AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Mogherini, ABD yönetimindeki karmaşaya binaen, "Washington'u aramak istediğimizde kimi arayalım?" diye dalgasını geçmiş.

Haksız değil Mogherini, ABD çelişkiler ülkesine dönüştü. Türkiye ile ilişkilerindeki kafa karışıklığını gideremeyen ABD, müttefik bellediği YPG ile de mesafeli durmaya başladı. Öte yandan Sarraf davasında Türkiye aleyhtarı pozisyonda ısrarcı.

ABD yönetimi dış politikasını bozuk para gibi harcamaya devam ediyor.

Uluslararası ilişkilere kafa yoranlar Amerikan dış politikasının başkanlara göre değişmeyeceğini bilirler. ABD dış politikası Trump ile ciddi bir değişiklik göstermeyeceğine göre Birleşik Devletlerde olan biteni okumak zorlaşıyor. Zaten iç politikada sistemin kendisi başkanları bir yerde tutuyor, yani iç politikada da Trump’ın gidebileceği ciddi bir değişiklik ihtimali bulunmamaktadır.

O zaman nedir Amerika’daki yangın, nedir bu Trump muhalefeti?

Amerika Yeni Dünya Düzeni kavgasına sahne oluyor. Amerika merkezli Küreselcilerle ulusalcılar arasında yaşanan çekişme 21. Yüzyılın geleceği ile alakalıdır. Bir yandan Küreselciler, öte yandan Amerikan ulusalcılarının yer aldığı kavga gittikçe büyüyeceğe benziyor. Obama’ya ikinci döneminden itibaren diz çöktüren küreselciler, Trump’a da, “gelme, gelirsen bize uyacaksın yoksa sana rahat yok” dediler. Trump teslim olmadı, mücadele etti, lakin Trump’ı en yakınındakilerle vurmaya başladılar.

Yukarıda belirttiğimiz, Amerikan dış politikasının başkanlara göre değişmeyeceği gerçeği ile paradoksal bir durum arz eden Amerika’daki mücadeleye dair yorumlamamızı ABD dış politikasından öte bir okumaya tabi tutmakta yarar var. Çünkü küreselci kanat yeni bir dünya düzeni isterken Amerika ve dış politikası için de radikal değişiklikler düşünüyorlar. “Seçilmiş millet olan Amerikalıların kurdukları bu devlet dünya milletlerinin hamisi, kurtarıcısıdır.” anlayışını (daha doğrusu inancını) taşıyan küreselciler dış politikanın da bu anlayışa uygun belirlenmesi için Trump’ı zorluyorlar.

Neden?

2008 krizi aslında bir kapitalizm krizi idi ve devam bu süreç bütün olanaklarını tüketen kapitalizmin evrilmesi, sonrasında bütün dünyanın küreselcilerin tahakkümü altına alınması planlanmakta. Clinton döneminde hız kazanan bölgesel ve milli pazarları bütünleşmiş bir dünya ekonomisine bağlama arzusu Dünya Ticaret Örgütü için büyük fırsat olmuştu. Bu fırsat değerlendirilemedi, önce 1990’ların sonu itibariyle Uzak Asya ülkelerinde ve akabinde 2008’deki global ekonomik kriz küreselcileri sarsmıştı. Zamanla yarış başlamıştı, çünkü bu krizden sonra ya ekonomi tek elde, yani kürselcilerin kontrolünde olacaktı ya da Amerika başta olmak üzere diğer bütün küresel unsurlar batacaktı. Zira bütçe açıklarını ve borçlarını kontrol edemeyen Amerika, en başta Avrupa ülkelerinin ekonomik sorunlarını ve buna bağlı ekonomik çöküşü durdurmaya muktedir olamazdı ve geriye tek şık kalıyordu:

Dünya Savaşı!

İşte tam bu noktada derin Amerika dış politikada değişiklik kararı aldı. Artık Amerika dış politikasında idealizm-realizm arasında gel-git yaşamadan ve üstelik hiçbir ahlaki standardı olmayan dış politikaya geçilmeliydi. Trump önce buna direneceğini düşündü, lakin hiçbir şey istediği gibi gitmiyordu, çevresindeki dostları tek tek Beyaz Saray’dan ayrılmak zorunda kaldı, yetmedi bölgesel krizleri kucağında buldu Trump. Anlayacağınız başkan dış politikada yenildi, lakin küreselcilerin bununla yetmeyeceklerini de biliyor.

Trump’ın teslim olmasını, her istediklerini kusursuz ve eksiksiz yerine getirmesini istiyorlar. Trump buna biraz ayak sürtünce “sürtünme-ısı” prensibi devreye giriyor.

Birleşik Devletlerdeki yangın bu sürtünmeden kaynaklı olabilir mi?


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.