi geçindiremiyor. Bu nasıl iştir, nasıl bir geçimdir! Bu işte bir yanlışlık yok mu? Bereketsizliği anladık, ahir zamandır. Bereketin ötesinde bu işte düpedüz yanlış olan birçok unsur var?..

Aile gemimizin su almasının toplumsal yapımızın problem arz etmesinin önemli sebeplerinden birisi de ‘Büyük Aile'nin çöküp, ‘Çekirdek Aile'ye geçişimizdir. Bunun en büyük etkeni de köyden şehre göçtür. Bunun geriye dönüşü imkansız. Sağlıklı bir geçiş yapılmadığı da ortada. Altı yaşında ANA Okulu. 11 yaşında İLK, 15 yaşında ORTA, 19 yaşında LİSE, 25-26 yaşında ÜNİVERSİTE bitiyor. Tabii uzatmalar ve kesintiler olmazsa. Bitiyor da ne oluyor? Tığ teber, şahı merdan. İş bulacak, ev kuracak. İşi ara ki bulasın, evi aklına bile getirme. İnşaat Mühendisi işe başlamışsa; müteahhit onu kalfaya, kalfa onu ustaya havale ediyor, ustanın insafına kalıyor. Biraz zeki biraz uyanıksa 3-4 ay sonra mühendislik yapıyor. İlahiyat mezunu vaazdan ve hutbeden fellik fellik kaçıyor. Diğerlerini de bu örneklerle kıyaslayın. Bu nasıl eğitim bu nasıl öğretim.

Altı yaşından 26 yaşına kadar bu genci hayattan ve aileden alıyor, eğitim öğretim adlı garabete büyük umutlarla ipotekliyorsunuz. Sonuç, sonucu şu an hep birlikte yaşıyoruz. Resmi, özel ve tüzel kurumlara vermeyip, annesinin babasının yanında mı bırakalım? O daha büyük bir dert. İlahiyat, pedagoji, psikoloji, sosyoloji, rehberlik eğitimi almış anne babalar; 3 yaşından 30 yaşına kadar oğlunun ve kızının karşısında acziyetini ve iflas bayrağını çekmiş, itiraf ve ilan ediyor. Bu iş öyle tekerlemelerle, yuvarlamalarla geçiştirilecek, “bu iş eğitim işidir” diye kestirip atılacak bir iş olmaktan çıktı.

 

ibrahimikizdereli@outlook.com

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.