Unutmanın nimet olduğu zamanların yanında ihanet olduğu zamanlar da vardır. Ülkemizin yakın tarihini unutmak sanırım ihanetlerin en büyüğüdür.

Yüz yıldır bu ülkede örselenen en büyük kesimler masum halklar ve samimi dindarlar olmuştur. Çoğu zaman unutanlar bunlar gibi duruyor. Bu unutkanlık hastalığının ödettiği bedeli daima hatırlamak gerekiyor.

Mekanı hayır ve huzurla dolsun. Rahmetli Turgut Özal yakın tarihimizin zulmeden karanlık noktalarını bilir ve öyle hareket ederdi. 80 ve önceki darbelerin birikimi olan ve Demokles’in kılıcı gibi dindarların başında duran ve onları sürekli hapiste tutan 163. maddeyi kaldırması bunlardan biriydi.

Tek haklıyı her zaman halk olarak düşündüm demişti Turgut Uyar. Pratikte öyle olmadığını görünce de hep huzursuz olmuştu. Çünkü bu kanunlar askıda kaldıkça ve hükmü cari oldukça muhbirler çoğalmış, mağdurlar her geçen gün artmıştı.

Örneğin yapılan bir ihbar neticesinde oluşan bir mağduriyet. Alın size yakın geçmişimizden ibretlik bir demet.

Listedeki bir adrese baskın yapılır.

Aman hareket etmeyin hakkınızda şikayet var. Burada ayin var.

— Buyrun memur efendi içeriye. Biz sadece kitap okuyoruz imanımızı kurtaralım diye.

Siz bilmez misiniz 163. maddeyi. Toplanmak yasak değil mi? Alın bunları. Götürün karakola. Akılları gelsin başlarına.

Alırlar içeriye yaklaşık elliden fazla kişiyi. Genelde üniversite personeli ve masum ahali. Topluca sevk edilirler Diyarbakır Sıkıyönetim mahkemesine. Burada da görürler bir cani gibi muamele. Sadece kitap okudular diye.

Onların davasını her avukat almazmış. Allahtan bütün bunlar için hayatını feda eden Hakkın eri avukatlar varmış. O masumlar bir müddet hapiste kalırlar. Bir kaç ay sonra mahkemeye çıkartılırlar. Son duruşmada sorar Hakim bey:

— Nedir suçunuz?

Efendim kitap okumak.

— Ama toplanmışsınız hep bir araya.

Efendim kitap okumak için.

— Tek suçunuz bu mu sizlerin?

Devreye girer avukat bey.

— Aynı muhbirlik hareketi geçmişte hep vuku bulmuştur efendim. Sizin gibi adil hakimlerimiz vermiştir beratı bütün samimiyetiyle. Buna mahkeme kayıtları şahit bilin. Kitap okumak suç mudur efendim. Bu masumların beraatını isterim.

Hem İslam’ı öğrenmek suç değildir efendim. Bir gayri Müslimin ayin yapmasını dahi suç saymamıştır kanunlarımız ve emniyet mensuplarımız. İsterseniz size bir örnek vereyim:

Mesela yıl 1987.

Yer Van.

Şikayet bir üst düzey bürokrattan.

— Karşıdaki binada ayin var.

— Adresi verir misiniz.

— Şu karşıdaki mahallede.

— Karşıdaki hangi mahalle.

— Cumhuriyet mahallesi olmalı.

— Biliyoruz orasını. Orada ayin falan yok.

— Yoksa siz de mi onlardansınız memur bey?

— Allah müstahakkınızı versin sizin muhbir bey.

— Sizi de ihbar edeyim mi?

— Kapatın telefonu işimiz var şimdi.

O ihbara istinaden gidildi bahsedilen yere. Kapı çalındı. Birileri kapıyı açtı.

— İyi günler efendi dedi memur bey.

— İyi günler polis bey.

— Burada ayin yapılıyor. Hakkınızda şikayet var. İçeri girebilir miyiz?

— Evet. Burada ayin yapıyoruz. Ama Yahudi’yiz.

— Affedersiniz. Sizi Müslüman zannetmiştik! Öylece gelmiştik. Haydi Allah’a ısmarladık. Devam edebilirsiniz dedikten sonra avukat son hamlesini yaptı.

— Efendim bu insanlar Yahudi olsalardı burada olmayacaklar mıydı. Müslüman oldukları için mi buradalar dedi.

Neyse ki mahkemenin adil kararıyla ve Hak eri avukatın muhteşem savunmasıyla dava beraat etti. Tahliyelerle peyder pey masumlar hürriyetlerine kavuşuverdi.

Evet dostlar bu zulme rahmetlik Özal son verdi. Dindarlara serbest bir şekilde dinini öğrenme yolu açılıverdi. Tahmin ederim ki Özal’ın hayatına mal olan kahramanlıklardan biri de bu idi. Ama kalabalıklar bunu çabuk unuttu. Sonra geldi 28 Şubat. Bir elim musibetle kendine getirdi dinlerini yaşamak isteyenleri heyhat.

Yine mazlum olanlar dua kapısına sarıldı. Bin yıl sürecek denen 28 Şubatı 163 gibi tarihin karanlık dehlizine yolladı. O masum anlar mazlumların ahının semaya çıktığı feryatlardı. Bu nedenle göz yaşlarıyla etrafı yeşerten mağdurlara kısacası bu millete Rabbim yeniden bir beyaz dönemi açtı.

Bu defaki sofrada dindarlar çok fazla nimet gördüler. Onların hakkıydı tabiki bunca nimet. Ama şaşırmış ve üzülmüştüler. Bu sayısız nimetlerden neden bunca zaman mahrum bırakılmışlar diye. Başladılar bu nimetlerden istifade etmeye. Hepsi bizim olsun daha başka yok mu diye.

Fark edenler bunu, fırsat bildi durumu. Masumları ve muhafazakârları birbirine düşürmekte buldular tek umudu.

Hakkın yolunda gittiklerini zannedenler ise vazifelerini ihmal ettiler. Kendi işlerini bırakıp başkalarının görev alanına girdiler. Hakları olmayan bir hakkı almak için ortalığı fitne kazanına çevirdiler. Neredeyse 28 Şubattan ve 163. maddeden daha ağır bir bedeli millete ödettiler.

Yüreğim yanarak diyorum. Ey mazlum kalabalıklar! Biraz insaf edelim. Biraz insaf. Aldığımız haklarımıza şükredelim. Bunca nimet şükür ister. Şükrü görmezse gider. Hakkıyla şükredilirse gerisi de gelir.

Biz biz olalım. Geçmişi hiç unutmayalım. Açtığımız bu beyaz sayfayı da kapatmayalım.

Unutmak bu demde nimet değil nankörlüktür. Fotoğrafın tümünü görmemek ise nakıslık ve menfaatperestliktir.

Bediüzzaman hazretlerinin dediği gibi Bence yol ikidir: Mizanın iki kefesi gibi. Birinin hiffeti, ötekinin sıkletine geçer. Ben tokadımı Antranik ile beraber Enver’e, Venizelos ile beraber Said Halim’e vurmam. Nazarımda vuran da sefildir.

 Bunca nimeti unutmak mahfazan Allah pusuda bekleyen zalimlere ve münafıklara davetiye çıkartabilir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hüseyin Zavalsız 2018-06-09 02:01:32

Ben gelirsem TİKA yı kapatacağım diyenler var Allah aşkına TİKA dan ne alıp veremediğiniz var TİKA nın yapmış olduğu hizmetler ortadadır Avrupa, Asya ve Afrika olmak üzere üç kıta ve otuz yedi ülkede görev yapan, Türkiye’nin tek teknik yardım kuruluşu olan TİKA’nın ayrıca ortak tarih ve kültür yapılarını korumak ve Türkçeyi yaygınlaştırmak gibi amaçları da vardır. TİKA aynı zamanda Osmanlı tarihine sahip çıkmakta. Bundan rahatsız olanlar var ben gelirsem TİKA yı kapatacağım diyor 28 Şubat zihniyeti bunlar

Avatar
Hüseyin Zavalsız 2018-06-09 02:15:30

Batı ve içimizdeki işbirlikçileri Türkiye'de Adalet olmadığını iddia etmektedir soruyorum kendilerine 28 Şubat döneminde karargahta yüksek yargı mensuplarına birifing veriliyordu Hatta bazı yazarlar askeri darbe yapmaya davet ediyorlardı bu yazarlar 2002'den sonra da ara ara Bu huylarına devam ediyordu. O zamanlar muhalefetin hiç sesi çıkmıyor du. Artık eski Türkiye yok hak ve özgürlüklerden yana milletinden yana ümmetin davasını savunan hükümet iş başında kıymetini bilmek lazım

Avatar
Hüseyin Zavalsız 2018-06-09 01:44:58

28 Şubat döneminde yaşanılanları unutmamak lazım sürekli zihnimizi Dinç tutarak nereden nereye geldiğimizin bilincinde olarak şükretmemiz gerekir en basiti o zamanlar mesleki okullarda katsayı sorunu vardı özellikle imam Hatiplerin önünü kesmek istiyorlardı bu ve buna benzer sorunlar 2002'den sonra çözüme kavuşmuştur bunları unutmamak lazım

Avatar
Mahmut Akbaş 2018-06-09 02:49:48

Geçmişi yaşanılanları çok güzel bir dille ifade ederek geleceğimize rehberlik etmişsiniz sayın kıymetli hocam. Allah bu millete o günleri bir daha yaşatmasın

Avatar
Hüseyin Zavalsız 2018-06-09 01:37:27

Yazarımızın Kalemine ve gönlüne sağlık elde etmiş olduğumuz kazanımları yapılan hizmetleri unutmamak lazım. çok şükür Ülkemiz nereden nereye geldi bugün dünyanın dört bir yanında mazlumların yanında olan Mazlumlara elini uzatan ümmetin davası na sahip çıkan bir Türkiye var Kudüs meselesinde sayın Erdoğan'ın duruşu söylemleri dünya tarihine geçmiştir.

Avatar
Ölmez 2018-06-09 03:21:47

Neleri neleri unuttuk .InşAllah uyanır, bu hastalıktan kurtuluruz.

Avatar
Aydın Saygılı 2018-06-09 23:19:34

Yazarımızın gönlüne kalemine saglık kazanımlar harika. Allah o eski günleri darbeleri bir daha göstermesin amin

Avatar
Latif Avcı 2018-06-10 13:27:08

Hocam kaleminize, yüreğinize sağlık. Bu zülümler genellikle unutuluyor sanki hiç yaşanmamış gibi. Unutulmamalı çünkü çok fazla acı var geçmişimizde. Çok güçlü bir yazı olmuş, sağ olun tekrar hatırlattığınız için.