Tanzimat-Islahat-Meşrutiyet-İttihat-Terakki-CHP, paradigması son 200 yılımızı zehir etmiş, berbat etmiştir.

 Padişahı zorlayarak ilk borçlanmayı yaptıranlar ve Osmanlı yıkılıncaya kadar mükerrer borçlanmaları sürdürenler onlardır.

Bileklerini keserek Abdülaziz'i katleden onlardır.

Abdülhamid'e iktidarı zehir eden onlardır, tam 33 yıl Allah'ın günü "diktatör!", " diktatör!” diye tepinen onlardır.

Bizi I. Dünya harbine sürükleyen, "Meşrutiyet", "Meclis" diye 33 yıl yırtınan bu insanlar, iktidara geldiklerindeyse, ülkeyi cihan harbine sokarken meclis kararı bile almadılar, meclis ve demokrasi aşkları böylesine sahteydi.

Balkan ve I. Dünya savaşları ile ülkeyi mahvettiler.

Koskoca Cihan Devletini, Türk İmparatorluğu’nu tarihe gömdüler.

1950’de iktidarı kaybetmelerinin hıncıyla 1960’ta Menderes'i onlar katlettiler.

Seçimle gelemedikleri iktidara 60-71-80- 97 darbeleri ile el koydular. Bu darbelerin her biri ile ülkeyi onlarca yıl geri götürdüler.

15 Temmuz'da tankları onlar alkışladılar.

24 Haziran’da bilmem kaçıncı kez seçim kaybetmeleri üzerine Şafak Pavey isimli CHP'li kadın, ta Fransa'dan Türklere parmak sallıyor, Türkleri ve Erdoğan'ı hapsetmekle tehdit ediyor. “Siz nasıl Erdoğan’a rey verirsiniz, gününüzü gösteririz” diyor.

Bu kadın, 7 Haziran seçimlerinden sonra PKK’lılara “Birlikte Türkiye’yi iyi salladık" demişti.

Türkiye'ye ve Türklere ne bitmedik kinleri var bu insanların?

Hürriyet, özgürlük, demokrasi, gibi kavramları kirleterek, emellerini müstevlilerin emelleri ile tevhid ederek, Türklere son 200 yılı zehir ettiler.

***

Kadıköy, Şişli, Beşiktaş neden PKK'ya oy verdi?

“Yıl 1997… Mihri Belli(*), Abdullah Öcalan'ı Bekaa kampında ziyaret ediyor. Sohbetin bir yerinde Öcalan, Şemdin Sakık'ı odaya çağırıyor. Mihri Belli' ye dönerek, “Mihri görüyorsun işte, Şemdin bile ‘savaş tıkandı, bu savaşla artık bir sonuca ulaşamayız, farklı bir yol izlemeliyiz' diyor. Belli ki o da savaşın bitmesini istiyor. Sen ne dersin, Ona biraz akıl veremez misin?” diye şikayet ediyor.

Belli, kekeleyerek, “Nasıl olur Şemdin, bu savaştır Kürtleri var eden. Bu savaş sayesinde Türk Solu ayakta duruyor. Sen nasıl olur da savaşın bitmesini istersin. Bu kadar emeğe, bu kadar çabaya yazık olmaz mı?” diyor.

Türk Solu ve PKK karşılıklı birbirini besliyor!

Bu böyle.....

Bu seçimde “Türk Solu” PKK’ya diyet ödedi.

(*)Mihri Belli: (1915-2011) Komünist siyasetçi ve yazar. İlkokulu Alliance İsrail Universal'de okudu, Orta tahsilini yaptığı Robert Kolej'in ardından ABD'de Mississippi Üniversitesi İktisat Fakültesi'ni bitirdi. Marksist düşünceyle Amerika'da tanıştı. Belli, yurda döner dönmez o sıralarda İstanbul il sekreteri olan ilkokul arkadaşı David Nea aracılığı ile yasa dışı Türkiye Komünist Partisi'yle ilişki kurdu, TKP saflarında faaliyet gösterdi.

***

CHP aydını-Türk halkı

CHP İzmir Milletvekili Bayır, seçim sonuçlarına ilişkin yaptığı değerlendirmede partisine tepki göstererek "İzmir'de yaşayan yüzde 2 civarında aydın bir kesimin HDP'nin barajı açması için oy verdiğini düşünüyorum. CHP, 'Kızılay' gibi bir yardım kuruluşu değil" dedi.

Türkiye'nin 1960’lardaki mühim sosyologlarından rahmetli Prof. Dr. Mümtaz Turhan'ın şu “aydın” değerlendirmesi demek ki hâlâ ne kadar da geçerlidir, gerçekçidir:

“Türk Halkı; şayanı hayret derecede bedeni mukavemete sahiptir.

Aydın, daha tahsili esnasında yumuşar, sonraları bedeni mukavemetini büsbütün kaybeder.

Halk, kanaatkar, ağır başlı, vakur, ve hürmetkardır.

Aydın, açgözlü, şarlatan, laubali, saygısız veya dalkavuk olur.

Halk, umumiyetle dindar ve manevi kıymetlere hala bağlıdır.

Aydın ise, ne dindar ne de dinsiz, fakat çok iptidai dar ve çok fena tarzda materyalist, çıkarcı olmuştur." (*)

CHP’nin sözde aydınları PKK'ya can suyu verirken, Türk halkı dağlarda PKK'ya karşı can veriyor.

CHP aydınlarının sorumsuzluğunun bedelini Mehmedler canlarıyla ödüyorlar!

(*)-Prof. Dr. Mümtaz Turhan: Garplılaşmanın Neresindeyiz? Emek Matbaası sh. 88, 1980.)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.