Afrin'de yürütülen Zeytin Dalı Harekâtı için Suriye'ye giden Denizlili Jandarma Astsubay Mehmet Dinek ailesine gönderdiği bir fotoğrafa şu notu yazmıştı: "Biz öldük mü ki vatan bölünsün. Afrin'den Nazilli'ye selam olsun.”  Mesajınız bile ölümsüzdü. Siz ölmediniz!

                Afrin operasyonuna katılan kahraman askerimiz bu mesajın ardından şehit düştü. Dediği ve inandığı oldu  “ölmedi” ve inancımız gereği ölümsüzlüğe uçtu. Onun gibi diğer şehitlerimiz de en yüce mertebeye erişti. Sizler, vatanın bölünmemesi ve payidar kalması için canlarınızı feda ettiniz. Toprağı kanlarınızla suladınız. Ve toprak vatan oldu. Siz ölmediniz!

 Umutlarınızı, aşklarınızı, hasretlerinizi, sırlarınızı, gençliğinizi ve geleceğinizi bizim için feda ettiniz. Siz ölmediniz!  

Afrin Kızılelma oldu. Beklemesinler, dediniz. Dönmeyi düşünmediniz. Çünkü siz, Çanakkale’de geçit vermeyen kahramanların torunusunuz. Çanakkale geçilmedi, yârden ve serden geçildi ama vatandan geçilmedi. Siz ölmediniz!

Siz ölmediniz, belki biz öldük ve ölüyoruz. Sizler, vatan savunmasında iken, bizler futbol maçının heyecanına kaptırmıştık ruhumuzu. Sizler, “ Allahu ekber!” nidalarıyla gençliğinizi siper ederken, bizler, “goool” sesleriyle amigoluk yapıyorduk emperyalist düzenin kanı emici vampirlerine. Ölen bizdik gafletin derelerinde. Sizlerse dirildikçe diriliyor, kahpelere vurdukça vuruyordunuz! Bizler de asıl diri olan sizlere üzülüyor, ağlıyorduk. Oysa asıl ölen bizlerdik. Siz ölmediniz!

Vatan şairi O. Şaik Gökyay tam da sizi anlatmış aziz şehidim. 

“Ardına bakmadan yollara düşen,
 Şimşek gibi çakan, sel gibi coşan,
 Huduttan hududa yol bulup koşan,
 Cepheden cepheyi soranlarındır.”

Bu vatanın asıl sahibi sizsiniz. Sizlerle payidar kalacak, sizlerle dalgalanacak al bayrağımız! Siz ölmediniz!

Siz şehadete yürürken, bizler parklarda yollarda yürüyorduk. Emindik, siz vardınız hudutta. Ey aziz şehidim, henüz nişanlanmıştın. Taptaze ve tertemizdi aşkınız. Şimdi en büyük aşka, vatana, Kızılelma’ya kavuştunuz. Siz ölmediniz!

Bizlere film gibi geliyor kahramanlığınız. Son dakikaya düştüğünde kara haberler, belki bizler sofrada, oyunda, düğündeyiz. Sizler ise bir hainin namlusunun hedefindesiniz. Ayrılığınız ile boğazımıza düğümleniyor her şey.  Ateş düştüğü yeri yakıyor. Bizim ocağımızda aş pişerken, sizin ocağınızda hüzün kaynıyor. Sonra ocaklardaki hüznün de acının da bizi korkutamayacağını, yıldıramayacağını merhum Âkif ‘in ikazıyla anlıyoruz ve metanetimiz, sabrımız artıyor. Siz ölmediniz!

“Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;

Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak...”

                Sizi, ruhunu büyük şeytana satanlar öldüremez aziz şehidim. Yalnız içimizde öyle ahmaklar var ki bunlar, sizin canınızı feda ettiğiniz bu cennet vatanın ekmeğini yiyip, başköşeleri tutanlar. Size “şehit” diyemeyecek kadar korkak olanlar. Sizi anmak şöyle dursun, çiçekten böcekten, estetikten,  edebiyattan ve sanattan bahsedip, üst perdeden konuşan ve bizden sandığımız, kandığımız adamcıklar var. İşte bunların ihaneti, düşmanın kurşunundan daha ağır ve acıtıcı geliyor. Yazıklar olsun onlara da!

 Ey aziz şehidim, yas tutmuyoruz! Çünkü siz düğüne gittiğinizi söylemiştiniz. Siz ölmediniz! Bunu biz değil, Allah diyor.

Göğe çekilen tertemiz ruhunuz al bayraktır

Ayrılığınıza cümle âlem ağlayacaktır

Sekiz kapısına yazılır cennetin isminiz

Şehâdetiniz arzı, arşa sonsuz bağlayacaktır

               

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.