Türkiye’de gün geçmiyor ki ibretlik şeyler yaşanmasın. Bireysel anlamda yaşanan ibretlik hadiseler,her zaman her yerde yaşanmıştır, yaşanabilir.Ancak kurumsal düzeyde yaşananların, bu yaygınlıkta olduğunu söylemek bir hayli güç. Hele hele geçen gece yarısı ajanslara servis edilen haber gibi. Haber, bugünlerde kendi partisince istifası istenen Melih Gölçek’in başkanı olduğu Ankara Büyükşehir Belediyesi ile ilgili. Habere göre; Ankara B.Ş.B. bünyesinde ek dersli statüsünde çalışanlar, gece yarısı kadro dağıtılıyor diye belediye binasını kuşatmışlar.Olay o kadar büyüyor ki güvenlik güçleri müdahale etmek zorunda kalıyor.Nitekimöfkeli kalabalığı teskin etmeyi, Ankara Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteriolduğu söylenen kişi üstleniyor. Ancak söylediklerine bakıldığında, baskına gelen ek ders ücretli çalışanların, haklı olduğuna kanaat getirmemek mümkün değil. İlgili genel sekreterin açıklamaları, eylemin kendisi kadar ibret verici.Tam da iş üstünde yakalanmışlığın getirdiği çaresizlikle, genel sekreterin,önce kadro dağıtımını inkar edip, herkesi evine gitmeye zorlaması, sonrasında kadroların sırayla verileceğini ilan etmesi ve en son bu gece verilen kadroların iptal ve geçersiz sayılacağı açıklaması ile kötü bir mizansenin ortasında kalıveriyouz.

Türkiye’nin başkentinde,en büyük ikinci büyükşehir belediyesinde yapılan işlem ve sonrasında yaşananlar, Türkiye’ninkamu yönetimi anlayışı, belediyeciliği ve denetim mekanizmaları açısından yüz karası bir vaziyete işaret ediyor. Zaten gece yarısında, yani gecenin birinde ikisindebir işlem için belediyeyeçağrılmak gerekçesi ne olursa olsun şaibelidir, organizedir ve kirlidir. Bu olay, bu haliyle bir taşra kasabasında cereyan etse bir nebze anlaşılabilir. Maalesef hadise küçük bir taşra kasabasından ziyade Türkiye’nin başkentinde, en büyük ikinci büyükşehir belediyesinde gerçekleşmiştir. Kamu yönetimi geleneğimizde artık geride kaldığını, en azından kalması gerektiği noktasında ittifak halinde olduğumuz,söz konusu nepotik durum, yazık ki sistematik bir hal almıştır. Zira gelen tepkilerden, bu şekilde bir kadro dağıtımının daha önce de yapıldığına dair sonuçlar ortaya çıkmaktadır.Varındurumun vehametinisiz düşünün artık!

Bu hadise de yerel yönetimlerdeki ahvalimizin ne olduğunu açık ediyor. Üstelik ömrü belediye başkanlığında geçmiş bir kişiden bahsediyoruz. Burası ayrıca irdelenmesi gereken bir yer.Zira, şimdi istenmeyen adam ilan edilse de gökten zembille indirilmiş bir belediye başkanından söz etmiyoruz. Halihazırdaki partisi tarafından sürekli aday gösterilen ve seçim dönemlerinde, seçilmesi için, bahsi geçen ek ders ücretli çalışanların, adeta sömürülerek çalıştırıldığı, kadro vaadiyle sürekli kandırıldığı, bir başkanlık döneminden kimsenin haberdar olmaması mümkün değil.

İkincisi, bir gece yarısı yangından mal kaçırır gibi yapılan işlem. Kimlerin hangi gerekçelerle kadroya layık görüldüğü, kimin hangi kusurlardan dolayı muaf tutulduğu belirsiz.Zira kişisel bağlantılar dışında bir kriter, ölçüt mevcut değil. Yukarıda belirtildiği gibi daha önce de bu şekilde kadro dağıtımının yapıldığı gelen tepkilerden anlaşılmaktadır. Büyükşehir Belediyesinin bazı birimlerinde sıradışı bir kadrolaşmanın rutine çevrildiği görmek hayret verici!

İçlerinde yirmi yıla yakın ek dersli statüsünde çalışan toplam 1500 civarında insan, haftanın 6 günü ve asgari ücretin biraz üzerinde bir maaşla çalışmakta. Ağır çalışma koşullarına karşın Belediyenin, Ak Parti’nin her türlü etkinlik, organizasyonlarında kar kış demeden görevlendirilen bu insanların statüleri ne olursa olsun mali ve özlük haklarında iyileştirmelerin yapılması zaruridir.

Diğer taraftan yapılan işlem hukuksuz, ilkesiz olduğu gibi aynı zamanda iş ortamını ifsat edici niteliktedir.Çalışma barışını bozan bir hüviyete sahiptir. Tek suçları etkili bir yakınının olmayışı veya böyle bir yola tevessül etmemiş olmaları mı?

Söz konusu durumun elzemliği elbette ki bir devletin, hükumetin veya belediyenin kadro vermeye çalışması değildir. Mesele şu ki modern, demokratik bir devletin kadro işlemlerini, bazı personelleri veya kurumları aracılığıyla, meritokrasi ilkelerine uygun, kriterlerin, kıstasların açık ve kesin olduğu ve tüm bu işlemlerin şeffaf şekilde yürüttüğüdür. O halde bir belediyenin, gecenin bir yarısı hangi kriterleri haiz olduğu anlaşılamayan bu 150-160 kişiyi kadroya layık görmesi,hangi karmaşık ilişki ağının semeresidir?


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.