Suudi Arabistan’da kraliyet ailesine mensup yüzlerce kişinin tutuklanmasının ve mallarına el konulmasının, Ortadoğu ölçeğinde ne anlama geldiği sorusuna cevap aranılmaya çalışılmaktadır. Olan biteni Suud ailesi içinde bir iç iktidar mücadelesi veya saray darbesi olarak görmenin ötesinde boyutları vardır. Suud’un genç Veliahdi Muhammed Bin Selman, Suudi Arabistan’da bütün iktidar gücünü kendinde toplamak ve Arap dünyasında Suudileri en güçlü konuma getirmek için çok yönlü operasyonlar düzenlemektedir. Suudi Arabistan’da olan bitenleri, Riyad’ta bir iktidar mücadelesinin doğal sonucu ve Ortadoğu düzeyinde bölgesel bir güç bloku oluşturmanın hazırlığı olarak okuyabiliriz. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır ile birlikte Arap dünyasında İran liderliğindeki Şii kuşağa karşı güçlü bir blok oluşturmaya çalışmaktadır.

İran, bütün Ortadoğu üzerinde egemenliğini sağlamak için uzun yıllardır yapmış olduğu çalışmaların sonucunda kendi kontrolünde bir Şii kuşağı oluşturmuş durumdadır. Bütün Ortadoğu’nun İran’ın kuşatmasında olduğunu söyleyebiliriz. İran, bütün İslam dünyasının kılcal damarlarında dolaşmakta, sızmakta ve bütün yerel aktörlerle ilişkiler kurabilmektedir. Rusya, Çin ve Hindistan, açık bir şekilde İran’ın Ortadoğu politikalarına destek vermektedirler. İran, Yemen’den Pakistan’a, Irak’tan Afganistan’a kadar bütün coğrafyamızda yaşanan sorunları ve çatışmaları fırsata dönüştürerek buralara yerleşmiş durumdadır. Bugün Irak ve Suriye diye iki devlet bulunmamaktadır. İran, Irak ve Suriye’yi İkinci ve Üçüncü İran haline getirerek buraları kendisine tamamen bağlı eyaletler haline getirmiştir. İran, Tahran’dan Akdeniz’e kadar kesintisiz bir Şii kuşağı oluşturmuştur.

İran’ın Ortadoğu’da yaşanan krizleri ve çatışmaları fırsata çevirip egemenlik alanını genişletmesi, bölgede ve dünyada kaygı verici bir gelişme olarak değerlendirilmektedir. İran’ın Fars ve Şii hakimiyetini dayatan emperyal politikaları kaygı yaratmasına rağmen, İran yayılmacılığına karşı ne yapılacağı konusunda tutarlı, sağlam ve sürdürülebilir bir politika ve ittifak oluşturulmuş değildir. İran’ın Fars ve Şii yayılmacılığının nasıl durdurulacağı problemi, can yakıcı bir soru olarak bölgenin ve dünyanın önünde durmaya devam etmektedir.

Amerika ve Suudi Arabistan, sürekli olarak İran karşıtı söylemler kullanmalarına rağmen, ortaya ciddi bir politika koymamışlardır. İran, kendi kontrolünde tuttuğu Irak ordusu ve Haşdi Şabi militanlarıyla Kerkük’ü ele geçirmiştir. Kerkük’ün Haşdi Şabi tarafından işgal edilmesi, İran’ın Irak’taki varlığını çok güçlü hale getirmiştir. İran, şimdi de Suriye ordusunu ve Haşdi Şabi güçlerini harekete geçirerek Rakka’yı ele geçirmenin planını yapmaktadır. Rakka’nın Esed rejiminin eline geçmesi, İran’ın Suriye’deki hakimiyetinin çok sağlam kazıklara bağlanması anlamına gelecektir.

İran, fiilen Ortadoğu’nun bütün cephelerinde savaşın içindedir. Irak, Suriye, Libya, Yemen, Afganistan çatışmalarını İran olmadan düşünmek mümkün değildir. Suudi Arabistan, İran tarafından desteklenen yüzde onluk Şii azınlığı kontrol etmekte zorlanmaktadır. Artan ekonomik kriz, Suudi Arabistan’ın iç dengelerini ve dış politikalarını köklü bir şekilde sarsmış durumdadır. Ilımlı İslam ve yolsuzlukla mücadele söylemiyle ülke içinde mutlak bir yönetim kurma yolunda ilerleyen Suud Veliahdi Muhammed Bin Selman, Lübnan’da Hariri’yi istifa ettirmek ve Yemen’de İran destekli Husilerle savaşı yoğunlaştırmak suretiyle İran’la bölgesel bir hegemonya mücadelesine girişmiştir. İran, Arap coğrafyasını tarihte Fatımiler döneminde olduğu gibi tamamen Şii hakimiyetine sokma idealini sağlam ve sistematik politikalarla ve müdahalelerle gerçekleştirme yolunda emin adımlarla ilerlemektedir.

İran ve Suudi Arabistan arasında, yıkıcı bir bölgesel hegemonya savaşı yaşanmaktadır. Her iki güç, Sünnilik ve Şiilik üzerinden Ortadoğu’yu bir mezhep savaşı fitnesinin içine atan adımları atmaktan hiç geri durmamaktadırlar.

Amerika’yı arkasına alan Suudi Arabistan ve Rusya’nın desteğine sahip İran’ın politikaları ve hamleleri, Ortadoğu coğrafyasında sonu gelmez kaoslara ve savaşlara yol açacaktır. Suudi Arabistan’daki tutuklamalar, bir yolsuzluk operasyonu değil, iktidarın yeniden dizayn edilmesi girişimidir. İran’ın Irak ve Suriye’ye müdahalesi, istikrar için değil, bölgesel hegemonya kurmak içindir. İran ve Suudi geriliminden, Ortadoğu’ya barış, özgürlük ve refah gelmeyeceği açıktır. İktidar uğruna Ortadoğu’nun bütün fay hatlarıyla hoyratça oynayan İran ve Suudi Arabistan, bütün Ortadoğu’yu ateşe atacak bir oyun oynamaktadırlar.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.