Biyografiler

Mehmet Nuri Yardım 16.10.2016


Biyografinin, bugünkü deyimle özgeçmişin eski karşılığı, tercüme-i hâl, çoğulu ise teracim-i ahvâl'dir, yani hâllerin (durumların) tercümeleri demektir. Biyografi, ünlü kişilerin hayatlarını anlatan yazı ve kitaplardır. Hayat hikâyesi karşılığında da kullanılır. Osmanlı Türkçesi terkibiyle Tarihçe-i hayat (hayatın tarihçesi) şeklinde ifade edenler de vardır. Biyografilerin ille de ünlü kişiler için yazılması gerekmiyor. Hayatında önemli işler yapmış, mühim görevlerde bulunmuş kişiler hakkında da değerli biyografi yazıları veya kitapları yazılabilir.

Biyografiler, bir makale sınırında tutulabileceği gibi bir kitap büyüklüğünde de olabilir. Bu biyografik eserlerde askerlik, sanat, bilim, politika, eğitim, sanayi gibi alanlarda toplumun sevgisini kazanacak başarılara ulaşmış kişilerin doğumlarından itibaren hayatları etraflıca anlatılır. Bu nitelikleriyle biyografiler, eğitici bir değer taşırlar. Genelde başarı hikâyeleridir. Genç kuşaklar bunları okuyarak hayatları için çeşitli dersler alır, yaşanmışlıklardan ibret kaparlar.

Biyografi, ünlü kişilerin kendileri tarafından yazılmışsa, “otobiyografi” adını alır. Biyografi açık, sade bir dille tarafsız bir görüşle yazılan kimsenin dönemini, çevresini inceden inceye araştırarak yazılırsa başarıya ulaşır, beklenen etkiyi meydana getirir. Biyografi kitabı, çok iyi bir hazırlık sürecinden sonra ortaya çıkarılmalıdır. Eski şairlerimizin hayatları hakkında bilgi veren şuara tezkireleri de aslında birer biyografi sayılır.

Bir kişinin hayatının bir başkası tarafından yazılması, ‘biyografya edebiyatı'nın temel özelliğidir. Antoloji ve ansiklopedi gibi eserlerde yer alan ve herhangi bir kişiyi tanıtmayı hedef alan bilgilerde doğum, ölüm yılları, öğrenim ve meslekî durum gibi kalıplaşmış bir yol takip edilir. Bir kimsenin şahsiyetini meydana getiren üstün niteliklerinin anlatıldığı biyografilere “portre” denilir. Ama artık edebiyatımızda portre ayrı bir tür olarak kabul edilmektedir. Bir kimseyi çevresi gördüğü işler, özel hayatı ve eserleriyle kendi çağı içinde ayrıntılı olarak ele alan biyografiler, anlatım biçimine göre monografi veya biyografik roman adını alırlar. Bir kişinin ölümünden hemen sonra hâtıralarını aktarmak maksadıyla yazılan eserler de biyografi türüne girer. Buna “nekroloji” denir.

İslâm dininin yayılması ile birlikte biyografi türü de çok gelişmiştir. Bilhassa peygamberler, İslâm âlimleri, mezhep imamları ve evliyaların hayatları yüzyıllar boyunca çok geniş biçimde kaleme alınmıştır. Dinî edebiyatımız içinde biyografik özellikler taşıyan yazı ve eserler çoktur. Aslında Siyer-i Nebi dediğimiz ve Peygamber Efendimizin hayatını anlatan eserler de bir bakıma biyografi türüne dahil edilebilir. Osmanlı'da biyografi 16. Ve17. yüzyıllarda gelişmiştir. Tezkire, menakıp, vefayat, devha, sefine, tuhfe, hadisa, fihrist, silsilename, şairname, gazavetname, sicil gibi başlıklarla kaleme alınan biyografiler, bir kişiyi veya birçok kişiyi anlatır.

Bursalı Mehmed Tahir, Behçet Necatigil, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, İbnülemin Mahmut Kemal İnal, Abdülhak Şinasi Hisar, Mehmet Fuat Köprülü, Mithat Cemal Kuntay, Sadettin Nüzhet Ergun, Tahir Alangu ve Şevket Süreyya Aydemir biyografik eserler kaleme alan yazarlar arasındadır. Bilhassa Mithat Cemal Kuntay'ın Mehmed Âkif isimli eserinin bu konuda örnek olarak okunması gerekiyor. İbnülemin Mahmud Kemal İnal'in eserleri ve İhsan Işık'ın kitapları ile ansiklopedileri de biyografi alanında son derece önem arzediyor.

Bugün de çok değerli biyografi kitapları yayımlanmaktadır. Meselâ Prof. Dr. Sefa Saygılı'nın Mazhar Osman, Ayhan Songar, Türk Kızılayı'nın Kurucusu Dr. Abdullah Bey ile Türk Kızılayı'nın Kurucularından Kırımlı Dr. Aziz Bey bilinmeyen bir çok bilgiyi okuyucuya aktaran son derece faydalı eserlerdir. Orhan Okay Hoca'nın Dergâh'tan çıkan Mehmed Âkif Kalalıklarda Bir Yalnız Adam, okunması gereken bir eser. Ahmet Özdemir Gültekin Samanoğlu'nu (Basın İlan Kurumu Kültür Yayınları) kaleme almıştı. Talat Ülker ise, şiirleri gönüllerde “Ölürüm Türkiye'm” şiiri dillerde olan merhum şairimiz Dilaver Cebeci'yi yazdı (Bilgeoğuz Yayınları). Zehra Aydüz'ün Adile Sultan isimli eseri de bu türde okunabilecek değerli bir başka kitap. Bu eser de Zafer Yayınları'ndan okuyuculara ulaştı.

Son yıllarda İslâm âlimleri, Türk sultanları, Osmanlı padişahları ve bilhassa Selahaddin-i Eyyübi, Fatih Sultan Mehmed, Abdülhamid Han, Bediüzzaman Said Nursi, Adnan Menderes, Turgut Özal, Mehmed Âkif, Necip Fazıl, Cemil Meriç, Tevfik İleri, Ziya Nur Aksun, Sezai Karakoç gibi değerler hakkında seçkin eserler yayımlandı. Biyografiler çok önemlidir. Bizde bu türe eskiden gereken değer verilmiyordu. Ama bugün hemen hemen bütün yayınevleri, talep üzerine biyografik kitaplar yayımlıyorlar. İyi de yapıyorlar. Bu neşriyat, kültür hayatımızın zenginleşmesine, bugünkü nesillerin geçmişin değerlerini daha iyi tanımalarına ve anlamalarına vesile oluyor. Örnek şahsiyetlerin destansı hayatı günümüze de ışık tutuyor. Kütüphanelerimizde her türden kitabı bulundurmalıyız ama biyografik eserleri de eksik etmemeliyiz.


Etiketler: