Küresel adaletsiz sisteme karşı dik duran, tarihine, ecdadına ve geleceğine sahip çıkacak olan duruşla Cumhurbaşkanımız Erdoğan, 2023 yürüyüşüne milletiyle yürümeye devam ediyor. Dünya mazlumlarının dertlerini sona erdirmek için, daha adil ve daha yaşanılabilir bir dünya için bilinçli politikalarla sahayı kuşatıyor, Sezai Karakoç'un yeni ve büyük bir medeniyet tasavvuru olan Diriliş nesli için çaba sarf ediyor.

Dış politikamız da bu eksende; dünya üzerinde iyi ve güzele dair ne varsa savunuyor, her daim hakkın ve adaletin tarafında duruyor,  adaletsiz dünyayı değiştirebilmenin mücadelesini veriyor. Gelişen Sekiz Ülke (D-8) Örgütü’nün 9. Zirve Toplantısı da Cumhurbaşkanımızın ev sahipliğinde bu misyon ile gerçekleştirildi.

“İşbirliğiyle Fırsatları Çoğaltmak” temasıyla gerçekleştirilecek zirvenin verdiği mesaj: ‘Engelleri ve barikatları aşmalıyız. Adaletsiz projeleri omuz omuza vererek yıkmalıyız’ oldu.

Yoksa yıkılan insanlığımız.

Kaybeden mazlumlarımız.

İşte ateşi bugün Kerkük’e taşımak istiyorlar. “Yapmayın” diyoruz, “Ateşle oynamayın” diyerek sesimizi yükseltiyoruz; diplomatik tüm yolları deneyerek kardeşliğin zedelenmesinin, yeni mağduriyetlerin önüne geçilmesinin mücadelesini veriyoruz. Bizim projemiz sınırları aşan kardeşlik, küresel adaletsiz sistemin senaryosu sınırları değiştirip, kardeşi kardeşe kırdırmak. Bizim yanımızda millet, onların yanında vesayet elbiselerini giydirdikleri piyonlar var.

“Durun” diyoruz, piyonlara: Adaletsiz sistemin maşası olmayın. Bölgeye kan ve şiddetten başka bir şey getirmeyen bin yıllık projelerde yer almayın. Bir ve beraber olarak kan üzerine yazılan sahneyi yıkmak yerine, sahnede figüran rolü alarak; demografik operasyonlara, karmaşık planlara, işgal girişimlerine ortak olmayın.

Kerkük, Ümmetin toprağıdır. Ümmeti bir arada tutacak olan sömürgeciler değil, kardeşliğimizdir. Kardeşliğimizi ırkçılık fitnesiyle bozmaya çalışanlara vereceğimiz cevap; birbirine kenetlenmektir. Yaşanan acı tecrübeler ortada. Tecrübeler Ümmet olmayı zorunlu kılıyor. Zulüm, ölüm ve kargaşa ortamını dayatanlara inat bu zorunluluğu, sorumluluk bilinciyle sırtlayıp coğrafyamızda hâkim kılmalıyız.

Önce kardeşleri yabancılaştırıyorlar.

Sonra kardeşleri düşmanlaştırıyorlar.

Buna razı mı olacağız?

Ne yapmalıyız? Önce mezhep ve etnik köken sınırlarımızı aşmalıyız. Adalete sarılmalıyız. Adalete sarılıp, mezhep ve etkin köken sınırlarımızı aşamazsak, dayatılan sınırlarda kalacağız. Biz çizmedik bu sınırları. Biz köprü olup aşmalıyız. Ümmet bilinci devreye girmezse, susarsa, körleşirse köprü olamayız. Köprü olamazsak, aynı acılar farklı bedenlerde karşımıza çıkmaya devam eder. Ortadoğu’yu tümüyle parçalamakla yetinmez, ruhlarımızı da parçalarlar.

Geçmişi ve yakın dönem olayları ile dünya genelinde ve Türkiye'de günümüzde yaşanan olaylar zincirinin takibini ve analizini yaptığınızda bütün taşların kusursuz bir şekilde yerine oturduğunu göreceksiniz. Emperyalizmin bin yıllık projesi hayata geçirilmek isteniyor. Bu proje karşısında denenen derin operasyonu boşa çıkartacak olan kardeşliğimize sarılmayacağız mı?


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.