Birleşik Arap Emirlikleri, Arap dünyasındaki statükonun olduğu gibi devam etmesini mutlak bir politika haline getiren bir devlettir. BAE, Arap Baharını kendisi için büyük bir tehdit olarak gördü ve Arap Baharının her yerde etkisizleştirilmesi için büyük operasyonlar gerçekleştirdi. Arap dünyasındaki bütün savaşların, darbelerin ve çatışmaların arkasında BAE vardır. BAE, Ortadoğu’nun savaş ve çatışmaya mahkum olması için bütün ekonomik gücünü seferber etmiş durumdadır. BAE, Ortadoğu’da çatışma ve savaş sürdüğü sürece kendi varlığının güvende olacağı şeklinde bir anlayışla politika üretmekte ve operasyonlar uygulamaktadır.

Mısır’da Mursi’ye karşı gerçekleşen Sisi darbesinin en büyük destekçisi BAE’dir. Mısır halkını Musi rejimine karşı ayaklandıran BAE, Sisi diktatörlüğüne olan desteğini sürdürmeye devam etmektedir. BAE, Müslüman Kardeşler Örgütü’nü terörist olarak görmekte ve onu her yerde ezmek için milyarlarca dolar harcamaktadır.

Mısır’da Sisi darbesini destekleyen BAE, Libya’da Hafter darbesini desteklemiştir. BAE Hava Kuvvetleri, Libya’yı defalarca bombalamıştır. Suriye’de Esed rejimini destekleyen, Yemen’in bölünmesi için iç savaşı derinleştirmek için elinden gelen her şeyi yapan BAE, darbeci, bozguncu ve karanlık bir devlet durumundadır. BAE, Arap Baharını boğmak için sahip olduğu bütün finansal varlığı seferber eden karanlık, kirli ve kanlı bir çöl diktatörlüğüdür.

BAE, 15 Temmuz darbe ve işgal girişiminin aktif destekçisi durumundadır. FETÖ çetesini darbe yapmaya teşvik eden güçlerin başında BAE gelmektedir. Arap Baharını karşı darbelerle ve iç savaşlarla boğmaya kalkan BAE, Türkiye’yi de 15 Temmuz darbesi ve ondan sonra çıkacak bir iç savaşla etkisizleştirmeye çalışmıştır. BAE, 15 Temmuz darbe ve işgal girişimini Türkiye’nin Ortadoğu’da artan etkisini kırmak için desteklemiştir. BAE, Türkiye’nin Ortadoğu’da hiç bir şekilde etkili olmasını istememektedir. BAE, Türkiye’nin Müslüman Kardeşler’in en büyük destekçisi olduğunu iddia etmekte ve ülkemize karşı her türlü iş birliğinin içinde bulunmaktadır. BAE, Türkiye’yi tasfiye ederek Arap dünyasını düzenleyen kilit güçlerden biri olmayı istediği için 15 Temmuz darbe girişimini desteklemiştir.

BAE, FETÖ çetesiyle sürekli olarak aktif ilişki ve irtibat içinde olmuştur. FETÖ, 15 Temmuz darbe girişimini sadece Batılı güçlerle değil, Suudi Arabistan, Sisi rejimi ve BAE ile birlikte hazırlamıştır. FETÖİST çete, 15 Temmuz öncesi BAE yönetimiyle birçok üst düzey görüşme ve temas gerçekleştrmiştir. Mursi rejimini devirmek için Sisi cuntasına milyar dolarlar akıtan BAE, aynı şekilde ülkemizde Erdoğan iktidarını devirmek için de FETÖ cuntasına milyarlarca dolarlık destekte bulunmuştur.

Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, gerçek anlamda devlet olmayı başaramamış kabile şeflikleri ve petrol istasyonlarıdırlar. Suudi Arabistan ve BAE için önemli olan tek şey, kabile yönetimlerinin devam etmesidir. Arap dünyasında etkilerini devam ettirebilmek için Suudi Arabistan ve BAE, Türkiye’yi ve Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ı marjinalleştirmeye, etkisizleştirmeye ve itibarsızlaştırmaya çalışmaktadırlar. Türkiye’nin ve Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın Arap dünyasında büyük bir etkisi vardır. Suudi Arabistan ve BAE, Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın Arap sokağındaki etkisinden rahatsız oldukları için Erdoğan’a bitmeyen bir düşmanlık duymaktadırlar.

Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanı Abdullah bin Zayed, sosyal medya hesabından Müslümanları suçlayan hezeyan içerikli şu tweeti attı: “1916 yılında Türk Fahri Paşa’nın Medinetü’l Münevvere halkının hakkına girdiğini ve onların mallarını çaldığını, onları kaçırdığını, Şam’dan İstanbul’a seferberlik ilan ederek Medine’deki el yazması eserleri çaldığını biliyor muydunuz?” Fahrettin Paşa, Medine Müdafaasını gerçekleştiren efsanevi paşadır. Lawrence, Fahrettin Paşa için Çöl Kaplanı lakabını kullanmaktadır. Çöl Kaplanı Fahrettin Paşa, İngiliz işgal güçlerine karşı Medine’yi iki yıl yedi ay savunmuştur. Fahrettin Paşa, Medine’yi “ bütün İslam’ın sırtını dayadığı yer, manevi gücünün desteği” olarak tanımlamaktadır. Büyük yokluklar içinde Medine’yi işgalci İngilizlere karşı savunan Fahrettin Paşa, tarihin en çetin direnişlerinden birini gerçekleştirmiştir. Kutsal Emanetlerin İngilizlerin eline geçmesi ve British Museum’a konulması tehlikesi karşısında Fahrettin Paşa, yüz parçadan oluşan Kutsal Emanetleri İstanbul’a yollamıştır. Fahrettin Paşa’nın Medine Savunması, Müslüman ümmetin her türlü şart ve zorluk altında Medine’den, Mekke’den ve Kudüs’ten vazgeçmeyeceğinin tarihsel ispatıdır.

BAE ve Suudi Arabistan, iktidarlarının devamı için İsrail’le bir ittifak kurmuşlardır ve Kudüs’ü satmışlardır. Kudüs’ün İsrail’in başkenti olarak kabul edilemeyeceğini ifade eden en önemli ülke Türkiye’dir. Amerika ve İsrail’in Kudüs’ü oldubittiye getirerek ilhak etme girişimine karşı Cumhurbaşkanımız Erdoğan, İslam dünyasını, AB’yi ve BM’yi harekete geçirmiş durumdadır. Suudi Arabistan ve BAE, Erdoğan’ın Kudüs konusundaki öncü liderliğinden rahatsızdırlar. BAE Dışişleri Bakanı, Kudüs davasından vazgeçtiklerini, İsrail’le ittifak yaptıklarını gizlemek için efsanevi Medine Müdafaasını kendi ucuz yalanlarına konu etmekte ve Türkiye’nin Kudüs konusundaki çabasını değersizleştirmeye çalışmaktadır. BAE Dışişleri Bakanı’nın Medine müdafaası hakkında söylediği yalanları, Kudüs konusundaki kirli ve karanlık ilişkilerini örtmek için uydurulmuş hezeyanlar olarak görebiliriz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.