“Edebiyat yapmak” kavramı genelde argoda kullanılır ve olumsuz bir anlamı vardır. Lafı eğip bükenler, sözü dolaştırıp hendekten atlatmaya çalışanlar için kullanılır genelde edebiyat yapmak sözü.

“Edebiyat yapmayın kardeşim, sadede gelin.” denir genelde. Edebiyat yapmak da bir olumsuzluğun tarifi olarak hayatımızdaki yerini pekiştirir.

Bir de gerçekten edebiyatı yapılan değerler vardır. Bunun anlamını nereye çekerseniz çekin yapılan edebiyat söyleyenin yanına kâr kalır.

Toplumun her kesiminden kim konuşursa konuşsun mevzu kitap okumak olunca mangalda kül bırakmadan söylenecek ne kadar söz varsa hepsi tüketilir. Edebiyat yapmayı geçip ahkâm kesmeye başlayıp kimsenin kitap okumadığı üzerine aklına gelen her cümleyi sıralanır.

En son ne zaman kitap okuduğunu sorsanız kesin bunu da hatırlamayacaktır kitap okumanın edebiyatını yapan kim varsa.

Kitaplığınıza bakıp, “Bunların hepsini okudun mu?” tepkisi ve “Ben de gençliğimde çok kitap okurdum.” tepkileri böylelerini ele vermeye yetecek en somut ipuçlarıdır.

Yeni çıkan bir kitabınızı görüp de “Kimse kitap okumuyor. Ha bire kitap çıkıyor.” gibi bir sahne de en sık yaşananlardandır.

Bir de dostluk var. Ağızlardan düşmeyen, sürekli dilden dile dolaşan dostluk. Birbirini sevmek, can ciğer dost olmak üzerine ne kadar söz varsa tüketilir bir solukta.

Kardeşlikten, birbirini sevmekten bahseder herkes.

Bir selamı esirgediğine bakmadan, selam vermekten köşe bucak kaçarak, oturdukları koltuklarda gömülüp kalarak; dostluktan, kardeşlikten, mütevazi olmaktan dem vurur kendi içinin savaşında yenilen mağluplar.

Birbirini sevmek; Allah için sevmek, kardeşlik hukuku için sevmek. Bunların ne edebiyatı yapılır ne de riyakâr bir cümlenin içinde yer bulabilir bu duygular kendine.

Yalanını kendi bile bile yaşar böyleleri. Kurduğu cümlelerin altında ancak iç dünyasında kalır, dış dünyaya dağıttığı riyakârlığının farkında olarak silik bir yüzle dünyada yer tutmaya çalışır.

Sadece yaşadığımız dünyada değil bu ayak oyunları. Sanal dünyada da sürekli maske takarak yaşamak zorunda kalanlar var. Kendini gören, çemberinin dışına çıkamayan böyle tipler saklandıkları bütün bahanelerin altında kalarak yaşamaya devam ederler.

“Aranızda selamı çoğaltın.” diyerek dijital cuma mesajı paylaşanların yaşadıkları dijital çarpıklık da bütün yaşadıklarının üzerine ancak tuz biber olur.

“İman etmedikçe cennete giremezsin, birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız.”

Yükümlülük çok ağır. Sıradan bir baş selamı ile geçiştirilecek kardeşlik, sevgi değil ifade edilen.

En yakınımızdan başlayarak seveceğiz birbirimizi. Sözde olmamalı bu sevgi. Bir yanı eksik olunca çöküp gidiyor kurulan cümleler.

Kardeşlik hukukumuz evrensel olsun. İçten pazarlıklı selamlar vermek, işimize yarar günün birinde diyerek sahte gülücükler atmak dünyadaki bütün sahteliklerden daha beterdir.

Ey kardeşlik sen ne güzelsin. Sakın bırakma yakamızı. Tutunalım sana sımsıkı. En gerçek yüzümüzle.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.